kitapla kaplama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitapla kaplama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.08.2014

yasam alani planlaması.. kendini tanımlamanın bir diğer açılımı mıdır canıtın.. gelistim dönüştüm demenin yaşı yok mudur...

her şeyimiz hazır.. 
ölçüler.. 
amaçlar ..
elde var birler..
olmazsa olmazlar..
eski türk filmlerindeki.. tipi değıştirilen köylü kızı gibi..
herşeyimiz alıcı gözle inceleniyor..

sıra dekor unsurlarını..
ve benim için gerekli kanapeyi bulmaya geldi..
kitaplığı yaptırmaya geldi..

eşya parçacıklarını odada gezdirince ..
kanepenin yeri belli oldu..
buraya koyarsak radyatör var..
buraya koyarsak klima zatürre yapar..
burda görüntü kapanır ..
derken ..
eski hal.. maviler giden çestırlar..

iki reddedilen olasılık

son kararımız

girişte beni sevindiren alanı boş tutmak..
gözün hemen bahçeyi görmesini sağlamak  için ..
kütüphane sağ duvara..
daha önce olduğu yerden daha cam kenarına yakın yere tasarlandı..
yerin çok doğru olduğu camdan yansıyan yeşille ilk gözgöze gelince anlaşıldı ..



ölçüme göre kanepenin 2 küsur metre olabileceği ortaya çıktı..
bir yıl önce aşık olunan kanepe çekirdekten onay alamadı..
buna yayılınmaz diye reddedildi..

ben bunu cok sevdim..

çekirdeğin isteği ile L kanepelere cesaret edildi..
açık renk olsun dendi..
pinterestte epeyce fotoğraf raptiyelendi..
ortak noktaları bulundu..

evet triklerden biri bu..
eskiden    dergilerden beğendiğin odaların fotoğraflarını kopar.. dosyala..
ortak özelliklerine bak.. derdi yine o dergilerde minik tüyolar veren iç mimarlar..

24'lük küçükken yaptım denileni..
mor kırmızı kadifeler yaldızlar seçti..
mor bir yatak örtüsü kırmızı kadife bir koltuk koymuştum odasına..
geçenlerde konuşurken 'tabii bana hiç sormamışsınızdır' deyince..
vurdum yüzüne ..
2 kerede 2 kere yaptım öyle..
'gerçi ben seni etkilemek için seçmişimdir Moru' dedi bu sefer de..

aynen öyle..
mutlak beğenilerimiz kadar.. dayatılan trendler de var ..
yakınlarımızdan bizi yetiştirenlerden kopyaladıklarımız da..
bir de elbet..
her baktığımız yerde görünce aynı şeyi ..
kayıtlar alıyoruz fark etmeden..
subliminal'den ari yaşamak ne mümkün..

ama bir de şu açısı var olayın..
yükselen trendden uzağa kaçınca bir eskimişlik havası oluyor eşyanın..
ve insanın..
hayat bir kırkyama ise..
her şey öyle olmalı..
kendimiz bile..

eski zamana ait güzel ve değerli olanın yanına .. 
yeni zamanların güzel ve değerli olanlarını da katacaksın..
kırkyamaya herdaim yeni parçalar katacaksın..
yoksa yaşamın içinde kalmak zor..

evet felsefeyi bırakıp eve dönersek..
gördüğün beğendiğin nesnelerin.. vitrinlerin..
dergi sayfalarının..
fotoğraflarını çekip bir dosya hazırlamak gerek ..







pinterest.com bu işi kolayca yapabileceğin bir hale geldi..
site içinde arama yapıp.. beğendiklerini raptiyeleyebildiğin gibi..
net sayfalarından..
bloglardan.. alışveriş sitelerinden ve hatta kendi çektiğin
fotoğrafları da yükleyebiliyorsun..

buna ilham tablosu adını verelim..
ya da kendini keşfetme panosu olsun..
benim panomun adı 'final!' ..
önce yaşam alanı  renk 'popup' .. yaldız .. filan diye gruplayıp ..
sonunda hepsini final'de topladım..

resimlere bakarken keşfettim ki..
örneğin ben o kadar klasik vintage hatta patine seven ben..
bir modernleşme.. bir sadeleşme bir endüstriyel hal gördüm kendimde..
bir şeffaflık arzusu bir aydınlık isteği..


mor yok pek ..
sedef yansımaları griler bejler. tuhaf petrol mavileri..

ama renklere yarın girelim ..
panolar yap bugün blog..
içine seni yansıtan eşyalar nesneler koy..

18.08.2014

amaç: belirli bir aile tipine ya da tipsiz bir aileye yaşam alanı yaratmak..


şimdi..
tabii benim niyetim evim de ne güzel..
nasıl da süper eşyalarım..
nasıl da markayım..
nasıl da zevkli kadınım filan diye gösteriş yapmak değil..

amacım belirli bir düşünme ve planlama aşamasını aktarmak..
o yüzden anlatımlı dizi oluşturuyoruz..
canıtın ve ben..

evde dış cephe çalışması diye  anlatmaya başlamıştım ..
işte o çalışma sonrasında evin içinde de bir hareket yaşandı..

bizim yaşam alanımızın kullanımı..
her evdeki gibi yaşamımızla uyumlu..
çok girip çıkıyoruz ..
geç geliyoruz..
bir müzisyenle bir cerrahın ve bir deli hobicinin yaşadığı bir ev..
bazen herkes tepside yer..
bazen herkes yemiş olarak gelir..
birimiz ille çorba sever..
diğeri vejetaryenlikten yeni çıkmış..
biri teve sesiyle uyumayı sever..
diğeri ya okur ya dokur..
cuma yatmaz..
pazar evden çıkmaz..
karışık bir aileyiz..

bir de ben huzursuz ruh 2-3 ayda bir eşyaların yerini değiştiriyorum..
canım renk istiyor ..
sonra başka renk istiyor..
sonra esas olarak var olan eşyalara ha bire ay bu sahipsiz kalmış diye yeniler ekleniyor..
çift koltuğun birini aniden başka odaya taşıyoruz mesela..
ordan çıkan bir komodin buraya konuyor..

alanın kullanımında eşya yerleşimini en çok kısıtlayan 3 unsur ..
2 uzun kalorifer peteği ..
ve ortada yer alan kocaman kolon ..
son olarak bu alana açılan merdivenler..

alanın güzel yanı minik filan cep modeli ama..
bahçeye yeşile açılması..

alanda evlenirken aldığım eşyalar..
daha sonra eklenen bazı antika parçalar..
ve saime hanım ve leman hanımın andaçı eşya.




benim el emeğim başımın tacı kitaplıklarım..
ve sonradan eklenen piano ve ..
tüm istemem bağırtılarıma  karşılık yerleşen kocaman televizyon..

giderek kalabalıklaşan eşya tahakkümü..

 ve geçenlerde çekirdek hanım..
ben böyle arkadaşlarımı toplayıp .. mısırımı patlatıp..
sinema geceleri yapmak istiyorum..
demez mi?.



tam koca kanapeleri atıp.. kitaplığı sele kaptırıp..
tamam zaten bir okuma bi teve köşesi yeter dediğim ve boş alanda yaşıyorum .. ohh.. 
şu camın önüne bir masa üzerinde kraftlarımı yaparım miss.. dediğimde hem de..



pinterestte sadece boş ve ferah odalar raptiyelerken gelen bu istek..
alanın nasıl bir yaşam alanı olacağını belirledi..

vazgeçilmezler .. konfor..
kitaplar..
ekran..
bahçeyi izlemek..
annelerden kalan 
dört hardal rengi koltuk..
iki vitrin..
piano..

bu puzzle'ı çözüyoruz bu dizide..
güzel olan ne biliyor musunuz ..
hayat geçiyor eleğinizden..
nelerle vedalaşmaya hazırsınız..
çocukluğunuzda hangi çip yerleşmiş beyninize..
neler gerçekten değerli hangi zamanda biçilmiş bu değer..
kim aktarmış..
güzelce eleniyor..
ve şaşırıyorsunuz..
en önce kendinize..

dekorasyon işi de bir program gerektiriyor..
bilimsel çalışma gibi..
metodolojisi.. amacı .. materyal seçimi.... gözlemi.. izlemi .. literatürü tartışması ve sonucu var..

yani özetle önce odanızın ..
ne amaçla kullanılacağını..
eşya yerleştirme sorunu yaratabilecek unsurlarını..
odak noktası olacak unsurları..
ve vazgeçilmez'lerinizi belirleyen bir liste yapmanız gerek ..
hatta bir kroki ..
kroki çizmişken bence her şeyin ölçüsünü de alın ..
çantanızda gezdirin..
ilhamın ne zaman nerede geleceğini..
 bilemezsiniz ..

benim krokim şöyle..



17.02.2013

organizasyon merkezi oluşturmak.. mandallara yeni bir bakış..


tahta eski usul mandalları bulmak giderek daha zor olmaya başladı..
yakında koleksiyon nesnesi olcaklar neredeyse..
o yüzden onları da yaşamımıza başka bir alanda da olsa katmak gerek diye düşündüm..
bir hastamın odasına girdiğimde..
kitabının sayfalarını sabştlemek için kocaman bir kırmızı plastik mandal kullandığını görünce..
ışık yandı bir anda..
mandalı neden ille çamaşırla bağlantılamalı ki.. dedim..

mandallar..ve vazgeçilmez malzemem eski kitap sayfaları..

siz hala bir kita..p
 olmadı..
kıyamadınız dergi ya da hatta gazete sayfalarını..
basılı sözcükleri kullanmaya başlamadınız mı.. ev dekorasyonunda..
=)

eski sayfalar..
ve mandallar..
,


sayfaya aldığı kadar mandalı.. beyaz tutkalla yapıştırıyoruz.. mandala..
parmakla tutkalı mandala sürüp..
kağıdı üzerine yapıştırıp..
yine tutkallı parmakla..
kağıdın üzerinden bir kaç kere geçerek..
iyice yapıştırıyoruz..

mandal üzerine denk gelen sözcükleri seçebilirsiniz isterseniz..
ben rasgele yaptım..
ama mesela bir yazı başlığından yakalamak tutmak gibi sözcükler içeren bir yere denk gelse ..
mandal üstü yazısı nasıl hoş olur..

1 saat kadar kurumaya bırakıyoruz sonra.




maket bıçağıyla ya da makasla ayırıyoruz mandalları.. 
tabi baştan da yapılabilir bu..
yani mandaldan az büyük sayfa kesilip öyle de yapıştırılabilir..


sonraki önemli aletimiz zımpara kağıdı..
kağıdın yapıştığı mandal yüzeyin kenarlarını zımparalıyoruz..
bunu yaparken fotoğraflayamadım..
iki el gerekiyor..
makasla ya da make bıçağıyla asla kenarı tam kesemezsiniz..
o yüden mandalın etrafında kalan fazlalık kağıdı..
zımpara kağıdını tam mandalın bitiş yerine bir kaç kere sürterek ayırmamıs gerekiyor..
iyi terzilik gibi.. bu da iyi işçilik oluyor..
kağıt tam olarak ayrılmıyor gibi görünse de..
  tutun.. çekin..
nasıl ayrıldığınıgöreceksiniz..
geride kalan..  kağıda değil de.. doğrudan tahtaya basılmış gibi görünen sözcükler..


böyle güzel oluyor


bu arada..
varsa bir kaç da cam boncuk..
arkası düz olanlardan..
onlara da kağıt çok yakışıyor..
ben mandallarla beraber bir kaç tane de onlardan hazırladım..
onlar da çıktı aradan..


sizi bilmem ama..
ben başlayınca duramam ne bulursam kaplamaya başlarım..
yine öyle oldu..
biryerlerden hayatıma karışmış..
bi tahta evin damı yanı yine beyaz tutkalla.
kağıda bezendi..


sonuçta ne elde edebiliriz.. 
düşünmeye başladınız mı..

bir mantar pano bir magnet tutucu da varsa evimizde.. ya da buzdolabının kapağı olsun hadi..
düşünün bakalım nereye gidiyor bunlar....


nereye yol alıyoruz dersiniz..
sözcük damlı bir evcikle...


bir ipucu daha vereyim..
hani reklam diye dağıtılan önleri firma isim adresleri basılı magnetler yok mu..
 buzdolabı mıknatısları..
yumuşak olanlar ya da minik yuvarlak mıknatıs bulabilirsiniz belki..

işte onları kullanarak..
mandalların ve camların arkasına bunları yapıştırarak..
mandal şeklinde magnetleriniz olabilir..
ya da.. camın arkasına..
üzerine "alınacaklar" "yapılacaklar" gibi sözcükleri yapıştırıp..
 arkasına bir mıknatıs yapıştırıp buzdolabının üzerine takabilirsiniz..

ya da mandalları doğrudan mantar panonuza yapıştırarak..
kağıt tutucu gibi kullanabilirsiniz..
(ben bu yapıştırma  işlemleri için silikon tabancamı kuşanıyorum..
ama kaliteli herhangi bir yapıştırıcı da iş görür..)

elinizdekini ya da hayal gücünüzü kullanarak..
şöyle bir organizasyon alanı elde edebilirsiniz..

ya da şöyle..
minik evciğimi de kalemlik yaptım.. =)kitaplık kurdu için..



kolay gelsin....
hadi bakalım..
Image Hosted by ImageShack.us

10.01.2013

kendine ait bir oda.. dışa yolculuk.. vircinya.. canıtın.. yazı masası.. kolaj ve transfer..


bu benim çalışma masam..
beyaza boyanmış hali..
şu anda o duvarın önünde değil.. 
o duvar tamamen kitaplık oldu..

bu beyaz hanımın da yeni yeri buduarda.

vircinyanın kendine ait bir odasının ilk basımının kapağını.. fotokopiyle büyüttüm.. 
ve kitabın adını


 ve yazarın adını kullandım..



yine onun bir profil resmini buldum ..
onu da fotokopiye götürdüm..



yazıların arkasına bir karbon kağıdı.. yerini yarlayıp kalenle harflerin kenarlarından geçtim..
karbon kağıdı yoksa..
o zaman da..
kağıdın arka yüzünü kurşun kalemle tarayarak ve yine harflerin kenarlarından geçerek yazıyı masaya aktarabiliriz..

bu sefer genel olarak göz kararı ortaladım göz kararı yerleştirdim..
önce yukarı kitabın adını yazdım..
içini fırça ile akrilik siyah boyayla doldurdum..
bu kapağın özelliği..

kaynak
kızkardeşi vanessa bell tarafından tasarlanmış olması..
ama ortadaki grafiği sevmemiştim.. ayrıca bir progil çalışması istiyordum odama..
ama yazı karakterlerinin zaten fırçayla yazılmış gibi olması işime geldi..
ama her karakter boyanabiliyor..
iyi bir samur fırça ile.. ince uçlu bir fırça ile her yere
yazı yazabilir imza atabilirsiniz..

üstteki yazı kuruyunca..
yazarın adını..
aynı şekilde yazdım..
ki bu boya yarım saatte bir kahve molası süresince kuruyor..



en son olarak da..
profili muntazam kesip çıkardım ve beyaz tutkal ile.. ortaya yapıştırdım..
altında hava kabarcığı kalmasın..
üzerinden kredi kartı gibi bir plastikle geçebilirsiniz.
kabarcık kalırsa da.. o zaman da..
bir toplu iğne ile delip bastırarak havasını boşaltabilirsiniz..
iş bitip herşey kutuyunca azıcık zımparaladım harflari..
amacım çok sert çok siyah görünmemeleri..

ay çok anlattım ama vernik de atılacak..
elbette..
korumak gerek bu güzelliği..
bunu.. işte..


üzerindekilerle beraber bir anlam bütünlüğü oluşturuyor bence..


kokoş kadın.. çekirdeğin armağanı pullu payetli.. çantalı şapkalı kolyeli askılı göğüsdekolteli file çoraplı topuklu ayakkabılı =P..
bir elini de veda eder gibi havada tutuyor..
arkada duvarda ise..
fonu eski kitap sayfalarından.. önünde..
gitmek temalı kitap kapağı vircinyamın dışa yolculuk"isimli ilk romanının kapağı olan.. ve elbette..
canıtının silueti ile bütünlenmiş olan kendi yapımım duvar panosu asılı..

zaten kendine ait bir odası olan kadının..
keyfi yerinde..
dışa yolculuğu kolay ve keyifli olur değil mi..

bir poz daha..


hoşça kalın.. 
eliniz boş durmasın...





27.09.2012

üç gün.. bitirilmeyen her şeyin bitirileceği üç günlük maraton ve martılar da olacak etrafımda..


hep üç günüm olsa deyip duruyorum..
işte tam zamanı geldi okullar açık.. ev boş..
hava limonata..
yardımcı tam zamanlı benimle..

başlanmış bitirilecekleri bitirme maratonuna kalkıştım..

ne bitmez işin var demeyin..
bittiği anda yenilerini çıkarmayı başarıyorum ben..
ama bunlar gerçekten uzun zamandır sürünen girişimler..

efenim burası benim sorunlu köşem..



kapıdan girer girmez göze ilk görünen köşelerden biri..
bu fotoğraf sorun büyük ölçüde giderildikten sonra çekildiğinden kabul edilebilir görünüyor..
ama değildi.. 

aslında burada kocaman bir kolon vardı..
daha doğrusu biz kolon sanmıştık.. 
merdiveni taşıyan kolon..

değilmiş..
evin tadilatı sırasında bunun böyle tuhaf bir girintili alan olduğu çıktı ortaya..
alçıpanla kolonlaştırılmış..
kimileri bu girintinin altına bir kapak takıp üzerine bir raf koyup dolabımsı bir alan oluşturmuş..
ben açık kalsın da belki içine raf takar ve kitaplık ya da dekoratif alan gibi kullanırım demiştim..

olamadı..
zira tesisatçı
elektrik düğmesini hanyaya ama telefon adsl ve priz kombinini konyaya gayet garip bir açıya..
ne yere ne göğe koyduğundan..
salkım saçak kabloları saklayacağım diye .. önüne dolap..
çekmeceli komodin..
efenim yuvarlak masa neviinden bi sürü kamuflaj koydum..
tadilat yapıldı evet..
ve ancak denetlenecek onca şey olunca bazı saçma şeyler kaçmış gözümden işte..
oysa takığımdır kabloymuş prizmiş gibi şeylere..

ve tadilat.. çatı kaldırma dahil..
altı ay sürünce..
artık ay bu da olmamış meğer hadi kırıp yerini değiştirelim diyemedim..
o zamanlar sk şimdi çb olan aslan burcu kişisi..
elini atalete bulamasın diye..

geçenlerde yaptığım hokkalığı anımsıyor musunuz..
hani anlatmıştım..
o aslında bir köşeye asılmak üzere yaptırılmıştı ben arkasını kestirdim demiştim..
işte bizim marangoz..
ki bu pazar günü karımı pikniğe götürmezsem beni öldürür diyen..
saygı duyulası erkek kişidir aynı zamanda..
"siz bununla da kesin bir şey yaparsınız" diyerek arkadan çıkan üçgeni bana vermişti..

üçgen bana ve ben de üçgene baktım..
sonra aldım elime greige ev yapımı kireç boyamı..
sürdüm..
patineledim..
iki L demir aracılığı ile onu bu sorunlu salkım saçak kablo köşesine çaktım..
kablolar arkada kaldı.. priz de..

bu kablo saklama konusu aslında başlı başına bir konu.. bence..
pinterest'te o yüzden bir sürü iyi fikir raptiyeledim..
saklanacak çok kablo var bu evde..

dönüştürülüp yeniden amaçlandırılmış rafım tam en boy ve işlev olarak bana göreydi..
bu cümlede bir muzur hava var ama neyse artık..

yandan üçgen bir açıklığı var.. ordan bir kısım kablo ısrarla görünmeyi sürdürüyor..
ama ona bir çözüm ürettim.. bir sonraki yazıda..

bugün..


sorun bu.. 
çirkin ama vazgeçilmez..
beni size sizi bana buluşturan yararlı cihaz..
çok çirkin hem de..

o zaman napıyoruz..
aklımızı kullanıyoruz..
en çok ne severim ben..
kitap..
heryere yakışan nedir..
kitap..


greige'e ne yakışır.. gri..
atalete??
eski kitap.. zamanın izlerini taşıyan ..


kitabın iç sayfalarını dikkatlice çıkarıyoruz.. güzel iç ilksayfaları bırakıyoruz ama..
benim kitabın içi.. zaten çıkmıştı..
ama siz.. maket bıçağıyla dikkatlice ayırabilirsiniz..


hani nerde çirkin cihaz..
yok..
kitabın arasında duruyor..
antenleri görünüyor gerçi ama o kadar rahatsız edici değil..


sorunlu köşe artık bence.. güzel bir köşe oldu..
kitabın üzerine iki kitap daha koydum.. daha doğrusu en üstteki yine bir kitap kabı yeniden kullanımı..
o bir not defteri..

dur hatta onun da yapılışını hatırlatayım ..
nasıldı diyorsan ey okur ( diyesim geldi napayım.. ahmet rasimliğim tuttu gene)



son bir foto..
internet iletişimi kadar..
yazılı kağıtlı iletişimi de önemsemek gerek..
bu da metkupluğum olsun dedim..
hiç kullanmadığım gümüş kaplama  bir ekmek dilimi tutucuyu
ekledim.. arasında zarflar düzgün duruyor..
zarflar dekor değil..
en önde  bu hafta sonu gideceğim klasik müzik konseri ve kokteylinin davetiyesi duruyor..
onun arkasında ise.. niagara şelalelerine gezmeye giden amerikalı arkadaşımın..
"seni düşündüm" diye attığı kart..
şıkım evet.. ve havalıyım da.. biliyorum..
=)

şimdi bir de kalemlik bulup eklemeli buraya en dönüştürülmüş.. 
amaç dışı kullanılmışından.. 

belki bir de eski tarz telefon edinirim kim bilir.. =)


27.05.2012

kitaplık.. kitaplar.. fikirler.. uçmalar .. uçamamalar.. gönlün umduğu yerden kırılması ve martısız olmaz da.. diğerleri de var üstelik....

kitap okumak kadar keyifli ne var..
kitaplık düzenlemek.. elbette..



hele hele..
dönüp dolaşıp bir yere sığamayıp..
sığamama hallerine uyum gösterip..
bi zamanlar sığamadığın yerlere ortamlara..yeniden yerleşme çaaları yorduğunda..

dünyanın döndüğünü..
suların aktığını..
herşeyin değiştiğini..
sadece seni çevreleyen atmosferinyok canım ne atmosferi.. fanusun değişmediğimi..
bilerek.. kitaplık düzenlemek de ayrı bir şey..

psikolog bir analiz yapmıştı..
o masanın üzerine ırakılan kestane..
ben burdayım.. ya da daha doğrusu.. paw.. aslan patisi..
burası benim demek demişti..

kitaplığım öyle çok büyükl değil benim..azıcık da enti püften..
hayatım gibi..idareten..
daha iyi günleri bekliyor..
benim sahip olmadığım öncelikler listesi.. gibi..
onun da indexi yok..

ama orada..
nefes alıp veriyor..
eksiklikleri sindirmiş.. gidenlerin kayıpların arkasından ..
onları çoktan içselleştirdiği içinm..
bir bardak su dökmüş.. ya da içimiş.. ve olanca haliyle orada duvardan duvara yayılıyor..

ona bir kitaplık denemez zaten..
yanyana dizilmiş kitap rafları..
kimi ordan kimi burdan..
ataletçe bir iyiniyetle bir araya getirilmeye çalışılmış..
hani parti verip tüm dostlarını çağırırsın..
hani.. senin iyi niyetine onların da karşılık vereceğini düşünürsün..
hani.. senin hatırına geçmişteki karşılıklı sıkıntılarını..
anlaşmazlıklarını bir parti süresince bırakacaklarını düşünürsün..
ama sonunda.. sıkıntı dışında birşey kalmaz sana..o partiden anı olarak ..
işte benim kütüphane dediğim raf silsilesi de.. öyle duruyor..

yanyana.. aynı kalıba sokulmuş ama ayrı.. farklı..
merdivenin başı ile.. kolon arasındaki duvar yetmiyor..
taiştım sağa sola..
evdeki başka yerlerdeki rafları aldım.. kolon önü..
yandaki girinti uzadı boyu..
bir gün tavandan yere..
boydan boya çalışılacak bu duvar..
bir gün atılacak bazı fazlalıklar..

bir gün.....

kitaplarım da sığamamaktan eksikler zaten..
tüm okuduklarım.. bugüne kadar tüm yediklerim gibi.. beni ben yapanlar..
rafta olmasalar da içimde bir yerdeler.. aklına takılan bir konuyu hatırlamak için..
parmağını kitapların sırtında gezdire gezdire arayıp "o" belirli kitabı bulmak..
rafından alıp..yumoş bir koltuğa yerleşip.. o belirli sayfayı açmak...

öyle bir lüksüm yok işte..
ki söz konusu bensem bu bir lüks değil.. bu bir birincil yaşam gereksinimi..

sen homurdanmazdın atalet..
homurdanmıyorum.. neyse o..
pembe gözlük sevmem.. poliannadan nefret ederim.. o yüzden neyse o..

kitaplık.. kütüphane.. doğduğu günden beri her kitaına sahip olailmenin verdiği doyum..
kitaplığın üst raflarına çıkmak için merdiven kullanmak gerekmesi..
merdiven..
bu işte enim faztezim..
bu kitaplığın önüne bir merdiven..

neresine koyacaksın ki.. dedi geçenlerde biri..
haklısın dedim.. buraya değil..
hayalimdekikitaplığa koyacağım onu..

ama kitaplığıma uyan merdiveni buldum ben sonunda..
hem de dün..

ctesi.. insanlardan bıktığım gün oluyor son zamanlarda..
bir de cumartesi akşamları fazla mesai yapıyorum farklı bir iş dalında..
bu da ilginç oldu atalet..ne o öyle.. akşam mesaisi.. filan..
yok akla geldiği göze görndüğü kadar.. çapkın bişey değil..
ama ne olduğunu da söylemem...
gizem iyidir..

işte o yüzden eve geldim.. akşam üzeri beşe geliyordu saat
ingilizler akşam çaylarini içiyorlardı..
bazıları belki içkilerini demlenmeye başlamıştılar..
ben kahvemi tercih ettim..
oturduğum yerden..
düşünüyordum..
21liğin evindeki tadilat için götürdüklerim.. ortaya döktüklerimi kaldırayım..
biraz okuyayım.. bahçenin lambasını yapayım..
ya da yazlık ince giysileri çıkarayım diye.. birden ..bakınırken iki şey oldu..
gözüm bişeye takıldı kitap raflarında..
ve bugün gördüğüm kitaplık merdiveni geldi aklıma..
ve.. bir yıldız çaktı aklımda..
kahve fincanını bırakıp..
kitap raflarını itip çekmeye başladım..
sonucu ben sevdim sanki..

arada bir kadeh şaraba hayır demedim..
arada.. fazla mesaimi yaptım..

ahha.. bir de aslında ben bugün sofyada olacaktım..
ama..
gün döndü.. olaylar gelişti ve ben istanbuldayım..
şimdilerde kimseyi içine almak istemediğim fanusumdayım..
kader diyorum şimdi..

akıyorum da.. yeni kitap almayı sürdürdükçe benim..
bu yığını eritmeme imkan yok..

atalet bugün..
sarılarını sarartmalı..
odasında biraz vakit geçirmeli..
fanusundan pek çıkmamalı..
ama belki .. bahçe lambasını yapmalı.. belki de gün nereye can nereye istiyorsa öyle salınmalı...
pese: düşüdüm de..
karatahta boyası etiketi de neyin nesi demeyin.. düşüncemin sonucunda..
bunu da yapmaya karar verdim bugün...
ama belli de olmaz.. hani....
pese iki..bu başlangıç halidir..
fotoğraftaki..

pese üç..
çekirdek dediki..
anneeegel..
gittim..
istediğine aktım taöm çıkarken..
gitme..
gidip aşağıda..deli gibi boya filan yapma.. benle kal.......

13.10.2011

şifoniyerin öyküsü..

hep diyorum .. her eşya kendi öyküsünü kendi yazar..
bir adet pratik kullanışlı ve fakat eski giyinme odasında.. ait olduğu yerde..
kendine benzer malzemeden eşyalarla birlikte..
 göze hiç batmadığı halde.. alt odaya inince.. birden ..
.çirkinlik abidesine dönüşen şifoniyer.

armut kaplama tekerlekli şifoniyer
bu arada şifoniyerin.. kumaş şifonla..
yani şu uçucu incecik transparant seksi kumaşla hiç ilgisi yok..
chiffon.. fransızca.. kumaş parçası.. çaput.. paçavra filan anlamına da geliyor..
genelde katlanıp kaldırılması gerekn kumaş örtü kılıf peçete filan gibi şeyleri koymak için tasarlanıyor..
gerçi günümüzde buna çekmeceli dolap denmeye başlandı ..


eski kalıp kağıtları.. 

vintage dikiş malzemesi reklamları
 eski dikiş makinesi.. patron ve dikiş reklamları..
dikiş mankenleri.. makas.. ıvır zıvır reklamları kağıtları..
ile kaplanır..


kuruyunca.. akrilik vernikle koruma altına alınır.. 
iki kat..


üzerine süsü püsü konulur..

ama odanın beyazlığı içinde birden .. fazla renkli gelir göze..
bir süre böyle kullanılır ama içe sinmez..
eh o zaman.. ne yapılır.. =)..

sulandırılmış beyaz akrilik boya ile..
 üzerini tam kapatmayacak bir kat geçilir..
beğenilir.. 
verniklenir..


yeni yerinde.. biraz daha beyaz..
ama dikkatle bakıldığında..
bütün o geçmiş zaman güzellikleri ..
görünecek şekilde kullanılır..
zaten hayatta da öyle değil mi.. 
dikkatle bakmadan ne güzellikleri ne de hataları göremezsin diye felsefe yapılır..


bütün süreç boyunca..
saime hanımın.. eğer görseydi..
nasıl yandan bir gülümseme ve gözlerinde pırıltılar ile bakacağı ve çılgın diyeceği düşünülür..
tek bir kumaş ya da kağıt parçasını ziyan etmeden yaşayan insanların zamanında..
insanlara da nasıl daha çok değer verildiği düşünülür..
mal kıymeti bilmeyen insan kıymeti de bilmez.. sözü anımsanır..
ben acaba bu yüzden mi bir türlü bazı hatalı kişilerden bile kurtulamıyor..
hala onlara tolerans gösteriyorum diye öz eleştiri yapılır..
dolabın ilk halini çok beğenip eve gelen her arkadaşını bak annemin yaptığı odaya diye alt kata koşturan çekirdekten ..
benim en beğendiğim parçayı boyadın diye fırça yenir..
************

şimdi .. olur da bunun gibi bir işe kalkmak isterseniz..
çok kolaydır..
tarifini veriyorum.. ay uğraşamam diyenler.. burdan sonrasını okumayabilir.. 
felsefe filan yapmayacağım sizden gizli söz..
malzeme.. 
beyaz tutkal kullanmak gerek bu iş için.. 
bazen duvar kağıdı tutkalı ile beyaz tutkalı karıştırdığım da oluyor yarı yarıya.. ama üstünlüğünü eksikliğini görmedim..
tek başına duvar kağıdı tutkalı biraz zayıf oluyor..

üstü kaplanacak eşya..
dolap sandalye kutu tepsi.. her malzeme olur.. plastikten masif ahşaba..

kaplamak için kağıt..
dergi sayfasından.. haritaya.. reçeteden peçeteye.. fotokopiden herşeye..olur kağıt olsun yeter..
ne bulup yapıştırıcam üzerine demeyin.. elinize geçen her kağıt..
kaplama için kullanılabilir.. yeter ki deseni size birşey desin..
bişey anlatsın..

hatta odanızda beğendiğiniz bir yastığınız bir örtünüz varsa.. onun fotokopisini bile kullanabilirsiniz..

yapılışı..

beyaz tutkalı azıcık sulandırmak gerekebilir.. daha kolay sürülecek hale getirmek için.. 
ben önce bir deniyorum olduğu gibi.. baktım zor sürülüyor.. azıcık su ekliyorum..

yapıştıracağınız eşyanın üzeri temiz olmalı..
en güzeli hangi malzemeden olursa olsun..
eşyayı hafifçe zımparalamak..
öyle manikür bozacak kadar değil.. azıcık yüzeyinin parlak hali gitsin diye.. 
ince zımpara kağıdı kullanıyorum.. doğrudan..
tek bir sırrı var bu işin..
zımparayı hep düz hatlar halinde ve hep aynı yönde  sürtmek..
yani bezle siler gibi yuvarlaklar çizmeyin elimizi alıştırmayın..
sonra da ıslak bir bezle siliyorum eşyayı..
hem zımpara tozu hem de kalıntı  kir pis temizlenmiş oluyor..
canınızın istediği herşeyle kaplayabilirsiniz..
gazete kağıdı dahil..
çok büyük parça kağıtlarda.. arasında hava kabarcığı kalma riski yüksek..
ben o yüzden daha ufak kağıtları yeğliyorum..
ama duvar kağıdı bile olabilir..farketmez..

tutkalı önce eşyaya sürüyorsunuz.. şlap şlap bol bol..
sonra da kağıdın alt yüzeyine.. 
kağıdı yapıştırın.. 
sonra eski bir kredi kartı olur.. karton olur.. mutfak spatulası olur..
kağıdı.. ortasından kenarlarına doğru sıvazlıyorsunuz.. hava kabarcığı kalmasın diye..
bu kalıp kağıtları çok inceydi mesela.. yırtılıveriyorlardı..
onları elimin dış kenarı ile üstlerini sıvazlayarak yaptım bu işi..
stressiz rahat yapılan bi iş..
sonra üzerine de bi kat tutkal geçiyorsunuz..
korkmayın beyaz tutkal .. kuruyunca şeffaflaşıyor..
işte beğeninize göre..
yapıştırın kağıtları.. üstüste de olur.. alta eski kitap sayfası zerine çiçek de yapıştırabilirsiniz..
desenli peçete kağıdı olur..
kitaplardan kesilmiş desenler olur..
kartpostal olmasın ama.. o kalınlık yapar.. onun da mesela fotokopisini alabilirsiniz kullanmak için..

eğer fotokopi kağıdı gibi..
parlak bir kağıtsa kullanmak istediğiniz.. kağıdın arka yüzeyini de birazcık zımparalayın derim.. 
daha iyi yapışır..

tamam kaplandı mı..yapışırken ordan burdan fazlalıklar taşmıştır elbet. . .onları ellemeyin..
bir 24 saat bekleyin..
şimdi.. yine ince zımpara kağıdı ile taşan yerlerin tahta ile birleştiği yerden bir iki kere geçtiniz mi..
ayrılı verir fazlalık.. bunu resimli de anlatabilirim bi ara..

sonra vernik..
ister parlak.. ister.. saten ister mat..
ister sentetik vernik.. ister.. akrilik..
akrilik verniği hobi mağazasından almayın.. 
küçücük şişede.. pek pahalı.. ben onun yerine kocaman bir teneke alıyorum nalburdan..
kokusuz olduğu için çok kolay kullanılıyor..
hem kullandığınız fırçayı da.. sıcak su ve sabunla yıkadınız mı temizleniyor..
hem de inceltmek gerekirse suyla inceliyor..
tiner gibi yanıcı parlayıcı ve kokulu malzemelerden kurtuluyorsunuz..
hem de.. bir saatte kuruduğu için.. bir kaç kat atmak gerektiğinden zaman kazanıyorsunuz..
bir kat vernik at.. git bi dizi izle.. gel bi kat daha at gibi..
diğerinde her kat için 24 saat beklemek gerekiyor..

evet.. vernikler de atıldı en az üç kat..
eh artık dilediğiniz gibi kullanın..
ister.. silin.. ister bardak koyun.. bişey olmaz..
eğer yoğun kullanılacak birşeyse.. vernik katını beşe çıkıverin.. 
kolay zaten..

ya da kumaş da kaplayabilirsiniz..
hep aynı şey..
hafif zımpara..
bol tutkal..
hem alta hem de üste..
ve en az üç kat vernik..

dekupaj da deniyor bu işe..
eşyanın tümü kaplanınca.. abartıp papier maché diyen de var.. 
ki o apayrı ve yine çok kolay bir sanat.... =D
ondan da yaparız.. 
yapılmışı bile var.. =)




19.08.2011

geciken duvar rafı yazısı


birkaç çirkin mdf çekmecen varsa.. atmadan önce..



eski kitapların sayfalarıyla kapla.. beyaz tutkal yeterli bunun için..


içini dışını her yerini iyice kapla..


kurut sonra.. 24 saat.. bi kat vernik.. en kokusuzundan akriliğinden.. 



nasıl keyifli duvar rafları oluyorlar bak.. hele bir de yeniden kulp takarsan..


boş çerçeveler nasıl da güzel görünüyor böyle sergilenince.. 


konu temaları yapabilir mevsime göre değiştirebilir istersen gerçekten kitap rafı olarak kullanabilirsin ki.. 
***********
omlet yapmak kadar kolar..
haberleri dinlemekten daha stressiz..
20liğin eski masasının çekmeceleri ..
şimdi buduarın duvarında sergilik.. 

bu maviş kuş benimle datçadan geldi..
mavi kapaksız kahvedanlık.. eskiciden.. çiçek sularım bununla hiç bişey yapamasam demiştim.. dokuz liraya aldım =)..
kitap benim altıncı sınıf fransızca okuma kitabım..
plaketse... okulumdan yirminci yılda aldığım..
beyaz gül çerçeve.. kırmızı ve simliydi.. 20liğin anneler günü armağanıydı..
beyaza boyandı.. 
beyaz saksılı çerçeve.. koçtaştan alındı pek sıradandı.. beyaza boyandı..
tablo.. tablo değil.. resim tuvali üzerine beyaz tutkalla yapıştırılmış dergi sayfası..
sonradan biraz eskitilmiş.. toprak rengi boyalarla..
leylak rengi baharatlık.. pek fransız fiye aşık olunup alındı gene bir eskiciden..
bahçe bankı büyük yengecin armağanı zaten..
buradaki herşey sevdiğim ve beni seven insanların objelerin enerjisini taşıyor..