dolap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.10.2013

isyan yazısı.. düzenleme işi neden bu kadar uzun sürüyor...

her yıl herkesin yaptığını..
ama evdeki herkesin briktirme merakı nedeniyle biraz daha karmaşığını yapmaktayım..
dolap düzenleme.. yazlık kışlık..

çbnin mercedes ve vosvoslarla takıntısı var..
çocukluğundan taşır bunları yüreğinde..
hbç.. bizim evdeki son senesinde iken..
bir çant kapağı bir direksiyon bir motor kapağına takılan arma..
iki far filan geldi eve..
hbçnin takıntısı yok..
ama lütfetti odasında tuttu..
ama taşınırken götürmedi..
ben de buduarda durmayacak bunlar kavgası çıkardım..
tamam götürürüm dedi çb..
derhal.. dedim.. 
aldılar elimin altından..
yardımcıyla el ele verip saklamışlar..
giyinme odasına..

bu yıl çok azalasım var..
o büyüyünce giyrr.. bu az kilo verince giyilir diye tuttuklarımı da yok ediyorum..
hafifleye hafifleye keyifleniyor ve utanıyorum bir yandan da..

aslında sık sık ayırırım..
özellikle de marmara üniversitesinin öğrenci butiği var.. 
onlara gönderirim.. 
ama bu yıl.. 
derine daha derine derken maden buldum..
dolaplarımın dibinde.. çelik madeni..
düşünün yani..
millet çocuğunun küçülmüş elbiselerini saklar  da kızarım..
bende cantlar direksiyonlar..

tam atıyordum..
çekirdek dedi ki.. as  duvara..
30 santim yuvarlak..
işte bundan bitmiyor bizim iş..
al eline matkabı çak as.. 
dekoratör müyüm usta mıyım evin hanımı mıyım ev hanımı mıyım belirsiz..

önce dolapları tamamen boşalttım..
üç yığına  ayırdım..  
verilecek atılacak tamir tadil edilecek 
andımız gibi ezberledik artık bunu.. her yerde var..gidecek atılacak kolay da..
tadilat zor bizim evde..
vakit mi bırakıyorlar insana..

geri kalanı dolapların içi silindikten sonra..
renk ve tür olarak sıraladım astım.. mis..
ama cümleye gelmediğini biliyorsunuz di mi..
kimi yeniden yıkandı kimi ütülendi ..olsun..
üstelik iki kapak boşa çıktı..
o da miş..

tadilatları indirdim aşağıya..dikiş makinasının yanına..
sonra duvarlara asılacakları astım.. 
neyse..
yerleştik ama bulduğum diğer gömüleri anlatsam size..
sinir olursunuz bana..

tam 24 saat sonra..
tam 24 saat sonra..
çb.. 
hbçnin boşalttığı evinde arkasında bıraktığı giysileri getireceğini söyledi..
eh iki kapak da fazlam çıkmış.. olur dedim..

dört büyük boy çöp çuvalına koymuş getirmiş..
bin yıllık kanvas pantalonlar.. giyilmiş kazaklar..mis gibi kazaklarla..
kayak takımlarıyla filan bir kokuş tepiş geldiler..

yardımcı onları büyük bir keyifle.. giyinme odasına koydu..
acele acele taşırken sanki..
sen düzelt..
beni hiçe say..
oh oldu sana der ibi bir hali var gibi geldi bana..

ayırdım 3 yığına..
gidecekler.. atılacaklar.. tadil edilecekler..
ve yıkanacaklar..
anılar bir de.. ilkokulda boyadığı tişört.. orta okul bitiminde arkadaşlarına imzalattığı tişört.. 
benim yaptığım kuzuların sessizliği maskesi.. geri gelmiş bizim eve..

takımları astım.. dolaba..
kayak takımı .. siyah takım elbise ve benzeri az kullanılanları..
kazaklar yıkandı..
bunlar ütülensin diye verdiklerim hepsi.. 
tek tek askılara asılıp giyinme odasının orasına burasına asıldı..
yardımcıda yine aynı yüz ifadesi vardı..
sanki bana öyle geldi..
haha uğraş uğraş..
düzenleyeceğim diye..
ama kurt puslu havayı sever. ben de pusu korumak için elimden geleni yapacağım der gibiydi..

olsun bu kez kararlıydım..
onları katladım..
yerleştirdim..
baktım yıkanırken lekesi çıkmayanlar var..
gideceklerin arasına  koyuverdim..
şimdi iki çöp torbası dolusu gidecekler atılacaklar var..
hayır gelen üç torba idi..
bu iş o evde yapılıverse idi..
bu eve tozu pisi gelmese idi..

olsun bu kez yenilmez bir iradem var..
söylenmeyeceğim.. yani blog hariç tabii..
buna söylenme demiyoruz di mi..
bu evde artık birikmiş hiç birşey kalmayacak..
hayır ben iyi niyet gösterip..
cantını duvara astım diye..
reva mıdır bu bana..

ama gelmeleri gerekiyordu dedi..
çb.. gözlerimi açıp bu sondur deyince..
bu eve artık bacakları olan şeyler.. (sandalye puf sehpa.. koltuk ıvır kıvır)..
geldikleri anda koyarım kapının önüne..

dedikten hemen sonra üç çöp torbası giysi..

derken..
bir baktım piyanonun yanında.. en az elli santim yüksekliğinde bir saat duruyor..
eskicide görmüş sevmiş..

bacakları yok dedi..
dalga geçerek..
giidiyor dedim..

gidiyor..
lir şeklinde.. ortada saat..
iki yanda kartal kafa ve pençeleri..
 bi de tik tak çalışıyor.. kocaman..
altın rengi..
iğrenç..

iyi zaten a.. çok beğendi dedi..
ben çok beğendim atalet hanım diye düştü ortaya bizim yardımcı
 // ona da bir kod adı bulma vakti geldi de geçiyor//..
al hemen götür dedim..
hemen götürdü..

bacaksız şeyler de gelmeyecek dedim..çbye 
gestapo subayı gibiyim..
ama hakediyorlar..

sonuç..
kurtarılmış alanımı bu sefer kaptırmayacağım.. vizit yapacağım dedim..
haftada bir gün vizit..
her dolabın üstü içi arkası yanı.. altı..
her çekmecenin dibi.. 

boşuna onca siesay izlemedik..
biliyoruz nasıl aranır..

an itibarıyle bizim ev.. bir içeri.. bir dışarı..
komedi dans ikilisi onlar dedi karga..

ben yokken eve bişeyler getiriyor çb.. saklıyor onları yardımcı..
derinlere..
binlerce kere söyledim ayol..
kullanmadığın senin değildir..

ne güzelmiş eskiden..
bir gündelik bir elegüne karşı..
o kadarmış..

gelelim askılara..
askı üretiyorum ..
dolabın içinde ahşap askı seviyorum aslında..
ama çok yer tutuyorlar..
o yüzden ince plastik askılara kılıf yapıyum..
herşeyden..
parça kumaşlardan..
eski gömleklerden..
eski yastık kılıflarından..
dönüştürmeyi seviyorum..

havlu kenarlarına örülen oyalar birikmiş evde..
hastalar getirmiş..
hiç sevmem kenarı oyalı havluları ben..
ama tam askıların boyuna uyduklarını keşfettim çok sevimli de oluyorlar..
üzerine astığın beyaz gömlek bile güzel çapkın görünüyor..
fotoğraflarını da koyuyorum da.. 
belki okurlar arsında bir delişmen vardır bencileyin..

özetle ve anlayacağınız..
bizim evde iki grup insan yaşıyor..
birincisi gerilla şeklinde ani saldırılarla eve gereksiz şeyler sokan ve onları saklayan grup..
ikincisi deli saraylı gibi askısına dantel diken grup..

onlar getiriyorsa ben de sütten çıkma ak kaşık değilim..
bin yıl önce sevdiğim bir tişört kenarı dantelini kıyamayıp atmamışım mesela..
askıya kullandım.. =P..

neyse..
pazar günü sabah bir liste yayınlamıştım..
bitirilecek iki kutunun çatlasan yarım saatlik işi var..
ama bitiremedim..
gün boyu askı kılıfı diktim..
o arada yeni bir dizi buldum onu bitirdim..
en ingilizinden en siesayından..

ben çalışırken.. çb geldi elinde bir adet saç kurutma makinesi ile..
bu ne dedim..
e bozulmuş ya evdeki..
e biz onu tamire vermiştik ya.. 
dedim ..
şüphe dolu bakışlarla..
bu sefer de işe yarar şeyler getiriyor.. arka kapıdan..

burda ay sana da yaranılmıyor derseniz vururum..
iz de delil de bırakmam ona göre..
cant dedim.. far dedim ayol daha ne diyim..

atkıyı bitirdim..
ışık kaçmıştı fotoğrafını çekmedim..
yeni ne öreceğime karar verdim..
o da önemli birşey.. vakit alıyor ne olsa.. karar..onca model arasından..
bir kaç modeli birleştireceğim..
son aldığım iki yumak kış renklerini uygun yeşille salaş açık saçık bir hırkaya çevireceğim..

şaka bir yana..
oyshoda pijama üstüne giymek için hırkalar satıyorlar..
nefisler.. pijama üzerine değil ama dışarıya giymek için çok uygunlar..
örmeye de uygunlar..
modelin ana temasını ondan ilham aldım..

kırmızı zaman isimli kitabı bitirdim..
kitaplık kurduna ekleyeceğim ..

yavaş ve emin adımlarla ilerliyorum..
bu evde artık kenar köşede sır dolu yerler kalmayacak..

feng shui cini kaçtı içime.. çarpabilirim her an herkesi..

not şu ana kadar bitenler..
bahçe.. ön ve arka.. banyo yatak odası çekirdeğin odası..
giyinme odası..
yaşam alanı ( bir koltuk var acilen armutluya gitmesi gereken../ bir tablo var çakılması gereken/ )
konuk tuvaleti.. (bir rafı var çakılıyordu tam//
 deliklerden birinin yeterince derin olmadığı anlaşıldı bir kaldı pir kaldı..)

ve buduar .. şu anda yukarılardan alınan herşey oraya indirildi.. ordan dağıtılacak.. o yüzen bir depo karışıklığında..

fena değil..
bu kez.. fotoğraflarını çekiyorum biten yerlerin..
vizitlerde kullanmak üzere.. =)..
ama siz öyle yaptınız atalet hanığğğm denmesin diye..
bir de etiketlenmesi gereken şeyler var kutudur çekmecedir..
onlar var yapılacak..

eve yeni ve beter bişeyler getirilmez ise.. tabii..

unutma blog bir kez eve gelip koca bir kahverengi kanape..
bir kez de simsiyah bir piyano nedeniyle..
dekor düzmen gerekti..
deli gibi..
yeter artık ama..

gelene dur diyeceğim..
gidene dur demesem de....




1.11.2012

buduarın otuz günü olsun mu ??

o kadar iddialı değilim ataletin otuz gününü bile yazabileceğimden emin değilim..
ama hani burda da yarım kalmış şeyler var..
belki burayı da bir çeki düzene koymak lazım....

listede otuz madde bulursam bunları da bu ay tamamlayayım diyorum..
* buduarın lambaları..(2 proje) ay hatta üç..
*çocuksa albüm dijital ve gerçek albüm.. iki çarpı iki.. dört..
*21liğin grafik karalamalarını toplamak için bir proje..
*çekirdeğin odasının son birkaç işi.. duvar kağıtlarıyla ilgili.. dvdplayerle ilgili düzenlemeler.. 2-3 de bu eder..
*mutfakta perdesi.. kaşık projesi.. kahve köşesi prjesi.. 3 de buraya.. bi de dolap boy.anması var dört..
tabureyi de koy .. beş etti..
*giyinme odası projesi. bu biraz karışık parmak hesbı ile......bir boya.. bir kağıt kaplama bir aydınlatma.. iki dolap yerleştirme düzenleme.. bir de hobi malzeme kategorizasyonu dersek.. en az yedi proje çıkar..
*çarşafların etiketlenmesi.. =P.. bir de bu..
*ırmağa örgü öğretmek var...
*o maraton zamanında yapılanları fotoğraflamak ve yayınlamak var ki en az beş proje bunlar..
*kitap ciltleri vardı bekleyen onları tamamlamak olsun.. bak yirmidokuz etti sanırım..
*hadi son bir de.. kolaj çalışmalarımı içinde toplamak için bir el çantası imalini koyayım...
otuz..

hergün en az bir şey yapmam anlamına geliyor bu..
günün yoğunluğuna göre.. yapamadığımda da.. hazır bitmiş yayınlanmamışları kullanırım..

oldu bu iş.. =)..



1.08.2012

köşe dolabın hokkalığa dönüşümü..



köşe dolabın tepesine bir yazı eklemeye karar vermiştim ya..
önce kaligrafik harflarimin olduğu kağıtları çıkardım..
ben deli arşivci olduğumdan hazırda vardı..
ama siz internetten bulailirsiniz..
ya da daha iyisi..
word'de kullanmak için yeni fontlar indirip..
kullanmak istediğiniz sözcüğü wordde hazırlayabilirsiniz..
ben herşeyi biraz uzun yoldan yapmayı severim..

latince hokkanın karşılığını buldum.. atrementarium muş..
kağıda iki paraler çizgi çektim ..
harf aralıklarını düzenledim sonra şık harflerle yazdım..

 kağıdın arkasını çevirdim ve yumuşak kurşun kalemle yazının arkasına gelen yeri karaladım.. boşluk kalmayacak şekilde..
arada da "bones seyrediyordum.. malesef sezon finali mi verdi.. o da..


kağıdı dolaba ortalayarak tutturdum..
bu iş için fazla yapışkan olmayan boyacıların kullandığı kağıt bantlardan kullanmak iyi oluyor..boyaya zarar verilmemiş oluyor..


kalemle yazının üzerinden geçtim..
kağıdı kaldırdığımda yazım belli belirsiz orada duruyordu.. 
üzerinden altın renkli ispirtolu kalemle geçtim.. 


pilot kalemle biraz güzelleştirme yapabilirim sonradan..
en son da biraz zımparalanabilir ve spray vernik ile tesbit edilecek..
bu aşamalar ancak yarın iyi kuruduğunda yapılacak.. 


ama bence şimdiden güzel oldu hokkalığım.. 


içini yerleştirdim bile.. =)



31.07.2012

köşe dolabın yazı tutkusu.. kireç boyası..kolay patine edebilmenin hafifliği..


bu sadece girizgah.. ister oku ister okuma sevgili okur.. 
el emek bölümüne bakmıştık diyorsan.. doğrudan yıldızların altındaki bölüme gidebilirsin..

şimdi burası kendi halinde bir buduar el emekçisinin bloğu ya..

kendi halindenin anlamı çok büyük..
kendi hali dağınık.. kendi hali.. "prokrastineyşıncı.. kendi hali.. maymun iştahlı..
olan bir log yazanının el emekleri.. de..
kendi gibi sırasız amaçsız keyfe keder olduğundan..
hiçbir zamn yüksek reytingli.. çok tıklı..
ürettiğinden nemalanan bir yer olamıyor bu blog da elbet..

yoksa ben istemez miyim..
bir ucundan başladığım işi..
adımadım fotolayıp..
allayıp pullayıp.. hatta sipariş filan alıp..
ya da üretim fazlasını pazarlayıp.. çalışan kazanan blog olsun burası..

ama hayat kendi akışını nasıl bize hiç danışmadan belirliyorsa..
el emek de aynısını yapıyor..

en son çıt çıt hanımda kalmıştık..

ama çıtçıt hanım..
hala konuşmuyor benimle..
zımparalandı..
renk akmaları kahve marifetiyle düzeltildi..
ve oturuyor öyle..
üzerine bir kat su bazlı vernik attım..
korumak için..

çok mu koyu renk..
çok mu sade..
bilemiyorum..
ama konuşmuyor ve oturuyor öylece..

bu arada başka işler ürettim..

malum evde boya çalışması oldu..
ustam pek muntazam çalıştı..
saatinde geldi..
saatinde gitti..
pazar demedi çalıştı..
bir damla damlatmadı..

ben de.. fotoğraf baktım..
onu buna kattım..

salondaki kitaplık bölümüne ek yapmaya karar verdim..
marangoza sordum.. dörtyüz lira istedi..
eğer istediğim ebatta kitaplıkların piyasada elli altmış liraya satıldığını bilmesem..
yaptırırdım..
sorunum benim istediğim boyutta kitaplığın piyasada geçici olarak bulunmamasıydı..
ama..
sonunda koçtaşta buldum..
eve biri geldi..
kitaplığı duvara çaktı..

bu eve taşınmadan önce içi yapılırken..
ev tek duvara indirildi..
kolonlara bile elden geçirildi..
o kadar uzun sürdü ki ..
sabırlar tükendi..
içini süslemeye sıra geldiğinde..

bir dostumun dostu olan mimarla görüşmüştük..
onunla ilk plan üzerine konuşmamız sonrasında çb..
benim elimi mimara bulama demişti bana..

ve ben de olur demiştim..

her alanı amaca yönelik planlamıştım..
sonuçta benim nasıl yaşadığımı ben bilirim diyerek..
ama gel gör ki..
eve taşındığımız gün..
her duvarın en gösterişli yerinde bir heyula radyatör..
her duvarın orasında burasında şurasında..
kablo ayrıştıran köşe.. sigorta kutusu priz.. onun üç santim üst sağ yanında adsl.çıkışı..
onun üç santim alt sol yanında ıbıdık olduğunu görünce..
başlamıştı kabus..

elde dolap.. o duvara bu duvara dayamaya çalışmış sonunda yer bulamayıp koca güzelim dolabı atmıştım sinirden..

bazı sorunları çözdüm.. ama bazılarına çözüm kısmeti ancak geldi..
çünkü hayat bildiğini okudu..
evi benden beni evden soğuttu.. iki defa ergen sorunu yaşattı bir defa kalıcı ergen nasıl olur.. sempozyumu verdi..

ve şimdi..
eğer hayat sakin durursa..
sıcaklardan etkilenip.. bir yaramazlık etmeden oturursa..
bu görsel sinir bozuculuklardan kurtulma çabalarıma start veriyorum..
bu sefer..

ve en önemlisi..
sinir bozucu..
kahverengi kanape..
gitti..

işte bu ferahlamaların ışığında sana da ilham verecek bazı el emekler de üretilmeye başladı..
öyküsüyle geliyor..

***********

köşe dolabın yazı tutkusu..

duvardan doksanbeş derece açı ile çıkıntı yapan 32 cmlik bir kolon..
bir şişli apartman dairesi..
yüksek tavanlı bir salonun en uzun duvarında.. başladı..

bir fotoğraf.. bir ingiliz dekorasyon dergisinin..
bir sayısında..
minimini bir dolapçık..
üzerinde tornalı çerçeveli bir ayna..
köşede bir üçgen cam kapaklı dolap asılmış..
öyle güzel bir denge.. işte bir fotoğraf köşe dolaba can verdi..

fotoğraf kesildi..
çantaya konuldu..
kadiköy antikacılar bölgesine.. gidildi..
minicik dolap var.. çb'nin annesinin dolabı..
tornalıayna ayna ve camlı köşe dolapçık yaptırılacak..
tuhaf açılar.. ölçüler güven veren bir ustaya verildi..
eski evlerin tavan tahtalarından yüz elli yıllık ahşaplardan üretilmek üzere..
yeniden yapım..

köşe dolap ayna ve dolapçık üçlüsü..
o evde hüküm sürdüler altı yıl.. çok güzeldiler.. anıları ve iki kadını saime hanımı ve çbnin annesi leman hanımı hatta bazı başka eski zaman kadınlarını anan minik objelerle doldular..

köşedolapçık o evden bu eve gelince yer bulamadı kendine bir depo alana tıkıldı kaldı.. orda da kapağının camı kırlmış..
toz cilasının içine işlemiş bir yaşama mahkum kaldı..

geçenlerde yazı takımlarımı sergileme derdine düştüm ben..
araya araya hal oldum.. uygun bir dolapçık..
beğenmediğim bazı dolapların fiyatını sorduğumda..aldığım cevaplar  karşısında gözlerim büyümüşken
aklıma geldi..
dolapçık..
depodan çıkarıldı.. marangoza götürüldü.. "şunun arkasını kes" denildi..

kesildi geldi..
ilk halinin fotoğrafını çekmeyi unuttum ama eski evde köşede asılı haldeki fotoğrafı vardır eminim bir yerlerde.. bulunca eklerim...

şimdilerde açık renge takıldığım için..
patin patin patine her daim sevgilim olduğu için..
işte böyle güzelleştirildi..

beyaz  "kireç boyası" ile patine hali..
ben hep söylediğim gibi.. kolaycı bir el emekçiyim..
istediğim dekoru oluşturmak benim amacım arzum..
o yüzden duvar boyası kullanıyorum..
su bazlı duvar boyaları o silikon katkıları yüzünden çok iyi patine edilemiyor..
ama tavan boyası denilen boya.. muhteşem..

burada bir girdi yapmam gerekiyor..
önemli bir girdi..
geçen yıl karatahta boyası öğrenmiş ve şurda anlattığım gibi.. bir tane üretmiştim..
işte bu boya abedede artık..
satılıyor..
bir de marka var.. annie sloan.. boyacı kadınların martha stewart'ı..
o kim diyorsan gugl'anıma sor sayın el emekçi..
bu iki kadın el emekçilerin piri zira..
ilham verici insanlar..
derken geçen gün.. bir cümle ile kendime geldim..
"chalk paint" ile "chalkboard paint"sözcüklerini karıştırmayın diyordu yazıda..
ve ben hep karıştırıyordum..
hata onlarda ..

biz karatahta diyoruz.. onlar üzerine tebeşirle yazıldığı için olsa gerek..
kireç tahtası diyorlar.. diğerine de kireç boyası ..
aradan bir board düşünce.. benim dikkatimden kaçmış..
gerçi boyanın vasfında bir değişiklik yok..
teknik aynı üretim aynı..
ama terminolojide hata olmasın ki..
yarın öbür gün..
bu tip malzemeler satan bir yere girdiğinizde.. yanlış bilgilenmeyin..

daha kolay patine için ve fırça izlerinin oluşmaması için..
içine derz katıyorum..
alçı da olabilir..

ölçü şöyle..
bir ölçü.. tavan boyası..
ve kocaman bir kaşık tepeleme alçı ya da derz..
topak kalmayacak şekilde karıştırılacak..
sonra sür dolaba..
zımparaya filan gerek yok..
sür bırak kurusun..
sonra al eline zımparanı..
okşa dolabı..
önce zımparayla..
sonra elinle.. pürüz kalmayana kadar..
hele altından yer yer ahşap görünürse.. daha da hoşuma gidiyor benim..
bu birinci beyaz katı..

gri-bej "kireç boyası" ile patine hali..
bu da ikinci kat.. çekirdeğin odasından artan bir gri-bej ..
yine su ve alçı katılarak..
sürülüyor her yere..
sonra.. zımparalama okşama..
gözüne hoş görünene kadar..
doğal patine olması için .. zaten kullanılırken en çok  sürtülen vurulan çizilen yerlerin yani kenar köşe ve el değen yerleri bir de kulpların takıldığı bölgeleri daha çok zımparala.. yeter..
gri-bej patine yakından
içini tamamen beyaz bıraktım.. rafların kenarlarını patineledim ama..
boyarken camını korumak için fotoğrafın alt köşesinde göründüğü gibi..
flasterledim camı.. menteşelerin etrafını dikkatlice dolaştım içten dıştan ince bir ..fırçayla .. onları flasterlemedim bile..
sonra pudra ponponunu.. ay pardon zımparayı aldım elime..  onu da patineledim..
kapağın açılıp kapanmasına engel olmasın diye temas yerlerini..
boyanın kalınlık yapmaması için iyi kontrol ederek zımparaladım..

vernik de daha önce dediğim gibi..
akrilik vernik.. yani su bazlı..
benim hep kullandığım trimetal gelmişyormuş artık..
başka bir marka geliyormuş..
onu denedim..
sonuç yine süper oldu..
kokusuz..
zehirsiz..
çevre dostu..

pazar günü sabah başladım..
gide gele..
kahve içe..
fön çektire.. iki kat beyaz.. bir kat gri bej iki kat vernik işini bitidim..
akşam yatmadan önce son verniğini de atmıştım..

son hali..
ve dün akşam yerine astım sonunda..
kitaplığın aradında kalan kolona astım..

üzerine.. hokkanın latincesi olan ATREMENTARIUM yazıp..
sonra yazıyı da patine edeceğim..
yani yarın.. mobilyaların üzerine kolayca yazma.. dersi var..
ve içine keyifle yerleştireceğim..
hokkalarımı divitlerimi..

dolabın arkasından çıkan üçgen ahşap ise..
o başka bir yerde değerlenecek..

ne olsa.. yüzyıl başından kalma bir ahşap..
yüzyıl derken yirmincisinden söz ediyorum hem..

canıtın bu işlerde becerikli bir yardımcı.. hem de güzel bir konu mankeni olarak aramızda..







16.07.2012

çıtçıt dolap.. boya adana.. yine yeniden boyalar ..

yeni bir harabedeyiz..
yine yeni ufuklara yelken açıyoruz..=)..

bir dostum..
ev aldı.. içini yaptırıyor .. hızlı da olması gerek..
zira içinde oturduğu evi de tadilata girecek..
ama o çok bakar ..
üstüne yatar bir uyur.. düşünür.. vazgeçer..
zor karar verir..
hadi sen de gel dedi bana..son akınma turlarında..
elimizde iki acilen ustaya alınması gereken şey ve onun görüp hayallendiği şeyler listesiyle gittik modokoya..

benim sanıyorum iyi bir görselliğim var..
evi görmüştüm.. daha yeni duvarlar örülmemişti.. kapıdan doğrudan salona girilen bir daire..
bir giriş oluşturuluyor alçıpanlarla..
işte bu duvarları görmemiştim..
seramikleri gördüm ama.. fotoğraf olarak..
yine de..
bana seçmeye çalıştığı duvar kağıtlarını gösterince hemen bildim..
gördüm ben o antreyi..
kağıt budur..
eşya budur.. diye diye gittik..
koltuk yüzlerini seçtim..

sevinerek döndük eve..
o sevindi ben de gördüğüm bazı şeylerle esinlendim de geldimeve..

bu hafta dört gün salonda ve girişte boya vardı yok onu ben yapmıyorum.. muhteşem titiz.. devlet dairesinden emekli olmuş görüntülü bir usta yaptı..
kirletmedi dağıtmadı kırmadı.. süperdi..

bu sefer beni hiç yormadılar..
ev de boştu zaten.. kızdırmadılar da..

ama cumartesi günü..
duvara çakılacak kitaplıklar yüzünden birinci marangoz.. yarım saat sonra eşimi şehir dışına tatile  götüreceğim diyerek..
ikincisi de..ugün montajdayım.. yarın da eşimi pikniğe götüreceğim denizkenarına diyerek.. beni mat ve şoke ettiler..

çb'ye hiç böyle bir cümle kurma ortamı sağlamadığım için biraz aptal hissettim ..

duvar için kum beji seçtim..
seviyorum bu rengi hem sıcak hem serin..

kitaplıklara ek yaptım..

bu ev yapılırken eşyaları koymayı planladığım her yere çb'nin kalorifer peteği çaktırdığını gördüğümde şoka girdiğimi anlatmışmıydım.. bütün güzel duvarlarda.. kalorifer petekleri..
girişte de her biri ayrı yanda sigorta kutusudur.. kablo dağıtım kutusudur eve gereken beni delirten inşaat sorunları var..

bu sefer hepsine çözüm geliştirmeye kararlıyım..

kahve rengi kanape gitti hem biliyor musunuz.. =)

petek üstü iki yeni kitaplıkla başladık..
geçen yıl kitap sayfalarıyla kapladığım kitaplık da yerini aldı..
araya da bir projem var ama şimdilik uykuda..

epeydir "media dolabı" peşindeyim.. karakterli bir şey istiyorum..
meğer evde varmış =)..
cilası ve bir iki ufak tefek değişikliği yapılınca süper bir şey olacak..

ama ben her zamanki gibi.. gereksiz ve acil olmayan irşeyden başladım işe..
saime hanımın çıtçıtlı dolabından..
fotoğraf yok..
sonra ekleyeceğim..
1947den beri cilası değişmemiş.. aslında son ana kadar da iyi görünen dolabın değişmesi gerektiğine karar verdim..
kaplama.. ceviz olduğunu sanıyorum.. kestane de olabilir..
ölçüleri güzeldir onun dışında pek  özelliği yoktur..
bir de kapakları açılırken çıkan çıt sesi..
çıtçıt dolap adlandırması o yüzden..
salonda dururdu.. ben küçükken üzerinde radyo vardı..
sonra dekoratif kullanıldı..
evlenirken ben çaldım onu..
ayakkabılık oldu..
içi kaplanıp minik büfe oldu..
arkası delinip müzik setini üzerine televizyonu koyduğumuz medya kutusu oldu..
şimdilerde içki dolabımsı bir görevi vardı..

parlak vernik gitmeli dedim.. beyaz olsun dedim..
aldım zımparayı..
ama kıyamadım zımpara sonrası görüntüsünün güzelliğine..
lakin yer yer ufak su lekeleri vardı..
su lekesi ahşabın vernik altında hapis kalan su nedeniyle renk değiştirmesidir..
yani vernikte ufak ir çizik varsa dahi oluşur..
masif mobilyalarda derin zımpara ile hallolur ama..
kaplamada.. kaplama kalkabilir çok zımpara yapılırsa..
üstteki lekeler zımpara sonrası umduğumdan geniş..
ama esas kapakta.. önceden hiç belli olmayan bir leke çıktı ki..
bana işi bıraktırdı..
mahvettim güzelim dolabı duygusu ile..

epeyce seyrettim..
gidip bir zımpara daha attıım..
olmadı..
evde şu depo marketlerde satılan kalem şeklinde rötuş kalemleri vardı..
denedim.. çok kötü oldu.. yeniden zımparaladım.. zorlamadım gelmeyince fikir gelmiyor işte..

bu sabah.. gene baktım..
bu sefer konuştu benimle..
ne yapacağımı biliyorum artık..
bu arada..
diğer çözümleri de anlatacağım elbet..
dolabı da fotoğraflayacağım.. şimdilik bu bir rapor özetidir.. =)
gerisi pek yakındadır..

kitap kaplı kitaplık

gümüş rengine boyanacak rürtik korniş ayağı ve buzlu yaseminli yeşil çay..

kum beji.. ve siyah torbanın altındaki çıtçıt dolap..


22.04.2012

ve atalet ve bahçevan ve lavantalar ve rosssmariler.. ve beonyalar.. ve saatler ve diğerleri..

evet..ataletin bahçesinin ilk panoraması...
hep diyorum ayakkabı burnu kadar bahçe.. bahçemahçe değil olsa olsa bah.... =)

ama bu kadaecıkşeyin ne kadar işçıkardığını bilemezsiniz..

sabah 10.otuz gibi çiktim elimde kahvemle..
yeni birkırk litre toprakla..
dün ektiklerim duruyor daha orta yerde.. kesip biçtiklerim.. ortada..


ama aklımdabirtek şey vardı..
daha önce gördüğüm birşeydi..
çiçeklerden akan nehir..
tabii benimkiminik bişey olacak.. ama olsun..

önce.. bir kanalkazdım..
miini etekliolduğundan şüphelendiğim.. killitoprak satıcısı kadının önerdiği iğrenç toprakra..
evet biliyorum hiçaksatmıyorum kadın için bu uzun cümleyi kurmayı ama.. çok kızgınım ona.. çok..

neyse.. son yağmurlar sayesinde.. toprak suya doymuş yumuşaktı..
kanalı kazdıktan sonra..


bir beyaz saksıyı kırdım.. çatlaktı zaten..
ve o noktadan ekmeye başladım..
sıkışık sıkışık beyabegonyaları.. güzel torf toprağı kullanarak..


kasamın yarısını kullandım..


sonra toprağın üzerini..yine mucurla örttüm..


bu işi yere dizçökerek yaptığımdan..
iş bittiğinde ayağa kalktığımda..
bir başdönmesi atağı geçiştirdim..

ama bahçevaaaaaaannn..
durmaz.. o arada fotoğraf çektim =)
bu beyaz minelerle dolu askılı saksı..


sonra diğer askılı saksımı ektim.. mor mineyi de ona ektim..


böyle kahverengibiküfümsü bişey var bu saksıların içinde..
onun içini çöppoşeti ilekaplıyorum..
içine iki santim kadar toprak koyup.. hemen o hizada.. makasla üç kesip yapıyorum..
sonra bildiğin saksıya eker gibi.. bitiriyorum ekme işini..
siyah torbanın sarkan juponlarını kesiyorum..

bir kocaman lavantam kalmıştı..
bir kocaman saksıya..
onu ektim..
önce dibini deldim.. sonra..  bu yıl öğrendiğim yeniipucunu kullandım..
kahve filtresi..
deliklerin üzerine kahve filtresi koyuyorum..
böylece toprak delikleri tıkamayacak.. sulandıkça..
güzel oldu..


sonra..
knidos afroditimin yanına koydum o saksıyı..
bu arada.. mucurların üzerindeki yaprakları topladım..
uzamış hederalarınmanikürünü yaptım..
ortalığa yaydıklarımı topladım..
yine dağıttım..
kahve içtim..


telefonda bir kişiye kendikendisine nörolojik muayene yaptırdım bi şeyi yokmuş.. yarın kontrole çağırdım..


lekecumavniye beni hiç yalnız bırakmadı..


ara ara dikkati dağılsa da..
benimle birlikte geçirdi günü..
sadece toprak torbasını karıştırmasına izin vermeyince biraz atıştık o kadar..
çocuksla geçindiğimden daha iyi geçiniyoruz onunla..

sonra..
yine begonya ektim..
bu kez.. el arabasına..=P..
el arabasının tahta bölümü  çürümüş..
o yüzden bir çinkonun dibini deldim çiviveçekiçle bi sürü delik açtım.. kevgire döndü..
sonra.. doldu begonyalarla..

can suları verdim..
can suyu aslında en önemli şey..
yarım yamalak yapmayacaksın..
topraktaki hava boşluklarını yok etmek amaç..
yavaş yavaş sulayacaksın..
dibinden su gelene kadar devam edeceksin..

öyle yaptım işte..
düşmesin çinko diye yanına bir demir sokuşturdum..
ben oraları kurcalarken..
sopa gözüme girmesin diye tepesine bir ördek soktum..
bir tane daha gerekecek bu demirlerden.. vardı amabulamadım.. çıkınca ortaya çakacağım onu da..

işte o arada.. çekicikaybettim..
=)
o yüzden son çinkomu delemedim..
zaten toprak gene bitti..

sonra yaptığım pisliği düzelte dizelte.. kese toplaya ata.. asa bağlaya..



bu saati ettim..
üstelik daha çok işvar...


buncacık bahçeden
bunca çöp çıkacağına inanır mıydın ey okur..


elmam da.. çiçek açtı..
bu yıl armutu gösteremedim..
ama elmayı kaçırmayın.. bari..



bu kırmızı elma..
kokulu da..
bu yıl çok çiçeği var..
dilerim geçen seneki gibi beyaz küf olmaz..
rutubetle beraber başlıyor o da..
gerçi iyi budandı hava dolaşabilir dallarının arasında ama..
yine de oluyor işte..
bu yıl bakır sülfatlandı ağaç.. organik bahçe iyi de.. kurtlar elmaların tümünü yiyor..
ilk defa bu yıl ilaçlamaya karar verdim acık ucundan..



bu yazı bitmez..
yorgunum da..

en iyisi hala yapılacakların listesini vereyim..
* çekici bul.. ikili çinkoyu del..
*dolabı temizle/t.. ve diğer yana taşı kuş evlerini yıka/t.. ve çinkoları ve beyaza boya göz alsın..=)
*çinkolara etilket yap..

*yedibuçuk kiloluk tuhaf gri saksıların içine sarkan çiçekler edin..
*kanapeyi ve koltukları beyaza boya..
* perdeleri as artık yeter..
*şu su püskürtecini bi güzelleştir..
*inatla sağkalan üzüm kütüğüne bir dayanak bişey yap..şık olsun değişik olsun..
*içinde ışık olan küreler yap..
*çok katlı saksılığı beyaza boya beyaz saksıları del içlerine çiçek planla.. ne olsun????
*bahçeden kaybolan bitkilerin listesini yap....
ve en önemlisi..devam et..durmamola verme.. hemen yarın devam et... bahçe zamanı



16.04.2012

bahçeden dekordan beyazdan kırmızıdan pencereden ve hatta aynadan..





tamam bir çift ayakkabı kadar bir bahçem olabilir..
ama zaten bir kıza daha fazlası gerekmez..
işi az..
bakımı kolay olmalı..

sevdiği şeyleri bir çekmeceye nasıl doldurursa insan..
öyle doldurmalı..

iyi kötü üç ağacım var..
daha doğrusu iyi üç ağacım var..
bir de kötü durumda ağacım..

elmam hem de en sevdiğim.. 
yeşil elmam hem şekilsiz hem de çırpı gibi..
ama bir kırmızı kokulu elma.. 
ki açmak üzere tomurcuklandı..
bir armut..
ki her zamanki gibi açtı da nisan yağmurlaarı alıp yere vurdu bile..
ve bir de ayva ağacım var ki o da tomurcukta daha..
bunlar..
bahçenin üç yanında..
dolayısıyla benim bahçe gölge bahçe..

heryerde sızlandığım için biliyorsunuz..
mini etekli olduğundan şüphelendiğim şaşkın kız bahçe planlamacının sayesinde..
ahı gitmiş kili kalmış bahçe toprağının üzerinde bejimsi beyaz..
mucurlarla örttük..
bir de bahçeye çıkılan alanda..
üzeri kapatılmış bir alan var..
işte orası da benim bahçe köşem..


yanda bi komşu var..
hemen bu oturma köşeleri kadar alanı..
görsel olarak ayırmış kendi tarafından..
severim ben aslında pergolayı ama çamın en sevmediğim kırmızımsı sarımsı verniğiyle verniklenmiş.. boğuyor beni.. 

geçen senelerde bir iki şey denedim..
olmadı pek istediğim gibi..yapamadım..

bu sene kararlıyım..
perde takıcam =)..

he alttaki gibi kocaman ve havalı olmasa da..
nohut veranda bakla bahçe benim..

uyarlarım yaparım dedim..
geçen sene hatta kumaşını bile alıverdim..
ama olmadı ..
bu yıla.. niyetim budur..



yanılmayın şaşırmayın.. bende böyle duvar yok.. eşyalar sırtlarını kayar kapıya dayıyorlar ve elbet burası canım ülkem.. bizim kayar kapılar sıkı demirlerle desteklenmiş durumda..
iki kat kapı..
biri kayar diğeri ortaya doğru yeri süpüre süpüre açılır.. 
bu durumda..
sadece  bahçeye çıktığım kapının sağ yanını kullanabiliyorum..
olsun zaten perde de o tarafta olucak.. 
bahçe oturma odası olucak.. =)..


bu eski tip su veya gaz boruları fikri pek hoş.. ama bende ahşap yok.. bir tarafta bir dar kolon..
diğer tarafta bir demir dikme arasına gerilecek benim perde..
komşunun pergolasına çakmayı da düşünmedim değil..
ama aramız pek yok bu sene..
yetmişlik amcamın.. yeni sevgilisi altmışlık teyze.. beni kıskandı da.. 
ben de tınnn.. oldum bi anda.. 
bitti mi biter bende.. attı mı atar.. 


bak okur işte şu yukardaki resmin sol üst köşesindeki gibi.. duş perdesi takmakta kullanılan bir boru kullansam diyorum..
ama o da pek banyo banyo olacak..
aslında ahşap bir sopam var..
hem gereğinde komşunun kafasına da indirebilirim onu..
ve baktım.. hem demir sistemde.. hem de kolonu atlarsam.. karşısına denk gelen demir kapıda borumu oturtabileceğim yer var..


ordan ne rüzgar ne görüntü ne güneş  almıyorum
o yüzden aslında altına da bir stor koyabilirim.. ama benim bahçe
sümüklü cenneti..
sokak kapısında asılı duran posta kutumun üzerini yediler.. şık mı şık bir kolaj yapmıştım..
şimdi çıplak kaldı..
demem o ki storda gezmeye çıkarlarsa pek çirkin görünür..
o yüzden.. en iyisi.. ya çaktırmadan sezdirmeden .. rulo fırçayla o pergolayı boyıyayım beyaza.. ki gözümde büyüyor.. girintili çıkıntılı diye..
ya da bi kat daha perde asıp..
birini bir yana diğerini diğer yana çekip bağlayayım..

önce perdeyi yapayım..
sonra daha çok iş var.. =)..

merak edersen okur..
pofidik iki koltuğum var..
açık uçuk yeşil.. kırmızı ve bej rengi çizgileri olan.. yumoş yastıklarıyla pek konforlu..
bir tane içinde üç raf olan dolap var..
ve son olarak bir de kocaman.. bank var hani..
geçen sene aldım hazerandı kahve idi..

evde beyaz iyi de..
ben bu sene bu takımı tamamen kırmızıya boyamak istiyorum..=)..


kırmızı ve şu güzel ördeğin başındaki yeşil pek çekici geliyor.. =)
dolapçığı yeşil diyorum ama.. o da çok toz gösterir.. 
olmadı bu yeşilden yastıklar buluruz gene biyerlerden..
yastık gibi malın olsun hem.. di mi =D.. 

şuraya bir yapılacak listesi ekleyim hemen..
yarın sabah altı otuz itibarıyle.. kahve içilecek.. ve tam yedide işe başlanacak..
önce.. o dolapçık çekilecek yol üzerinden.. ve o pergola yıkana/tılacak..
o arada perdenin geçme yeri halledilecek.. ve borusu boyanacak.. boru boyanır boyanmaz.. perde  ya da perdeler asılacak..

dolapçık önüne çekilecek
karşısına geçilip bir kahve daha içilecek.. ve işe gidilecek..
..
kendi rengiyle kalsın şimdilik dolapçık..krem rengi zaten.. 
içinde de çinko kutular var ıvır zıvırı saklayan..

onlara da etiket takabilirim.. şık görünür.. 
dolabın üstünü lebalep doldurmalıyım ki..
kedicikler gezmekten vazgeçsin.. pati izi çamuru temizlemekten yorulmayayım..
hmm hatta bak fikrim geliyor yavaş yavaş.. 


kuş evlerini koyayım dolabın üzerine.. haha iki perde arasına da.. şu kuş evli bi tablo vardı biyerlerde bende onu asayım..


aslında eski bir çıkma pencere kanatları bulsam.. 
camıyla kulpuyla nasıl yakışır ya oraya.. 
arkasından da görmek istediğim bir manzara resmi yapıştırırım.. 
akdenize açılan bir pencere.. 
fırtınalı bir yaz deniz kenarında bir fener ve üzerinde martılara bakan bir pencere..
ya da eiffel görüntülü.. neden olmasın.. 
ille komşunun bahçesine açılması gerekli değil..

ya da eskitilmiş ve cam altından desenlenmiş bir ayna.. 
bahçenin kendisinden daha güzel olan şey..
bahçenin aynadan yansıyan görüntüsüdür..
inanın bana..
hele de çiçekler her dem kalıcı olursa.. 


ama pencere veya ayna şimdilik  uzun iş.. 
şimdilik kuş evleri yeterli..

dolapçığın işi ne diyorsan ey okur.. 
benim iyice a. rasimliğim üstümde bu aralar..
okur filan.. 
o dolapçık.. zamanında oyun evi idi..sonra şifoniyer oldu..en son dokuz yıldır da..
o bir.. ekme dikme yeri.. 


hani saksıya ekim yapılırken her şeyin elinin altında olsun istediğinde..
bunlardan bi tane kullanıyorsun hem yerlerde belin dizin ağrımıyor..



o zaman acaba tepesine bir raf mı koysam ..
yoksa o rafı bahçenin kuytusuna mı yapsam.. 
evet öyle yapsam..

buradaki resimler benim mantar panodan..
bu resimleri alıntıladığım yerlerden birinde de şunu okudum..

"hayallerinin peşine düş.. 
çünkü onlarsız  yaşamın uçamayan kanadı kırık kuşlar gibi olur.."
demiş langston hughes diye bir önemli kişi.. 
önemli olmayan kişi de demiş olsa.. iyi laf..

edit.. perdeler kirlenir ki .. ıslanır ki..
evet.. 
o yüzden..