kireç boyası. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kireç boyası. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.09.2012

hep internettesin deme .. kuruma bekliyorum.. moladayım..



evet hızlı ilerletiyorum günü..
şimdi bir yapılmış daha..
bütün amacım.. kitaplığın etrafında bir yaşam alanı oluşturmak..
o yüzden herşey rötuşlanıyor.. yer değiştiriyor..
yeniden kullanılıyor..

şu tahta sini ayakları vardır hani..
katlanır kapanır..
yazlıkta bir adet türk odası ama kilimsiz kilim desensiz daha çok fransızın türk odası yapmışı gibi..
işte orada bir baş ucu komodini..
bu ayak ve üzerinde bir adet dekupajlanmış sini vardı..
gereksiz bir şekilde..
mekan değiştirip gelmiş 21liğin evine..
o da nefret etmiş..
tıkmış dolabının arkasına..
aldım geldim..
atılmadan önce bir şans verdim..
greige yaptım.. beyazla patineledim..
dolabın arkasına koydum ben de sonra şunları görmeye başladım..





ve fikrim geldi..

karısını pikniğe götürmeden duramayan sevgili marangozumdan yuvarlak bir medefe kesmesini istedin kenarını da frezelemesini..
ben freze diyemedim tabii.. sadece tarif etmeye çalıştım..
beceremeyince gösterdim bi örnek..
kenarı azıcık süslenmiş oldu böylece..

boyası bildiğin gibi artık sevgili okur..
önce bi kat beyaz .. sonra iki kat greige ev yapımı kireç boyası..
zımpara..

yeni buluşum sevgili balmumu cilayı kullanacağım heyecanlıyım..
derken aklıma gene birşey geldi..
hem burası tarif veren bir blog..

kabartmalar istiyordum üzerinde..
ahşap macunu..
bin yıllık bir kalıp ve dil basacağı ile motif yaptım.. onu anlatacağım..
neden dil basacağı.. ille şart mıdır dersen..
değildir..
elimde o vardı.. sen dilersen bıçak kullan dilersen tarihi geçmiş kredi kartı..

stencil dedikleri plastiğe oyulmuş desen kalıpları gerekiyor..
eğer yoksa.. ne gam..
al eline bir eski naylon dosya..
şeffaf kapağına çiz bir desen kes..
istersen tırnak makasıyla istersen..
maket bıçağıyla..
daha güzeli var ama..
istersen al bir havye yapı marketten..
onunla kes.. oy çıkar..

bunlar benim eski kalıplarım..



ben bunu yıllar önce bir komodin için yapmıştım..tırnak makası ile..
acemilik dönemi çalışmalarımdan..
saime hanımın motiflerinden biridir..


yeni buldum bu macunu..
ufak bir kutuda ve çok ucuz 3 yetele civarında fiyatı..
kurusa da üzülmem anlayacağın.. 
malzemeyi bitiremeyip çöp yapmak 
amatör kraftçının kaderi..


ahşap macununu dil basacağı yardımı ile sür kalıbın üzerine..
biraz pasta kreması sürmeye benziyor..
gayet kolay..


çok mükemmel olması gerekmiyor.. ufak tefek pürüzler karakter veriyor..
hem güzel olmak için mükemmel olması gerekmiyor..


sonra kalıbını hemen kaldır..
bekleme.. kurumasın..

ben göz kararı devam ettim yuvarlağın çevresine..
sen dilersen ölç biç yerleştir..
benim gözün tek tel iplik sayar..
uzaktan mesafe kestirmem pek keskindir..
talimliyim..

saime hanım yarım santimi sıfır dört milimi göz kararı bilirdi..
ne olsa nakış hocası..
ben de hırs yaptım..
kastım..
milim şaşarım ama iki milim şaşmam açıkçası..
=)


bak nasıl bir güzellik yarattın..
hala heveslenmedin mi ey okur..
bir tepsime bir vazoma ya da dur şu çukulata kutusuna bir harf bir desen bir motif koyayım demedin mi..

bak bir daha bak..



yesss oui...si.. pek ala....
şimdi bu kererken ben gidip bişiler daha üreteceğim..
maratondayım evet.







üç gün.. bitirilmeyen her şeyin bitirileceği üç günlük maraton ve martılar da olacak etrafımda..


hep üç günüm olsa deyip duruyorum..
işte tam zamanı geldi okullar açık.. ev boş..
hava limonata..
yardımcı tam zamanlı benimle..

başlanmış bitirilecekleri bitirme maratonuna kalkıştım..

ne bitmez işin var demeyin..
bittiği anda yenilerini çıkarmayı başarıyorum ben..
ama bunlar gerçekten uzun zamandır sürünen girişimler..

efenim burası benim sorunlu köşem..



kapıdan girer girmez göze ilk görünen köşelerden biri..
bu fotoğraf sorun büyük ölçüde giderildikten sonra çekildiğinden kabul edilebilir görünüyor..
ama değildi.. 

aslında burada kocaman bir kolon vardı..
daha doğrusu biz kolon sanmıştık.. 
merdiveni taşıyan kolon..

değilmiş..
evin tadilatı sırasında bunun böyle tuhaf bir girintili alan olduğu çıktı ortaya..
alçıpanla kolonlaştırılmış..
kimileri bu girintinin altına bir kapak takıp üzerine bir raf koyup dolabımsı bir alan oluşturmuş..
ben açık kalsın da belki içine raf takar ve kitaplık ya da dekoratif alan gibi kullanırım demiştim..

olamadı..
zira tesisatçı
elektrik düğmesini hanyaya ama telefon adsl ve priz kombinini konyaya gayet garip bir açıya..
ne yere ne göğe koyduğundan..
salkım saçak kabloları saklayacağım diye .. önüne dolap..
çekmeceli komodin..
efenim yuvarlak masa neviinden bi sürü kamuflaj koydum..
tadilat yapıldı evet..
ve ancak denetlenecek onca şey olunca bazı saçma şeyler kaçmış gözümden işte..
oysa takığımdır kabloymuş prizmiş gibi şeylere..

ve tadilat.. çatı kaldırma dahil..
altı ay sürünce..
artık ay bu da olmamış meğer hadi kırıp yerini değiştirelim diyemedim..
o zamanlar sk şimdi çb olan aslan burcu kişisi..
elini atalete bulamasın diye..

geçenlerde yaptığım hokkalığı anımsıyor musunuz..
hani anlatmıştım..
o aslında bir köşeye asılmak üzere yaptırılmıştı ben arkasını kestirdim demiştim..
işte bizim marangoz..
ki bu pazar günü karımı pikniğe götürmezsem beni öldürür diyen..
saygı duyulası erkek kişidir aynı zamanda..
"siz bununla da kesin bir şey yaparsınız" diyerek arkadan çıkan üçgeni bana vermişti..

üçgen bana ve ben de üçgene baktım..
sonra aldım elime greige ev yapımı kireç boyamı..
sürdüm..
patineledim..
iki L demir aracılığı ile onu bu sorunlu salkım saçak kablo köşesine çaktım..
kablolar arkada kaldı.. priz de..

bu kablo saklama konusu aslında başlı başına bir konu.. bence..
pinterest'te o yüzden bir sürü iyi fikir raptiyeledim..
saklanacak çok kablo var bu evde..

dönüştürülüp yeniden amaçlandırılmış rafım tam en boy ve işlev olarak bana göreydi..
bu cümlede bir muzur hava var ama neyse artık..

yandan üçgen bir açıklığı var.. ordan bir kısım kablo ısrarla görünmeyi sürdürüyor..
ama ona bir çözüm ürettim.. bir sonraki yazıda..

bugün..


sorun bu.. 
çirkin ama vazgeçilmez..
beni size sizi bana buluşturan yararlı cihaz..
çok çirkin hem de..

o zaman napıyoruz..
aklımızı kullanıyoruz..
en çok ne severim ben..
kitap..
heryere yakışan nedir..
kitap..


greige'e ne yakışır.. gri..
atalete??
eski kitap.. zamanın izlerini taşıyan ..


kitabın iç sayfalarını dikkatlice çıkarıyoruz.. güzel iç ilksayfaları bırakıyoruz ama..
benim kitabın içi.. zaten çıkmıştı..
ama siz.. maket bıçağıyla dikkatlice ayırabilirsiniz..


hani nerde çirkin cihaz..
yok..
kitabın arasında duruyor..
antenleri görünüyor gerçi ama o kadar rahatsız edici değil..


sorunlu köşe artık bence.. güzel bir köşe oldu..
kitabın üzerine iki kitap daha koydum.. daha doğrusu en üstteki yine bir kitap kabı yeniden kullanımı..
o bir not defteri..

dur hatta onun da yapılışını hatırlatayım ..
nasıldı diyorsan ey okur ( diyesim geldi napayım.. ahmet rasimliğim tuttu gene)



son bir foto..
internet iletişimi kadar..
yazılı kağıtlı iletişimi de önemsemek gerek..
bu da metkupluğum olsun dedim..
hiç kullanmadığım gümüş kaplama  bir ekmek dilimi tutucuyu
ekledim.. arasında zarflar düzgün duruyor..
zarflar dekor değil..
en önde  bu hafta sonu gideceğim klasik müzik konseri ve kokteylinin davetiyesi duruyor..
onun arkasında ise.. niagara şelalelerine gezmeye giden amerikalı arkadaşımın..
"seni düşündüm" diye attığı kart..
şıkım evet.. ve havalıyım da.. biliyorum..
=)

şimdi bir de kalemlik bulup eklemeli buraya en dönüştürülmüş.. 
amaç dışı kullanılmışından.. 

belki bir de eski tarz telefon edinirim kim bilir.. =)


22.09.2012

bir pufun dönüşümü... canıtın yoktu evde fotoğrafa giremedi..


yıllar önce bir yazlık maceramız olmuştu..
uzun bir hikayedir.. ama iki çift.. bir evi ortak kullanmıştık..
zira aynı yörede bitmesi gerekip de bitemeyen evlerimiz vardı..
her ikimiz de taşınıyorduk.
ve evlerimizde bitmemiş yazlıklar için ayrılmış alınmış eşyalar vardı..
onları kedi eniği gibi ev ev taşımamak için..
ortak bir ev tuttuk aynı yazlık bölgede..
böylece..
ilerde evlerimize kolayca taşınacaktık..
ve ikimiz birleşince ancak bir evi döşeyebiliyorduk.. =)
işte bu çiftten erkek olanı..
çok eski eşyalara sahipti..
zarif kadınsı eşyaları vardı..
annesinden kalma..
eşi ise.. yeni yeni yeni alınsın kullanılsın merakında idi..
anlamıyordu eşyadan..
o yüzden bana verdi eşyaları.. erkek olan..
ben de onları ozamanlar acemice ..
dönüştürüp kullandım..
derken ..
erkenden hayata veda etti..
çok talihsiz şartlarda..
geride üç yaşında kızını ve eşini bıraktı..
geri ister mi diye sordum eşe..
zamanı gelince..
belki kızı babasının eşyalarını ister diye..
hayır dedi kadın yeni yeni yeni istiyorum..
böylece anı meraklısı ben ..
çevrenin arşivcisi ben tuttum onları..
baktım. kullandım ve sevdim..

bu pufçuk..
yazlıktan geri getirildi eve..
greige (gri-bej).. sevdamla beraber..



eskiden lacivert beyazdı. bir yazlık eve uygun..


yeniden şekillendirmek için söktüğümde..
alttan çıkan mercan rengi kumaş da.. anılarımı canlardırdı..
o yazlık macerasını yaşadığımız yıl..
geçici olarak yaşadığım tepedeki evde..
oturma odasında kullandığım hali..
unutmuşum.. 
o oda meksika havasında idi..
hamzagilden almıştım bu tondaki keten kumaşları..
ama çocuklu ev sonunda..
pek kirlenip çoktan.. değiştirildiler bile..


hep merak ederdim.. bu yaylı mobilyaların içini..
mesela kanapelere yatarsan yayları kayar derdi annem..
o yaylar nasıl kayardı ki..
kat kat soydum pufu.. aklımda tutarak.. katları..
döşemelik kumaş..
altında yün dolgu..
altında samanlar..
altında bu çuval çıktı..


önce sökmedim ve boyadım..
altta lacivert yağlıboya vardı..
üzerine doğrudan.. artık ezberlediğiniz ev yapımı kireç boyasını kullandım..
duvarlarda kullandığım keten renginden gribej renkten bir ölçü.. bir ölçü su ve üç kaşık alçı..
pürüzsüz hale gelene kadar karıştır..
ince katlar halinde sür..
üç kat tam olarak örttü laciverdi..
sonra zımparaladım.. alttan yer yer lacivert çıkana kadar..
yer yer de ahşabın kendisi..
hoşuma gidene kadar devam ettim..
pürüzsüz yumuşacık bir yüzey oluşunca..
akrilik vernik..
iki kat..

geçenlerde bir okurum sormuş yeni verniğin adı ne diye..
onu da bu yazıya ekleyeyim..

akrilik vernik diye aramak gerek..
büyük nalburlarda var..
şeffaf renksiz ve saten ışıltısında. 

çuval bazı yerlerinden dikilmişti..
o yüzden sökmesem dedim ve boyadım o haliyle..
derken sökmeye karar verdim zira çok kirli ve kokulu idi..


iyi ki sökmüşüm.. bu etiket çıktı dikili katlardan birinin altından..
googla sordum.. polonyada bir şehir adı bu.. tomaszowski..
demek çuval bezi polonyadan geliyormuş o zamanlar.. yoksa pufun kendisi mi?? 
ama o zaman akşaba vurulmuş olurdu bu puf..


gerçekten kirliydi.. üstü kadar altı da..
yayların bıraktığı izlere bakın..


bu arada yayların nasıl olduğunu anladım..
toplam dört yay var..
ahşap karkasa bir ip çivilenmiş..
o ip.. her yaydan geçip.. karşı kenara çivileniyor.. iki sıra.. önden arkaya.. iki..
sağdan sola iki defa sabitleniyor..
ayrıca çaprazlamasına da sabitleniyor..
böylece kaymıyorlar.. demek ki kanapelerde bu daha fazla yay daha fazla bağlantı demek..
böylece.. üzerine yatıp da.. yatay yük uyguladığında.. yaylar sağa sola devriliyor..
bu pufu da açtığımda yayların bazı iplerinin gevşediğini farkettim..
o nedenle ben de yeni iplerle onu sabitledim..
bu sefer daha profesyonel bir döşemecilik yapmaktayım..

bütün tozu pisi elektrik süpürgesiyle aldıktan sonra..
katlarımı yeniden oluşturdum..


bir kat çuval yerine keten..


saman yerine elyaf..
dolgu yünü yerine.. evdeki fazla bir yastık..=)..
sonra temiz işçilik için mermerşahi..ile tümünü yeniden kapladım..


boyayı eskittim elbet..
alttan yer yer ahşap..
yeryer.. laciverti çıkardım..
geçmiş.. biraz görünmeli kenardan sağdan soldan..
atalet için..
böyle..
yeni yeni yeni istiyorum demiyorum ben çünkü..


kitaplığın önüne çok yakıştı.. kitabım kahvem..
pufum..

kabaralarım bile var.. =)..
gümüş rengi kabaralar.. heryerini kaplamaya yetmediler.. 
yeniden almam gerekiyor..
boydan boya çakıltıktan sonra..
bir de gümüş rengi bir fikir getirdi aklıma..
boyalı alanlara da ufak gümüş dokunuşlar..
ne olsa eskici kraftçı olarak..
rub and buff yani sür ve parlat denilen cinsten bir tüp parmak boyam olduğunu anımsadım..
demek ki..
yeterince şık yoktur.. her an daha şık ve süslü olunabilir dedim..
 ama şimdilik ufak bir molayı hakettim ben de..



5.08.2012

kesme tahtası.. canıtını eklemeyi unutmak.. suda gezmiş tahtalar.. yenilebilir cilalar




bir kesme tahtası almıştım..
tahta ve kase bir arada.. doğruyorsun bir bıçak kaydırma hareketiyle.. hop kasenin içine..
ben pek mutfağa girmiyorum..
ama çekirdeğim başladı arada birşeyler yapmaya..
pratik göründü bana da..

velakin iğrenç bir turuncumsu renge cilalamışlar..
sahil severim..
beyazla yıkanmış tahtaları severim..
boyadım ben de..
ama üzerinde besin maddesi olacak ya..özel bir vernik gerek..


şu ikeanın balmumu cilası karşılığında..
guglanımda çıkan ciladan almıştım..
balmumu değilmiş..
balık bazlı bişeymiş..
ve ahşap mutfak tezgahları için özel üretilmiş..
üzerinde besin kesilmesi için..
yenilebilir cila..
merak ediyuordum .. fiyatı da uygun on9 lira.. aldım..

ama kullanımı biraz karışık..
sürüyorsun..
dört saat sonra ..
parlatıyorsun..
fazla cilalarsan yapışkanlık yapıyor..
pek benim tarzım değil..
ben kolaycacık yapılan işleri severim..
o yüzden büyük bir yüzeyde denemek istemedim..


tahtam bu iş için uygun göründü gözüme..
önce..
beyaza boyadım..
sonra zımparaladım..
sonra balık yağladım..
yapışkan oldu..
bezle silmeye çalıştım asla yapışkanlığı gitmedi..
ince zımpara aldım elime..
ıslattım da..
onunla uğraştım biraz..
beyaz boya..
balık yağı cila..
yapışkanlık gitti.. güzel kaygan oldu..
suda gezmiş tahta gibi oldu..
eh ben beğendim..



ama..
dolaplarda filan kullanmam..
durur öyle kenarda..



kullanmış olan memnun kalan  veya denemek isteyen varsa.. hemen gönderebilirim.. =)
ataletbloğun mail adresi köşecikte duruyor..


31.07.2012

köşe dolabın yazı tutkusu.. kireç boyası..kolay patine edebilmenin hafifliği..


bu sadece girizgah.. ister oku ister okuma sevgili okur.. 
el emek bölümüne bakmıştık diyorsan.. doğrudan yıldızların altındaki bölüme gidebilirsin..

şimdi burası kendi halinde bir buduar el emekçisinin bloğu ya..

kendi halindenin anlamı çok büyük..
kendi hali dağınık.. kendi hali.. "prokrastineyşıncı.. kendi hali.. maymun iştahlı..
olan bir log yazanının el emekleri.. de..
kendi gibi sırasız amaçsız keyfe keder olduğundan..
hiçbir zamn yüksek reytingli.. çok tıklı..
ürettiğinden nemalanan bir yer olamıyor bu blog da elbet..

yoksa ben istemez miyim..
bir ucundan başladığım işi..
adımadım fotolayıp..
allayıp pullayıp.. hatta sipariş filan alıp..
ya da üretim fazlasını pazarlayıp.. çalışan kazanan blog olsun burası..

ama hayat kendi akışını nasıl bize hiç danışmadan belirliyorsa..
el emek de aynısını yapıyor..

en son çıt çıt hanımda kalmıştık..

ama çıtçıt hanım..
hala konuşmuyor benimle..
zımparalandı..
renk akmaları kahve marifetiyle düzeltildi..
ve oturuyor öyle..
üzerine bir kat su bazlı vernik attım..
korumak için..

çok mu koyu renk..
çok mu sade..
bilemiyorum..
ama konuşmuyor ve oturuyor öylece..

bu arada başka işler ürettim..

malum evde boya çalışması oldu..
ustam pek muntazam çalıştı..
saatinde geldi..
saatinde gitti..
pazar demedi çalıştı..
bir damla damlatmadı..

ben de.. fotoğraf baktım..
onu buna kattım..

salondaki kitaplık bölümüne ek yapmaya karar verdim..
marangoza sordum.. dörtyüz lira istedi..
eğer istediğim ebatta kitaplıkların piyasada elli altmış liraya satıldığını bilmesem..
yaptırırdım..
sorunum benim istediğim boyutta kitaplığın piyasada geçici olarak bulunmamasıydı..
ama..
sonunda koçtaşta buldum..
eve biri geldi..
kitaplığı duvara çaktı..

bu eve taşınmadan önce içi yapılırken..
ev tek duvara indirildi..
kolonlara bile elden geçirildi..
o kadar uzun sürdü ki ..
sabırlar tükendi..
içini süslemeye sıra geldiğinde..

bir dostumun dostu olan mimarla görüşmüştük..
onunla ilk plan üzerine konuşmamız sonrasında çb..
benim elimi mimara bulama demişti bana..

ve ben de olur demiştim..

her alanı amaca yönelik planlamıştım..
sonuçta benim nasıl yaşadığımı ben bilirim diyerek..
ama gel gör ki..
eve taşındığımız gün..
her duvarın en gösterişli yerinde bir heyula radyatör..
her duvarın orasında burasında şurasında..
kablo ayrıştıran köşe.. sigorta kutusu priz.. onun üç santim üst sağ yanında adsl.çıkışı..
onun üç santim alt sol yanında ıbıdık olduğunu görünce..
başlamıştı kabus..

elde dolap.. o duvara bu duvara dayamaya çalışmış sonunda yer bulamayıp koca güzelim dolabı atmıştım sinirden..

bazı sorunları çözdüm.. ama bazılarına çözüm kısmeti ancak geldi..
çünkü hayat bildiğini okudu..
evi benden beni evden soğuttu.. iki defa ergen sorunu yaşattı bir defa kalıcı ergen nasıl olur.. sempozyumu verdi..

ve şimdi..
eğer hayat sakin durursa..
sıcaklardan etkilenip.. bir yaramazlık etmeden oturursa..
bu görsel sinir bozuculuklardan kurtulma çabalarıma start veriyorum..
bu sefer..

ve en önemlisi..
sinir bozucu..
kahverengi kanape..
gitti..

işte bu ferahlamaların ışığında sana da ilham verecek bazı el emekler de üretilmeye başladı..
öyküsüyle geliyor..

***********

köşe dolabın yazı tutkusu..

duvardan doksanbeş derece açı ile çıkıntı yapan 32 cmlik bir kolon..
bir şişli apartman dairesi..
yüksek tavanlı bir salonun en uzun duvarında.. başladı..

bir fotoğraf.. bir ingiliz dekorasyon dergisinin..
bir sayısında..
minimini bir dolapçık..
üzerinde tornalı çerçeveli bir ayna..
köşede bir üçgen cam kapaklı dolap asılmış..
öyle güzel bir denge.. işte bir fotoğraf köşe dolaba can verdi..

fotoğraf kesildi..
çantaya konuldu..
kadiköy antikacılar bölgesine.. gidildi..
minicik dolap var.. çb'nin annesinin dolabı..
tornalıayna ayna ve camlı köşe dolapçık yaptırılacak..
tuhaf açılar.. ölçüler güven veren bir ustaya verildi..
eski evlerin tavan tahtalarından yüz elli yıllık ahşaplardan üretilmek üzere..
yeniden yapım..

köşe dolap ayna ve dolapçık üçlüsü..
o evde hüküm sürdüler altı yıl.. çok güzeldiler.. anıları ve iki kadını saime hanımı ve çbnin annesi leman hanımı hatta bazı başka eski zaman kadınlarını anan minik objelerle doldular..

köşedolapçık o evden bu eve gelince yer bulamadı kendine bir depo alana tıkıldı kaldı.. orda da kapağının camı kırlmış..
toz cilasının içine işlemiş bir yaşama mahkum kaldı..

geçenlerde yazı takımlarımı sergileme derdine düştüm ben..
araya araya hal oldum.. uygun bir dolapçık..
beğenmediğim bazı dolapların fiyatını sorduğumda..aldığım cevaplar  karşısında gözlerim büyümüşken
aklıma geldi..
dolapçık..
depodan çıkarıldı.. marangoza götürüldü.. "şunun arkasını kes" denildi..

kesildi geldi..
ilk halinin fotoğrafını çekmeyi unuttum ama eski evde köşede asılı haldeki fotoğrafı vardır eminim bir yerlerde.. bulunca eklerim...

şimdilerde açık renge takıldığım için..
patin patin patine her daim sevgilim olduğu için..
işte böyle güzelleştirildi..

beyaz  "kireç boyası" ile patine hali..
ben hep söylediğim gibi.. kolaycı bir el emekçiyim..
istediğim dekoru oluşturmak benim amacım arzum..
o yüzden duvar boyası kullanıyorum..
su bazlı duvar boyaları o silikon katkıları yüzünden çok iyi patine edilemiyor..
ama tavan boyası denilen boya.. muhteşem..

burada bir girdi yapmam gerekiyor..
önemli bir girdi..
geçen yıl karatahta boyası öğrenmiş ve şurda anlattığım gibi.. bir tane üretmiştim..
işte bu boya abedede artık..
satılıyor..
bir de marka var.. annie sloan.. boyacı kadınların martha stewart'ı..
o kim diyorsan gugl'anıma sor sayın el emekçi..
bu iki kadın el emekçilerin piri zira..
ilham verici insanlar..
derken geçen gün.. bir cümle ile kendime geldim..
"chalk paint" ile "chalkboard paint"sözcüklerini karıştırmayın diyordu yazıda..
ve ben hep karıştırıyordum..
hata onlarda ..

biz karatahta diyoruz.. onlar üzerine tebeşirle yazıldığı için olsa gerek..
kireç tahtası diyorlar.. diğerine de kireç boyası ..
aradan bir board düşünce.. benim dikkatimden kaçmış..
gerçi boyanın vasfında bir değişiklik yok..
teknik aynı üretim aynı..
ama terminolojide hata olmasın ki..
yarın öbür gün..
bu tip malzemeler satan bir yere girdiğinizde.. yanlış bilgilenmeyin..

daha kolay patine için ve fırça izlerinin oluşmaması için..
içine derz katıyorum..
alçı da olabilir..

ölçü şöyle..
bir ölçü.. tavan boyası..
ve kocaman bir kaşık tepeleme alçı ya da derz..
topak kalmayacak şekilde karıştırılacak..
sonra sür dolaba..
zımparaya filan gerek yok..
sür bırak kurusun..
sonra al eline zımparanı..
okşa dolabı..
önce zımparayla..
sonra elinle.. pürüz kalmayana kadar..
hele altından yer yer ahşap görünürse.. daha da hoşuma gidiyor benim..
bu birinci beyaz katı..

gri-bej "kireç boyası" ile patine hali..
bu da ikinci kat.. çekirdeğin odasından artan bir gri-bej ..
yine su ve alçı katılarak..
sürülüyor her yere..
sonra.. zımparalama okşama..
gözüne hoş görünene kadar..
doğal patine olması için .. zaten kullanılırken en çok  sürtülen vurulan çizilen yerlerin yani kenar köşe ve el değen yerleri bir de kulpların takıldığı bölgeleri daha çok zımparala.. yeter..
gri-bej patine yakından
içini tamamen beyaz bıraktım.. rafların kenarlarını patineledim ama..
boyarken camını korumak için fotoğrafın alt köşesinde göründüğü gibi..
flasterledim camı.. menteşelerin etrafını dikkatlice dolaştım içten dıştan ince bir ..fırçayla .. onları flasterlemedim bile..
sonra pudra ponponunu.. ay pardon zımparayı aldım elime..  onu da patineledim..
kapağın açılıp kapanmasına engel olmasın diye temas yerlerini..
boyanın kalınlık yapmaması için iyi kontrol ederek zımparaladım..

vernik de daha önce dediğim gibi..
akrilik vernik.. yani su bazlı..
benim hep kullandığım trimetal gelmişyormuş artık..
başka bir marka geliyormuş..
onu denedim..
sonuç yine süper oldu..
kokusuz..
zehirsiz..
çevre dostu..

pazar günü sabah başladım..
gide gele..
kahve içe..
fön çektire.. iki kat beyaz.. bir kat gri bej iki kat vernik işini bitidim..
akşam yatmadan önce son verniğini de atmıştım..

son hali..
ve dün akşam yerine astım sonunda..
kitaplığın aradında kalan kolona astım..

üzerine.. hokkanın latincesi olan ATREMENTARIUM yazıp..
sonra yazıyı da patine edeceğim..
yani yarın.. mobilyaların üzerine kolayca yazma.. dersi var..
ve içine keyifle yerleştireceğim..
hokkalarımı divitlerimi..

dolabın arkasından çıkan üçgen ahşap ise..
o başka bir yerde değerlenecek..

ne olsa.. yüzyıl başından kalma bir ahşap..
yüzyıl derken yirmincisinden söz ediyorum hem..

canıtın bu işlerde becerikli bir yardımcı.. hem de güzel bir konu mankeni olarak aramızda..