greige etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
greige etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.09.2013

buduarda sonbahar .. cânım ülkeme geldiğinden daha sakin geldi.. paslar morlar sarılar yeşillerle geldi..




seni bahçe programlarken bırakmıştım sevgili budura.. 
ama malum günlük konforumuzu bile bırakıp.. başka işlere bakmak zorunda kaldık..
neyse mevsim dönümünde..
doğaya gidip neler açmış.. neler sararmış demedim ben..
oturdum buduarı sonbahar havasına soktum..


yazlık hali böyleydi.. beyazlar bejler.. serin..
ketenler.. 

renk gerek sonbahar için..
renk için de fazla bir değişikliğe gerek yok..
renk gerek duygu gerek ısıtmak için ortamı..

açtık yastık yüzleri stoğumuzu..
evet benim öyle bi stoğum var..
el emeği olunca çoğu atamıyoruz..
satamıyorum..
kat kat saklıyorum yüzleri..

başucumdaki tablo bir hastamın armağanı.. benim pencerem o.. buduarda..
manzara yok biliyosunuz..

işte onun renkleri ve çiçek desenleri pek güzel bir ilham kaynağı..
( zaten mevcut bişeyden yola çıkmak em akıllısı bu işlerde)


yastıkların gelmesi bile yetti.. 


ama ben bir de baş ucu sehpasının üzerindekileri değiştirdim.. 
kuş yuvası ki benim kitap desteği olarak kullandığım aksesuar.. gitti.. beyaz vazo gitti..


onların yerine kırmızı vazo ve kırmızı bir saat geldi..
baktım pek yeterli olmadı.. o tonlarda eski bir ciltli kitabı da getirip ekledim..
o da yetmedi..


bir kuş yuvalı baskı resim buldum stoktan..
evet onları da atmam blog..
bir rafta dururlar..
ilk evimden beri hoşuma giden yaptırdığım çerçeveli posterler.. filan..
gitti kuş yuvası.. geldi kuş yuvası..

ve daha dengeli oldu şimdi çiçeklerin boyu ile aksesuarlar..


sonra elime bir de.. kristal çan geçti.. 
bence anlamlı bir vinyet oluşuyor dedim.. vazo annemden önüne de çan..
o da kızımın bir anneler günü armağanı.. 
kırmızı minik kase ise ..
yakın bir kadın dostun armağanı.. 
benim için çok hoş bir dişi sevgi aurası..
(kase neyin nesi demeyin.. kulağımda unuttuğum küpeler canımı yakınca.. hemen çıkarıp içine atıyorum..
kaybetmiyorum artık küpeleri.. yoksa çok düşürüp unutup elektrik süpürgesine kaptırmışlığım var..)

evet eril enerjinin naaptığını hep birlikte izliyoruz.. 
o yüzden dişi enerji ancak dengeler.. ortada dolaşan negatif enerjiyi..


sonbahara uygun.. sığınma sıcaklığına doğru ilerliyoruz.. yatağın baş ucu tamam da ya ayak ucu orası biraz fazla beyaz değil mi sizce de.. 

yatağımın karşısında  bir fiskos takımım var .. 
sevgili kayınvaldemin iki koltuğu bana geldi bu kış.. 
çok severdim kayınvaldemi..
çileli bir kadındı.. 
hemcinsimdi zaten..
aralarına sehpayı yeni aldım.. salondan ay.. evin içinde alışverişi çok severim ben..
çekirdek de sever..
daha dün.. benim salondan alışveriş etti..
türkuaz bi vazo aldı odasına =P..

 kotukların üzerine birer örtü ile  birer goblen yastık yerleşti..
benim işlediklerimdir he.. yanılmayın sakın.. 

evet iki koltuğumuz.. dedikoduya hazır..
benim tek koltuğa yerleşmemem gerekiyor evde iken..
ya kedi kızım ya da çekirdek kızım arada gelip karşıma oturmayı seviyorlar çünkü..
onların da bir yeri olmalı o yüzden..

kayınvalidem deyince aklıma bu örtü geldi..
bu da benzer renklerde kenarları püsküllü bir koltuk şalı o da kayınvaldemindi..
bana vermişti.. 
(kaınvalideme ben hep leman anne derdim.. dümdüz anne diyemedim..
o da gayet anlayışlı davrandı bana.. 
önceleri sizle idare ettim.. ama sonra kısa bir süre leman anne ..
ona bile ısınamayınca da.. leman babaanne ..
evet uzun bir hitaptı ama..
biz aramızda anlaşmıştık o konuda..
bi sorun yaşamadık.. 
benim bu deli dolu işlerime ilham verendir..
bir gün..
gözlerinde hem maküla dejenerasyonu hem de retina dekolmanı olduğu için..
artık kendini oyalayamadığını söylediğinde düşünmüştüm..
nakış örgü film izlemek kitap okumak..
aman kibele.. hepsini yapasım var dedim ve ..
verdim kendimi el işlerine..
sonra fırsat olmayabiliyor hayatta ne istiyorsan.. yapacaksın ertelemeden..

dolap dibinde beklemesin artık bu örtücük de..dedim..
yatağın ayak ucunda pek uygun oldu..
beyazlık gitti.. 

 bu arada vazodaki laleler de çiğ beyaz kalınca onların arasına da başka çiçekler ekledim..
ben sahte çiçekleri bu oda için seviyorum..
vazo boş kalmasın diye..
eğer taze kesilmiş çiçeği düzenli alıyorum filan dersem yalan..
ben hayatını düzene koymakta zorlanan bi kadınken.. nerde her perşembe çiçek alırım filan diyeyim.. yok..
hem kedi suyunu içicem diye..
yıkıyor ortalığı..
ve bu vazomu riske edemem doğrusu..

odada kalan son beyaz şey..

çalışma masamın sandalyesi..

o da kılıfını çıkardı.. 
onun da renkleri paslar morlar yeşiller sarılarla.. sonbahara uygun..


mor mürekkepler.. yazı takımları.. 
bu köşe benim yazı yazma köşem.. 
bahçe kapanınca..
buraya yerleşeceğim..
kahvem konyağım.. mor defterim ya da.. pisim.. 
mesela yarın mor mürekkeple bazı kitapların içine ataletçe dileklerimi yazacağım..
pazartesi günü postaya verilecek kitaplarım var..
ayrıca..
bu kış.. rahat çalışma yeri..
ne olsa çekirdek üniversite sınavına girecek..
bu durumda evi daha çok kullanacağız anne kız.. 


bu oda biliyorsunuz yerin altında.. 
o yüzden genel olarak resimler karanlık..
flaşla çekersem de.. çok keskin oluyor fotoğraflar..

ama.. yine de ..
minicik penceresinden akşam üzerleri göz alıcı bir ışık vuruyor.. hatta..
perdenin desenini bile oraya buraya yansıtabiliyor..


bir yandan da..
bir ayakkabı kutusunu karatahta boyası ile boyadım bu yerleştirme işlerini yaparken..
içinde..
kayınpederin sakladığı evraklar el yazısı notlar yazılar duruyor..
biliyorsunuz..
toplayıcı biriktirici hastalığı olan biriyim ben.. ve ne zaman bişeyleri atsam..
birileri yeni şeyler getiriyor ve onlara yer bulmam gerekiyor..
bu kutu bence..
iyi oldu hem içinde ne var diye aramayacağız.. üzerine tebeşirle yazılabilecek.. diğer kutular gibi..
sahi onları da daha göstermedim neyse yarına belki de onları eklerim..


deli miyim.. evet.. tabii.. hiç inkar etmedim ki ama aşkolsun yani..

siz hepiniz ustasısınızdır ama..
özetle..
doku..
koku..
ve duygu..
bunlardır odalara evlere hayat veren..

dokularım sıcak..
etrafım dişi enerjilerle dolu..
bir de karamelalı mum yakarsam..
içim sıcacık..
olur..

ya okuyo musunuz hala..
ben sizin fotoğraflara bakıp..
onları da pek karanlık çıkmılar diye çabucak kapatıp gittiğinizi sanmıştım... =)



17.03.2013

kitaplık kurdu için.. ve atalet için.. çalışma yazma okuma köşesi..

aslında epeyi zaman önce  başladı bu çalışma masasının öyküsü..
değişip gelişerek bu hale geldi..


bugün ise.. bu hale..


bu artık son hali şimdilik..

kapakta vircinyam volfum olmalıydı..
kendine ait bir oda olmalıydı..
kolaj yapıldı ama..
sanki bitmiş gibi olmadı..
önce..

kuru fırça tekniğiyle.. yani olabildiğince az boya aldığım fırçayı hafifçe sürmek üzere.. o simsiyah..
boyaları biraz hafiflettim..



sonra boyacıların kullandığı az yapışan bir bantla..
işaretler koydum amacım..
kitap gibi göstermek kapaktaki çalışmayı..
mükemmel olmasına gerek yok andırsa yeter..
o yüzden önce bir kitap koydum .. baktım o açıda dursa yanları ve kenarı nasıl görünürdü diye..
sonra maskeleme bandıyla işaretledim.


yine kuru fırça ile geçtim siyahla.. 
bandı hemen çıkardım..
boya kurumadan..
sonra..


elimdeki bej rengi boyayı birazkirlettim.. renklendirici ile.
 olmasaydı azcık siyah katabilirdim.. o da yoksa..
kahve katardım =)..





oluşan koyu rengi yine kuru fırça olarak geçtim..
sonra hemen kağıt havluyla fazlasını aldım..
kuruyunca..
zımpara ile azcık eskittim hafiflettim boyaları..
balmumu cila ile
korumaya aldım..

 son hali budur bence de süperdir..


bu da ışığın sönük halidir..

peki içi nasıldır..
 uzaktan böyledir..
her zaman değil ama..
şu an fotoğraf çekileceği için bu kadar düzgün..
genelde pek dağınık olur..
=)
kalemlik ıvır zıvır koymak için eskicilerden topladığım sütlükleri kullanıyorum..
içinde çukulataymış.. hediyeymiş.. gelen her ktu bir göreve atanıyor..
kırtasiye tutkunluğum var benim..
kutularda saklayınca bulmak kolay oluyor..

kapağın içi..
eski not kağıtları kitap sayfaları biletler.. kitapçıların ambalaj kağıtları ile kaplı..
ve en sevdiğim yazarlanrdan birinin..
tezer özlünün..
onuncu ölüm yıldönümünde gazetede yayınlanan anma yazısı..
özgürlük lafı geçince tepesine bir martı deseni..
tezerin nefis fotoğrafına da bir taç eklenmiş olarak..

evet bu çalışma masası artık tamamen benim..
her köşesi ile atalet sindi her yanına..

kolay olsun kraftınız..
yok mu hala..
eh ama ne duruyorsunuz..
hadi..
kişiselleştirin bir köşeyi..
nesneyi..
eşyayı..
çok kolay ..
görmüyor musunuz...


Image Hosted by ImageShack.us

7.01.2013

kendine ait bir oda.. çalışma masası.. kolaj ve yazı transferi ve vircinya ..

kaynak

yıllar önce bir çalışma masası görmüştüm bir eskicide..
böyle zarif birşeydi..
bayılmıştım ama o zamanlar benim için çok pahalı idi..
ama istiyordum..
ben de sevgili eski ahşaptan reprodükyion yapma ustası marangozumu götürüp gösterdim..
bunu istiyorum diye..

o zamana kadar zarif şeyler üreten marangozum..
malesef bu sefer fena çuvallamıştı..
orantısı güzeldi ama kabaydı..

kaynak

öyle ya da öyle yıllarca kullandım..

iki sene önce açık renk tutkum geldiğinde boyadım..
bej rengine..
kulplarını değiştirdim..
içine çok güzel bir kolaj çalışması yaptım.. tezer özlü .. okumakla ilgili yazılar olan..
bazı kitapçıların kağıt poşetlerini kullandım..
ve kendi el yazımla not aldığım bazı kitaplardan alıntılar..
seviyorum onu artık.. güzeloldu ama dışı hala dümdüz..

sonra bunu gördüm..

kaynak

eski kitap kapaklarından yapılmış posterler..
hoşuma gitti..

sonra bunu gördüm..

kaynak

şimdi hepsi birbirine girdi..
ve benim kitap sanatı..
çalışma masası şekillenmekte yavaş yavaş..

fotoğraf makinesi şarj oluyor..
ve boya kuruyor..
bir sonraki yazıda..
anlatabilmeyi umuyorum.. =)










8.11.2012

buduarın otuz günü altı yedi sekiz..etek.. lamba.. yastık..

buduarda üç yenilik.. birincisi tavan lambaları..
önceleri.. kadın göğsü modelinde tavan lambaları vardı.. ama pek ruhsuzdu onlar.. o yüzden çıkardım cam kapaklarını.. hatta bir tanesinin metal tesbit yuvarlağını da.. kartonpiyer göbeğin yarısı da beraberinde geldi.. tamir edilebilesi değil.. oysa iki kristalli lamba sallandırasım vardı.. olmadı.. koçtaştan iki tane akriilk göbek aldım... birini üstten yapıştırdım.. ayıp kapamaca.. ama istediğim sonucu alamadım.. ikinci metal parçayı çıkarmadım o yüzden yatağın üzerine geleni.. o da elimde kalacak diye.. korktum.. böylece bir adet.. metali de kapatacak büyüklükte yuvarlak şapka arayışına geçtim.. çabuk bulundu.. zaten böyle bir abajura sahip olup da asacak yer bulamayan arkadaştan geldi cevap.. ama.. tavanda asılı şeyi örtmesine rağmen.. alttaki açıklıktan pek çirkin görünüyordu metal.. vidalar ampul filan.. abajurun üç köşesine (yuvarlağın köşesi olmaz ben de biliyorum.. eşit aralıklarla eşgenar üçgen köşeleri oluşturacak şekilde üç noktaya)ataşları açıp s harfi haline getirerek taktım.. slerin bir tarafları abajura diğer tarafları .. metal yuvarlağa geçirildi.. abajurun açık kalan yerine.. bir miktar.. önceden kesilip kullanılması amaçlanmış da kısmet olmamış ikeya perde kumaşı.. dikildi.. son haline karar vermedim.. bu sallantılar.. jüpon gibi.. buduara gidiyor aslında.. kenarlarına bir kaç kristal sallandıra bilirim de.. ya da jüponları arttırabilirim.. şimdilik yerinde iş görüyor ve baktıkça.. esin perileri çalışır diye umuyorum..
ama şimdilik alttan görüntü de dantelle kamufle oldu bence uygun.. hem buduarın perdesine de uydu.. yatağın bazası fazla modern bir kumaş ve renkte.. gri süet.. buduara yakışmadı..
saime hanımın karyola etekleri vardı pembe gölge işinden.. onları bazaya zımbalamayı düşündüm ama hem temizlenmez hem de hırpalanırdılar.. bir adet çarşaf bazanın üzerine serilip.. yerinde o etekleri iğneledim.. sonra makine dikişi ile sabitledim.. hem kaymıyor..hem bazanın açılmasına engel olmuyor.. hem de fazla kumaş kaybı olmadan etekler kurtarılabilirler istendiğinde..
yatak tamamlandı artık.. bu arada yatağın üzerindeki yastık.. düz beyaz kanvas kumaştandı.. içine bir gazate koydum.. bir tarafını boyarken diğer yüze de boya geçmesin diye.. akrilik boya da neymiş.. ben duvar boyası severim dedim.. boyacıların kullandığı az yapışkanlı kağıt bantla çizgiledim önce.. aralarını boyadım.. daha boya ıslakken hemen bantları çektim aldım.. (altına boya akmasın diye).. sonra kalıpla.. kenarına asalet timsali flör de lis (zambak çiçeği) desenleri boyadım.. gene kalıbı hemen alarak.. altına boya akmasın diye.. boya kumaşa sertlik verdi.. ince zımpara kağıdı ile hafif bir zımpara onu da halletti.. son halinde iken.. bir de ütü bastım.. boyayı sabitlemek için..
renkleri ve konsepti yakaladı yastık da böylece.. buduar pek keyifli bir alan oldu artık.. hem deneme tahtası.. hem proje ortamı hem de. kaçış alanı..

1.11.2012

sorunlu köşenin son hali.. buduarda otuz günün ilk projesi..

bunu ayın ilk projesi olarak kabul edin.. nedense.. her iki fotoğraf makinem de iptal olduğundan.. telefonla çektiklerim de telefonu terketmeyi asla kabul etmediklerinden..
dün akşam ekleyemedim..

daha önce bahsetmiştim..
üç günlük maratonda ..
sorunlu köşeden..

rafını bir köşe dolabın arkasından kesilerek artan parçadan elde etmiştim..
bütük kabloları kordonları arkasına saklamıştım..
adsl'in çirkin kutusunu.. bir eski kitap kabına saklamıştım..
ana kesilen parçanın yan kenarı açık kalmıştı ya..

işte.. zamanında bir yerlerden beğenip aldığım..
kahverengi ahşap ahşap oymalar..
iki taneler.
bir tanesini rafı boyadığım boya ile boyadım ve hemen bir sarı bez ile siliverdim.. böylece ahşap rengi..
çiçeklerin kabartma yerlerinden görünür hale geldi ..
sonra bir vernik..
sonra da..

güçlü bir ahşap tutkalı kullandım rafın yanına.. yapıştırdım.. tutkal kuruyana kadar..
yapı marketlerde boya reyonunda satılan az yapışkan kağıt bantlarla tutturdum..
ertesi gün.. çıkardım yerinden..
ve elimde yanı oymal masif antika bir raf kaldı..



antika evet..
bu köşe dolap eski evlerin tavan tahtalarını kullanarak mobilya üreten.. kadiköy çarşısındaki bir sokak arasında bir yerde yaptırılmıştı..
nerden baksan yüz elli yaşında ahşap..

yanına eklediğim tahta da öyle..

bunun güzelliği ne biliyor musun blog..
bir kere ben yaptım!!! diyorsun..
ikinci.. para harcamamış oluyorsun..
üçüncüsü ise..
anti alzheimer egzersiz gibi..
yanı açık kalınca çözmen gereken bir sorun olyor onu çözüyorsun .. nöronların titreşiyor.. =)
badi yapıyor..
dört ve en keyifli güzelliği ise..
yaparken seni alıp o antikacılar çarşılarında ustalarla çay içerek istediğini tarif ettiğin serin sonbahar gününe götürüyor..
21liğin okul çıkışında okulun karşısındaki pabetlandda derdini dağıtmak için illa bir alışveriş bir kahve ve bir limonlu merengle günü sonlandırdığın yıllar geliyor..
hem.. limonlu merengin daha iyisini asla yemedim ömrümde..
pabetland gitti..
benim için istanbulda limonlu mereng bitti..

yani bu işler.. zaman yolculuğu yaptırıyor..
ayrıca son olarak..
çevreye faydalı oluyorsun..
yeni bir ağaç kesilmedi bu raf için.. ekolojik yani..
,
hem sorunlu sevimsiz köşe güzelleşti..
hem de oldukça kolay bir proje oldu..
iki delik iki dübel iki vida..
biraz matkap kullanımı biraz tornavida..
biraz boya biraz vernik..
biraz fırça darbesi biraz sarı bez sürüntüsü..
biraz tutkal birkaç santim kağıt bant..

öyle kolay oldu ki..
bunca yıl homurdandığıma değmedi.....


artık karşısına geçip konyağımı yudumlamaya uygun.....

bu ahşap oymalar iki tane idi.. hem..
diğerini de şu dekoratif oyma gibi bir ayağa takmalı..
biryerlerde bir ahşap bloğum vardı benim bahçede sanırım onu bir aramaya başlamalı şimdi...=)





27.09.2012

varan üç.. diyorum.. balmumu patineyi anlatıp ben dinlenmeye çekiliyorum...

 evet nerde kaldık..
sanırım balmumu cilada..

bunu çok aradım ben.
zamanında pariste habitat^da kasada kavgalar etmiştim bunu alabilmek için..
havalıyımdır sadece pariste kavga ederim.
burda kuzu gibiyimdir..

=).. balmumu cila kolaydır güzeldir candır..
internette aradım durdum..
balık kokulu ve yenilebilen ikea evimizin herçeyi  cilasına kavuştum..
kullanamadım.. evimin cilası olamadı..
koku beni tuttu.. telrarlıyrrum varsa heveslisi.. buraya yorum yazsın hemen gönderirim.. iki kutu stokta duruyor..

derken..
koçtaşa gidiyorum .. evimi çok seviyorum..da dolaşırken buldum..
balmumu cila..
hemen şeffafından aldım..
zaten başka rengi yoktu..

şimdi..
yeni kabarıkmacunla  kalıp kullanılarak desenlendirilmiş masa üstüne..
balmumu cila ve balmumu cila ile patine yapacağız..
uygulama kolay..
şişeyi salla.. tüy bırakmayan bir bezle..
sür..
onbeş dakika bekle..
yine tüy bırakmayan bezle parlat..

balmumu ile patine yapacağımızda..
önce şeffaf balmumu geçmek gerek..


beziniz benimki gibi solgun çiçek desenli ise..
daha bir vintıc etki yaratılabilir elbet..


bak nasıl parladı nasıl saten gibi oldu..

şimdi.. ben bu değilim..
saten .. şık.. pırıl.. titiz..
bu ben değilim..
en korktuğum kişiler.. net.. düzenli.. süper düper düzgün insanlardır..
hele gün sonunda.. ütülü şıkır kalanlardan ödüm patlar..
ben yaşarım..
otururum kalkarım..
elim kolum oynar..
ayağımı altıma alırım..
kırışırım ..
dağılırım..
o yüzden..
eşyalarımı da..
kirli severim =P..
nasılsa krrlenecek berelenecek..
en iyisi ben yapayım diyenlerdenim..

bu yüzden balmumu cilaya biraz kahverengi kattım..
bu ister yağlı boya olur.. ister.. herhangi bir renklendirici olur..
farketmez..
bu karışımın adı.. glaze.. renklendirilmiş şeffaf cila malzemesi..


dilbasacağı ile karıştırdım ..


şimdi de fırça ile sürüyorum..


korkmuyorum.. kirletiyorum..
rahat rahat aralıklara girintilere iyice işlemesini istiyorum bu çamur rengi cilanın..



gitti güzelim masa.. di mi..
yok bişi olmaz..
bu kez.. beklemeden hemen kuru ve yumuşak bir bezle siliyoruz..
fazlasını alıyoruz..
dilediğin kadarını temizle ey okur..
çok temizlersen..
bi daha kirletirsin.. hiç bişi olmaz..


kenarlarda girintilerde biriksin.. izin ver..


fırça izlerinde biriksin.. 
zamanın izi gibi dursun..

bu konuda bişey okudum geçenlerde..
patine düşkünlüğü ile ilgili bir analiz..
onu da atalet blogda paylaşacağım..

ama burda.. 


bu güzelliği..


bu güzelliği.. 
paylaşmak istiyorum..
çestırıma gömülüp.. kahvemi konyağımı alıp yeni masamın keyfini sürmeye gidiyorum.. 

ama maraton devam ediyor... sessizce.. 




hep internettesin deme .. kuruma bekliyorum.. moladayım..



evet hızlı ilerletiyorum günü..
şimdi bir yapılmış daha..
bütün amacım.. kitaplığın etrafında bir yaşam alanı oluşturmak..
o yüzden herşey rötuşlanıyor.. yer değiştiriyor..
yeniden kullanılıyor..

şu tahta sini ayakları vardır hani..
katlanır kapanır..
yazlıkta bir adet türk odası ama kilimsiz kilim desensiz daha çok fransızın türk odası yapmışı gibi..
işte orada bir baş ucu komodini..
bu ayak ve üzerinde bir adet dekupajlanmış sini vardı..
gereksiz bir şekilde..
mekan değiştirip gelmiş 21liğin evine..
o da nefret etmiş..
tıkmış dolabının arkasına..
aldım geldim..
atılmadan önce bir şans verdim..
greige yaptım.. beyazla patineledim..
dolabın arkasına koydum ben de sonra şunları görmeye başladım..





ve fikrim geldi..

karısını pikniğe götürmeden duramayan sevgili marangozumdan yuvarlak bir medefe kesmesini istedin kenarını da frezelemesini..
ben freze diyemedim tabii.. sadece tarif etmeye çalıştım..
beceremeyince gösterdim bi örnek..
kenarı azıcık süslenmiş oldu böylece..

boyası bildiğin gibi artık sevgili okur..
önce bi kat beyaz .. sonra iki kat greige ev yapımı kireç boyası..
zımpara..

yeni buluşum sevgili balmumu cilayı kullanacağım heyecanlıyım..
derken aklıma gene birşey geldi..
hem burası tarif veren bir blog..

kabartmalar istiyordum üzerinde..
ahşap macunu..
bin yıllık bir kalıp ve dil basacağı ile motif yaptım.. onu anlatacağım..
neden dil basacağı.. ille şart mıdır dersen..
değildir..
elimde o vardı.. sen dilersen bıçak kullan dilersen tarihi geçmiş kredi kartı..

stencil dedikleri plastiğe oyulmuş desen kalıpları gerekiyor..
eğer yoksa.. ne gam..
al eline bir eski naylon dosya..
şeffaf kapağına çiz bir desen kes..
istersen tırnak makasıyla istersen..
maket bıçağıyla..
daha güzeli var ama..
istersen al bir havye yapı marketten..
onunla kes.. oy çıkar..

bunlar benim eski kalıplarım..



ben bunu yıllar önce bir komodin için yapmıştım..tırnak makası ile..
acemilik dönemi çalışmalarımdan..
saime hanımın motiflerinden biridir..


yeni buldum bu macunu..
ufak bir kutuda ve çok ucuz 3 yetele civarında fiyatı..
kurusa da üzülmem anlayacağın.. 
malzemeyi bitiremeyip çöp yapmak 
amatör kraftçının kaderi..


ahşap macununu dil basacağı yardımı ile sür kalıbın üzerine..
biraz pasta kreması sürmeye benziyor..
gayet kolay..


çok mükemmel olması gerekmiyor.. ufak tefek pürüzler karakter veriyor..
hem güzel olmak için mükemmel olması gerekmiyor..


sonra kalıbını hemen kaldır..
bekleme.. kurumasın..

ben göz kararı devam ettim yuvarlağın çevresine..
sen dilersen ölç biç yerleştir..
benim gözün tek tel iplik sayar..
uzaktan mesafe kestirmem pek keskindir..
talimliyim..

saime hanım yarım santimi sıfır dört milimi göz kararı bilirdi..
ne olsa nakış hocası..
ben de hırs yaptım..
kastım..
milim şaşarım ama iki milim şaşmam açıkçası..
=)


bak nasıl bir güzellik yarattın..
hala heveslenmedin mi ey okur..
bir tepsime bir vazoma ya da dur şu çukulata kutusuna bir harf bir desen bir motif koyayım demedin mi..

bak bir daha bak..



yesss oui...si.. pek ala....
şimdi bu kererken ben gidip bişiler daha üreteceğim..
maratondayım evet.