sehpa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sehpa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.09.2014

çay kutusundan zaman kapsülüne..



pazar günü feys'te..
anıları nasıl saklarsınız ?
dedim..

ben saklarken sergilemeyi severim..

beyazdan sonraki takıntım altın varak..
ama hala klasik uygulamaların dışında olsun istiyorum..

bir kitaplık gördüm ..
içi altın varak..

bir sehpa gördüm..
içi göz göz üzeri cam .. sergilemelik..
bir tepsi gördüm..
eskiden matbaa kalıplarını koyarlarmış..

ve üçü birleşti..

çay kutusu..
ama her marka hele de benim markalar..
içine sığmıyor..
dolabın içinde bekliyor..


çıkardım içindeki bölmeleri..
beyaz tutkalla varak yaprakları ..




birer birer..
gide gele varakladım..


kutunun iç kenarlarını da..


sonra diplere ikea bahçeden alınmış da unutulmuş ..
mumların altına koymalık bir torba..
ne bu.. sentetik kum mu?
boncuk mu?
her ne ise..
onu boca ettim..

içinde şu an 3 nesne var..
kabuklar ve ametist..
kabuklar özel yalnız
Justinianus limanı kazısı gezisinden..
birisi limandan mor olan..
nerden baksan 2300 küsur yaşında..

diğeri ayak izleri seviyesinden..
limanın 18 basamak altından ve 6000 yıl öncesinden..

amelistin bu hale kaç bin yılda geldiğini bilmiyorum bak..


düşündüm ki..
zaman.. iyi bir kahve masası nesnesi..
ne olsa doğa zaman içinde yaratıyor.. koruyor.. güzelleştiriyor..
oysa biz zamana karşı yarışarak..
yıkıyor yakıyor ve yok ediyoruz..

çay kutusundan..
zaman kapsülüne..


21.08.2014

farklı kökenden kaynaşmış sorunsuz bir toplum .. ay yok .. eşya için neler gerek..

son noktalardayız ..
eşya yerini buldu ..
şimdi süslemelere geldik..

leman hanımın   koltuklarını kitaplığın önüne konuşlandırdım..
kitap okuma ..
sohbet etme..
piyano çalanı izleme..
yağmurun karın tadını çıkarma köşesi..

pek de sevdim..
ortasına aynı tarz sehpasını koydum süperim .. 
sonra yemek masası.. Saime hanımın vitrini leman hanımın bardak dolabını yerleştirdim ..
duvarda iki 3tl'ye evet yazıyla üç H'ye Kadiköy eskilerinden aldığım aplikler..
ortasında patine çerçeveli ayna ..
pek güzel ..
L kanepe yerleşti..
önüne modern bir sehpa aranmaya başladım ..

merdivende oturup baktım kahvemi alıp ..


iğrenç ..
mobilya mağazasında gibiyim..
şu köşe Lui kenz..
bu köşe Lui sez ..
burası da modern köşemiiiz..

neyi yanlış yaptım..
neden o güzel dergilerdeki gibi kaynaşmış mutlu bir ortam olmadı..

deyip gugl'anıma  dert yandım..
ben bu bölünmüşlüğü..
bu ötekileşmiş kanapeyi..
bu birbirini kucaklayamama halini nasıl düzeltirim..
neden fransızlar italyanlar bunu becersin de..
ben beceremeyim..
niçin dünya gülsün bana.. ben yalnız ağlayım..
neden bir ulus .. ay pardon bir füzyon ortamı yaratamayım..
dedim..

meğer kuralı varmış..
 80 / 20 oranı varmış..
bazı stiller ve ahşaplar karışmazmış..
ama her şeyde bir 80/20 iyi olurmuş..

hmm demek 50/50 politikada olduğu gibi dekorda da iyi sonuç vermiyor..
tamam sustum..

özetle bu köşe modern köşesi dememeliymişim..
hepsini karıştırmalıymışım..
80/20 oranında ..

önce leman hanımın koltuklarının ortasındaki..
sehpamı..
iki ucundan yapışıp kucağımızda bebemizle..
ah gençlik.. ümit ve diğerleri-..
horhordan evimize taşıdığımız sehpayı..
L kanapenin önüne çektim..


kaça kaç oldu bilmem.. ama..
2 şekilde bir düzelme oldu..
hem klasik.. modern'in önüne yakıştı..

hem de 3 koltuk 4 bacaktan 12..
 4 de sehpanın 16 bacağın..
 nasıl kalabalık ettiğini anladım..
koltukların ortası boşalınca daha iyi göründü orası..
neden ki..
orda oturan nereye koyacak kahvesini çayını..

gene gugl' hanıma koştum ..
bunun da kuralı varmış ..
bir mekanda çok bacak varsa..
havada kalırmış..
onları yere demirlemek gerekirmiş ..
örnek eteği olan koltuk..
yere oturan bacaksız sehpa..
bacaksız koltuk gibi...d da 80/20 imiş..

çok eğlenceli..
insan gibi demek..
karakter havada kaldı mı.. olmuyor demek..

tamam yere oturan kanapenin önüne  uzun bacaklı havalı sehpa..
modern / klasik karışımı..
doğru kombin .. kaynaşmış bir mutluluk hali ..

o zaman modern ama oturaklı sehpa..
 uzun bacaklı koltuklara nasip olacak..
hem de onlara aklı başındalık verecek..
seçimler bu yöne kaydı..

demirliyor ama.. çok klasik..

demirliyor ama çok demir..

aşık oldum ama türkiye'de yok =(

ikea fazla sade .. demirliyor .. fiyat makul..

ışık yandı.. ikea-hack.. lavliii


araştırmalar sürüyor..
2 seçeneğe indirdim beklemedeyim..

yemek bölümüne modernliği nasıl katarım derken onu da buldum..
aynayı aldım ..
L kanapenin arkasına..



2 apliğin arasında 2 modern tablo asılacak ..
şimdilik iki beyaz tuval..
adları hiçlik.. =)..

evet bugün bu kadar..
karıştırırken ölçülü olmayı öğrendim ben..

yarın sehpa ve duvara neyi nereye nasıl asmalıyız onları yazalım.. aynayı asarken öğrendiklerimi..

4.05.2014

varakçı geldi hanım..

epeydir elimi denemek istiyordum varak işinde..
ve..
epeydir elimde bir emanet masa vardı..
arkadaşımın annesinin kahve masası
1950lerden kalma bir röprodüksiyon..
röprodüksiyonların da tarihi eserleştiği zamanlardayız evet..
röprodüksiyonlara yeniden yapım denilebilir tabii ama demiycem..

masanın üzeri su almış kaplaması kalkmış.. 
sen bunlarla bişeyler yapıyorsun.. demişti belki masamı kurtarırsın..
geri ver demedi..
senin olsun demedi..
masa durdu kenarda..
kurtarmadım.. 
bahçede kaderine terkedildi kaldı epeyce..
üst kaplaması ölünce yok etmeyi düşünüyordum.. nerdeyse..

çb.. alıp götürmüş marangoza 
hem kötü parlak verniği sildirmiş hem de yeni kaplama yaptırmış..
şaşkın mı az bilmem ama bizim sanmış..
ve masa ham masa olarak geldi..
beni epeyce zımpara işinden kurtarmış oldu..

ev hala alt üst..
ilham için bakınıyorum nette sağa sola..
bir yuvarlak masam var..
tamamen öykülü.. hüzünlü bir gerçek fransız masam var.. 
iki kere kurtardım masayı.. üçüncü şekline ilham aramaktayım..
sonra iki yeni "eski" sehpa geldi.. üstü altı karışık.. öyküsü belirsiz ..
o yüzden bakınıp duruyorum..

bakınırken arkadaşımın masasına ne yapacağımı bildim ..
evini ve eşyalarını yeniledi..
açık uçuk renklere gitti bu sefer..
moderne kaydı biraz da..
pırıltı taş sim pek sever.. 
o zaman varak..dedim..
modern dokunuşlu bir fransız masacık..

önce.. her zamanki gibi.. azcık alçı karıştırdığım plastik akrilik duvar boyamla boyadım..
kum beji..
iki kat.. boyadım ara zımparaları yapıldı.. bu boya..
kokusuz dertsiz olduğundan..
evin içinde hallettim yağmura rağmen..duruyordu kenarda güneşli hava bekliyordu..


üzerindeki de ..
deneyeceğim varak malzemesi..
benimki bu marka bauhaustan aldım ve bir yerlere saklamıştım altı ay mı oldu..

netten okudum..
nasıl yapacağımı..
bu paketin içinde 25 yaprak var..
anlaşılan yüzey geriimi yüksek arkadaşın.. çünkü aman elinize yapışmasın uyarısı gani..
bunun bir de yapıştırıcısı var.. aynı marka beraber sergileniyorlar zaten.. 


gravyer peynir serpme kavanozu epeydir talk pudrası doluydu..
ben hiç sevmem plastik ambalajları mümkün olan herşeyi hemen uygun cam kaba geçiririm..
onu da kaptım..
üçüncü şişe araya karışmış böcek ilacı onu bahçe dolabına koydum.. =)


uygulama tarifi kolay..
1-ellerini pudrala..
2-yapıştırıcıyı sür..
3-varak yaprağı koy .. varak fırçası ile yerine yapışmasını sağla..
4-bekle kurusun..
5-parçalar uçuşuyor o yüzden bahçede yap.. 

bu listeye ulaşana kadar epey okuma yaptım..
ipuçları ordan..
bahsettikleri fırçalar ne menem şeyler diye..
internette arandım..
resim aramada..
esas kız varak fırçası.. allık fırçasına benziyor.. 
tamam o da var..
başladım..
ama bu kadar basit olmadı..

o yüzden ben.. daha ayrıntılı  anlatıyorum.. faydam dokunsun.. aleme..

önce yapıştırıcıyı .. ki süt gibi beyaz bir sıvı.. sürüyorsun (ben sünger rulo ile sürdüm.. sünger fırça ile sürülür diyordu ama yoktu elimde.. gayet başarılı oldu..) .. biraz bekleyince azcık kuruyor ve yapışkan hale geliyor.. ve şeffaflaşıyor.. bu birazın tanımı yoktu ..
söylüyorum.. ruloyu yıkadım geldim.. hazırdı .. 2-3 dakika demek ki..
çabuk kuruyor..
tamamen kuruyunca yapışmıyor varak.. o yüzden ufak alanlarda çalışın diyorlar..
ufak alan olarak benim sehpa yaklaşık 40/60.. hepsine sürdüm sorun olmadı.. 

parmağını değdin de ağdamsı bir yapışkanlık hissettinse.. tamam.. 
küçük bir defter görünümündeki varak sayfalarından birini alıp ..
ki talk pudrası burada işe yarıyor.. 
ellerini pudralıyorsun ve eline aldığın yaprağı çok kolay tutup alıyorsun.. 
bahçede yapıyorduk evi korumak için ama rüzgarın tam ilk varağı elime almamla çıkmasına kaç puan bir anda suyun yüzü nasıl buruşursa esinti ile.. öyle buruştu elimde tuttuğum şey.. acele ettim ben de köşeye denk getirmeden atıverdim masanın üzerine.. 
allık fırçamla üzerinden geçiverdim.. azcık yamuk olsa da.. pek beğendim ve devam ettim.. 

varak kağıtları yapıştırıken öyle mozaik gibi yanyana filan getiremiyorsun..
değdiği yerde kalıyor..
o yüzden aralık kalmasın diye biraz üstüste bindirmekte fayda var.. 
ve her şeye rağmen aralarda aralık kalırsa ufak parçaları.. o fazlalık olanları oralara yamayın diyordu internetteki kaynaklar.. 
sonuç..
yapıştır ve tekrarla.. 
şu noktaya geldik..
on beş dakkamı bile almadı..


allık fırçası ile üzerinden hızlıca ve aynı yönde geçtim.. o havada duranlar uçtu gitti.. 
rüzgar devam ettiğinden hepsi evin içine kondu.. ve bahçeye ve heryere..

o noktada mola vermem gerekti..
çekirdek yemek hazırlamış .. 


o arada bizimki iyice kurudu tabii.. 

gittim yakından baktım ki..
bazı aralık yerlere ufak varaklar yapıştırırken bişey olmuş.. bozulmuş çirkin görünüyor.. 
aman nolcak dedim o yerlerin  üzerine azcık yapışkan sürdüm.. tekrar varakla yamadım..
sonuç..
berbat..


internete girip varak nasıl kurtarılırı aradım..
yok öyle bir ipucu..
o zaman dedim..
ikinci kat varak ara bakayım gugl'anım..
aradı vaaay..
zaten derin ve havalı olsun istiyorsan..
iki kat yapcakmışsın..

tamam o zaman dedim yeniden başladım..
tutkal..
talk pudrası..
parmak kontrol..
cırk etti tamam..
bu sefer ortadan başladım..
rüzgar yine eşlik etti ama hafifti..
yapıştır..
allık fırçasıyla üzerinden geç..
bekle kurusun..
bi saat sonra.. kuru bezle bastırarak sil..
o arada bacaklara benim en sevdiğim  balmumunu geç bekle kurusun..
azıcık kahverengi karıştırılmış balmumu ile kirlet..
bekle kurusun ..
kuru bez ile parlat..
sonra üzerine oymalı alanlara parmakla sürülen gümüş varak geç.. 
bekle kurusun parlat..

en son korkarak..
gümüş varak alanın üzerine balmumu geç.. 
bişey olmadı .. bozulmadı.. ohhh de..bekle kurusun..
kuru bezle parlat..
girinti çıkıntılı alanlara girebilmek için kullanılmamış bir ayakkabı parlatma fırçasını  kullan ..
sonuç..



bence pek güzel oldu.. 

şimdi kahve yap dedim..
masayı alıp gidiyorum...
sahibisine teslim edicem =)..



27.09.2012

varan üç.. diyorum.. balmumu patineyi anlatıp ben dinlenmeye çekiliyorum...

 evet nerde kaldık..
sanırım balmumu cilada..

bunu çok aradım ben.
zamanında pariste habitat^da kasada kavgalar etmiştim bunu alabilmek için..
havalıyımdır sadece pariste kavga ederim.
burda kuzu gibiyimdir..

=).. balmumu cila kolaydır güzeldir candır..
internette aradım durdum..
balık kokulu ve yenilebilen ikea evimizin herçeyi  cilasına kavuştum..
kullanamadım.. evimin cilası olamadı..
koku beni tuttu.. telrarlıyrrum varsa heveslisi.. buraya yorum yazsın hemen gönderirim.. iki kutu stokta duruyor..

derken..
koçtaşa gidiyorum .. evimi çok seviyorum..da dolaşırken buldum..
balmumu cila..
hemen şeffafından aldım..
zaten başka rengi yoktu..

şimdi..
yeni kabarıkmacunla  kalıp kullanılarak desenlendirilmiş masa üstüne..
balmumu cila ve balmumu cila ile patine yapacağız..
uygulama kolay..
şişeyi salla.. tüy bırakmayan bir bezle..
sür..
onbeş dakika bekle..
yine tüy bırakmayan bezle parlat..

balmumu ile patine yapacağımızda..
önce şeffaf balmumu geçmek gerek..


beziniz benimki gibi solgun çiçek desenli ise..
daha bir vintıc etki yaratılabilir elbet..


bak nasıl parladı nasıl saten gibi oldu..

şimdi.. ben bu değilim..
saten .. şık.. pırıl.. titiz..
bu ben değilim..
en korktuğum kişiler.. net.. düzenli.. süper düper düzgün insanlardır..
hele gün sonunda.. ütülü şıkır kalanlardan ödüm patlar..
ben yaşarım..
otururum kalkarım..
elim kolum oynar..
ayağımı altıma alırım..
kırışırım ..
dağılırım..
o yüzden..
eşyalarımı da..
kirli severim =P..
nasılsa krrlenecek berelenecek..
en iyisi ben yapayım diyenlerdenim..

bu yüzden balmumu cilaya biraz kahverengi kattım..
bu ister yağlı boya olur.. ister.. herhangi bir renklendirici olur..
farketmez..
bu karışımın adı.. glaze.. renklendirilmiş şeffaf cila malzemesi..


dilbasacağı ile karıştırdım ..


şimdi de fırça ile sürüyorum..


korkmuyorum.. kirletiyorum..
rahat rahat aralıklara girintilere iyice işlemesini istiyorum bu çamur rengi cilanın..



gitti güzelim masa.. di mi..
yok bişi olmaz..
bu kez.. beklemeden hemen kuru ve yumuşak bir bezle siliyoruz..
fazlasını alıyoruz..
dilediğin kadarını temizle ey okur..
çok temizlersen..
bi daha kirletirsin.. hiç bişi olmaz..


kenarlarda girintilerde biriksin.. izin ver..


fırça izlerinde biriksin.. 
zamanın izi gibi dursun..

bu konuda bişey okudum geçenlerde..
patine düşkünlüğü ile ilgili bir analiz..
onu da atalet blogda paylaşacağım..

ama burda.. 


bu güzelliği..


bu güzelliği.. 
paylaşmak istiyorum..
çestırıma gömülüp.. kahvemi konyağımı alıp yeni masamın keyfini sürmeye gidiyorum.. 

ama maraton devam ediyor... sessizce.. 




hep internettesin deme .. kuruma bekliyorum.. moladayım..



evet hızlı ilerletiyorum günü..
şimdi bir yapılmış daha..
bütün amacım.. kitaplığın etrafında bir yaşam alanı oluşturmak..
o yüzden herşey rötuşlanıyor.. yer değiştiriyor..
yeniden kullanılıyor..

şu tahta sini ayakları vardır hani..
katlanır kapanır..
yazlıkta bir adet türk odası ama kilimsiz kilim desensiz daha çok fransızın türk odası yapmışı gibi..
işte orada bir baş ucu komodini..
bu ayak ve üzerinde bir adet dekupajlanmış sini vardı..
gereksiz bir şekilde..
mekan değiştirip gelmiş 21liğin evine..
o da nefret etmiş..
tıkmış dolabının arkasına..
aldım geldim..
atılmadan önce bir şans verdim..
greige yaptım.. beyazla patineledim..
dolabın arkasına koydum ben de sonra şunları görmeye başladım..





ve fikrim geldi..

karısını pikniğe götürmeden duramayan sevgili marangozumdan yuvarlak bir medefe kesmesini istedin kenarını da frezelemesini..
ben freze diyemedim tabii.. sadece tarif etmeye çalıştım..
beceremeyince gösterdim bi örnek..
kenarı azıcık süslenmiş oldu böylece..

boyası bildiğin gibi artık sevgili okur..
önce bi kat beyaz .. sonra iki kat greige ev yapımı kireç boyası..
zımpara..

yeni buluşum sevgili balmumu cilayı kullanacağım heyecanlıyım..
derken aklıma gene birşey geldi..
hem burası tarif veren bir blog..

kabartmalar istiyordum üzerinde..
ahşap macunu..
bin yıllık bir kalıp ve dil basacağı ile motif yaptım.. onu anlatacağım..
neden dil basacağı.. ille şart mıdır dersen..
değildir..
elimde o vardı.. sen dilersen bıçak kullan dilersen tarihi geçmiş kredi kartı..

stencil dedikleri plastiğe oyulmuş desen kalıpları gerekiyor..
eğer yoksa.. ne gam..
al eline bir eski naylon dosya..
şeffaf kapağına çiz bir desen kes..
istersen tırnak makasıyla istersen..
maket bıçağıyla..
daha güzeli var ama..
istersen al bir havye yapı marketten..
onunla kes.. oy çıkar..

bunlar benim eski kalıplarım..



ben bunu yıllar önce bir komodin için yapmıştım..tırnak makası ile..
acemilik dönemi çalışmalarımdan..
saime hanımın motiflerinden biridir..


yeni buldum bu macunu..
ufak bir kutuda ve çok ucuz 3 yetele civarında fiyatı..
kurusa da üzülmem anlayacağın.. 
malzemeyi bitiremeyip çöp yapmak 
amatör kraftçının kaderi..


ahşap macununu dil basacağı yardımı ile sür kalıbın üzerine..
biraz pasta kreması sürmeye benziyor..
gayet kolay..


çok mükemmel olması gerekmiyor.. ufak tefek pürüzler karakter veriyor..
hem güzel olmak için mükemmel olması gerekmiyor..


sonra kalıbını hemen kaldır..
bekleme.. kurumasın..

ben göz kararı devam ettim yuvarlağın çevresine..
sen dilersen ölç biç yerleştir..
benim gözün tek tel iplik sayar..
uzaktan mesafe kestirmem pek keskindir..
talimliyim..

saime hanım yarım santimi sıfır dört milimi göz kararı bilirdi..
ne olsa nakış hocası..
ben de hırs yaptım..
kastım..
milim şaşarım ama iki milim şaşmam açıkçası..
=)


bak nasıl bir güzellik yarattın..
hala heveslenmedin mi ey okur..
bir tepsime bir vazoma ya da dur şu çukulata kutusuna bir harf bir desen bir motif koyayım demedin mi..

bak bir daha bak..



yesss oui...si.. pek ala....
şimdi bu kererken ben gidip bişiler daha üreteceğim..
maratondayım evet.