karatahta boyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karatahta boyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.03.2013

yaz tahtaya ya da kutuya.. kitaplık kurdu için.. karatahta boyalı kutu tarifi..


bu fikir aklıma çekirdek sayesinde geldi..
arkadaşının doğum günü için bir armağan almış..
bana kutu al diye tutturdu..
ama bulamadım bir kutu..
evde bir kaç kutu vardı beğenmedi.. sinirlendi..
sonunda bir saat kutusu bulduk çoğu yeri siyahtı..
ama üzerinde markanın yazılı olduğu yer işi bozuyordu..
du ben bunu kara tahta boyasıyla boyayayım dedim..
nasıl yani dedi..
boyadım.. kurttuk..
üzerine tebeşirle bir pasta bir güleryüz çizdi.. pek memnun gitti..

şimdi elde ve evde yapılmış armağanlar için aklımda duruyor bu fikir..
o yüzden toplamacı ben kutu da toplar durumdayım =)..

bu kutuda çikolata geldi..
kutu siyah..
arada macenta bandıyla çok havalı..

bu hafta sonu ..
kitapla olmasa da..
karatahtayla yazıyla ilgili bir proje..

malzeme..
alçı veya derz..
siyah akrilik boya 
su
zımpara kağıdı ve ..
tebeşir..


siyah akrilik boya (3 ölçü) ile.. alçıyı (1 ölçü) karıştırıyoruz.. azıcık su katıyoruz (1 ölçü)
ben artık göz kararı yapıyorum .. zira çok az hazırlıyorum..
zira çabuk kuruyor.. heder oluyor..

sonrası pek kolay..
bir saatlik iş..
boyayı sür..
özellikle firma adının yazılı olduğu yeri iyice kalın boya ki.. farkedilmez hale gelsin..
bırak kurusun..
hafifçe zımparala.. alçı topakları kaybolsun..
sonra tebeşiri uzunlamasına kullanarak..
beyaza boya.. buna boyayı çalıştırmak diyoruz..
sonra nemli bezle sil..tebeşiri..
kurudu mu..
yaz üzerine istediğini..
sil başka şey yaz..

iiisi piiizi.. =D..
kolay gelsin diyorum..

bu malzemeleri..
şöyle ediniyorsunuz..
çevredeki tüm ustalardan..
azcık alçın var mı ..
ya bana bi avuç derz lazım sizde açık var mı diyor ve toparlıyorsun..
koca çuvalları satın almaya gerek yok..
siyah boyada değişmezim.. alpinanın akrilik renklendiricileri..

Image Hosted by ImageShack.us

18.09.2012

liste.. karatahta ve kraft sohbeti..

son yayınımın tarihi.. beş ağustos..
peki ben hiç birşey yapmadım mı..
eh yaptım elbet..

ama hep kaçrarken ve göçerken ve o nedenle burası da alışıldık bir kraft bloğu olamıyor..

bugün neler yaptığımı listeleyeyim..
sonra da..
açıklamalarımı yazarım..

boya yapıldıktan sonrasında kalmıştık..
kahverengi kanapeyi atışımdan bahsetmiştim..


1- girişteki sigorta kutusu.. koblolu yayın tefon ve diğerlerinin kutularını kamufle etmek için bir proje..
bir raf.. ve art ve kraft sergisine dönüştü..o duvar..
2- eskitilmiş ayna.. yok karatahta yapmayı düşündüğüm çerçeve ayna çerçevesi oldu.. uzun bir öyküye sahip masa iki masaya dönüştü.. biri antredeki kalorifri kamufle ediyor..
diğeri yaşam alanında dresuar taklidi yapıyor..
3.araya sokuşturulan üç çay kutusu boyandı.. =P..
4- bir puf.. çok sevgili çok sakin yumuşak huylu bir dostumdan anı kalan.. bir puf.. yenilenmeye başladı..
3- mutfakta da değişimler oluyor..
4-çekirdeğin odasında değişimler oluyor gene annesi gibi.. huzursuz ruh.. hiç durmadan değişim geçiriyor yaşam alanı..
5- televizyon alanında değişim oluyor..
az sonra yeni ve değişik fikirlerle.. ve belki de işinize yarayabilecek tariflerle ..

bir kraft diyaloğu..
ç- bunu sen mi yaptın.. elinde karatahta boyasıyla boyanmış küreyi tutuyor..
a-evet..
ç-çok güzel olmuş.. bana da öğret..
a-sen mi yapacaksın..
ç-evet sen yaptıysan ben de yaparım..
a-pekala.. bir ölçü boya.. istediğin renk.. bir ölçü su.. üç tepeleme kaşık alçı ( ya da derz demedim derzi nerden bilsin)..
ç-gözlerini açarak.. korkutucusun biliyor musun..
a-haha neden bir anda tarif verdiğim için mi..
ç-evet..
a-  aslında korkutucu olan eskiden karatahtayı öğretmenlerin boyaması.. sınıfta soba.. is ordan.. bir de yumurta akı.. onu da öğrencilerden isterlermiş..

bu noktada sıkılmış.. küreyi bırakmış.. ve gitmişti.. çoktan..
........................



-

31.07.2012

köşe dolabın yazı tutkusu.. kireç boyası..kolay patine edebilmenin hafifliği..


bu sadece girizgah.. ister oku ister okuma sevgili okur.. 
el emek bölümüne bakmıştık diyorsan.. doğrudan yıldızların altındaki bölüme gidebilirsin..

şimdi burası kendi halinde bir buduar el emekçisinin bloğu ya..

kendi halindenin anlamı çok büyük..
kendi hali dağınık.. kendi hali.. "prokrastineyşıncı.. kendi hali.. maymun iştahlı..
olan bir log yazanının el emekleri.. de..
kendi gibi sırasız amaçsız keyfe keder olduğundan..
hiçbir zamn yüksek reytingli.. çok tıklı..
ürettiğinden nemalanan bir yer olamıyor bu blog da elbet..

yoksa ben istemez miyim..
bir ucundan başladığım işi..
adımadım fotolayıp..
allayıp pullayıp.. hatta sipariş filan alıp..
ya da üretim fazlasını pazarlayıp.. çalışan kazanan blog olsun burası..

ama hayat kendi akışını nasıl bize hiç danışmadan belirliyorsa..
el emek de aynısını yapıyor..

en son çıt çıt hanımda kalmıştık..

ama çıtçıt hanım..
hala konuşmuyor benimle..
zımparalandı..
renk akmaları kahve marifetiyle düzeltildi..
ve oturuyor öyle..
üzerine bir kat su bazlı vernik attım..
korumak için..

çok mu koyu renk..
çok mu sade..
bilemiyorum..
ama konuşmuyor ve oturuyor öylece..

bu arada başka işler ürettim..

malum evde boya çalışması oldu..
ustam pek muntazam çalıştı..
saatinde geldi..
saatinde gitti..
pazar demedi çalıştı..
bir damla damlatmadı..

ben de.. fotoğraf baktım..
onu buna kattım..

salondaki kitaplık bölümüne ek yapmaya karar verdim..
marangoza sordum.. dörtyüz lira istedi..
eğer istediğim ebatta kitaplıkların piyasada elli altmış liraya satıldığını bilmesem..
yaptırırdım..
sorunum benim istediğim boyutta kitaplığın piyasada geçici olarak bulunmamasıydı..
ama..
sonunda koçtaşta buldum..
eve biri geldi..
kitaplığı duvara çaktı..

bu eve taşınmadan önce içi yapılırken..
ev tek duvara indirildi..
kolonlara bile elden geçirildi..
o kadar uzun sürdü ki ..
sabırlar tükendi..
içini süslemeye sıra geldiğinde..

bir dostumun dostu olan mimarla görüşmüştük..
onunla ilk plan üzerine konuşmamız sonrasında çb..
benim elimi mimara bulama demişti bana..

ve ben de olur demiştim..

her alanı amaca yönelik planlamıştım..
sonuçta benim nasıl yaşadığımı ben bilirim diyerek..
ama gel gör ki..
eve taşındığımız gün..
her duvarın en gösterişli yerinde bir heyula radyatör..
her duvarın orasında burasında şurasında..
kablo ayrıştıran köşe.. sigorta kutusu priz.. onun üç santim üst sağ yanında adsl.çıkışı..
onun üç santim alt sol yanında ıbıdık olduğunu görünce..
başlamıştı kabus..

elde dolap.. o duvara bu duvara dayamaya çalışmış sonunda yer bulamayıp koca güzelim dolabı atmıştım sinirden..

bazı sorunları çözdüm.. ama bazılarına çözüm kısmeti ancak geldi..
çünkü hayat bildiğini okudu..
evi benden beni evden soğuttu.. iki defa ergen sorunu yaşattı bir defa kalıcı ergen nasıl olur.. sempozyumu verdi..

ve şimdi..
eğer hayat sakin durursa..
sıcaklardan etkilenip.. bir yaramazlık etmeden oturursa..
bu görsel sinir bozuculuklardan kurtulma çabalarıma start veriyorum..
bu sefer..

ve en önemlisi..
sinir bozucu..
kahverengi kanape..
gitti..

işte bu ferahlamaların ışığında sana da ilham verecek bazı el emekler de üretilmeye başladı..
öyküsüyle geliyor..

***********

köşe dolabın yazı tutkusu..

duvardan doksanbeş derece açı ile çıkıntı yapan 32 cmlik bir kolon..
bir şişli apartman dairesi..
yüksek tavanlı bir salonun en uzun duvarında.. başladı..

bir fotoğraf.. bir ingiliz dekorasyon dergisinin..
bir sayısında..
minimini bir dolapçık..
üzerinde tornalı çerçeveli bir ayna..
köşede bir üçgen cam kapaklı dolap asılmış..
öyle güzel bir denge.. işte bir fotoğraf köşe dolaba can verdi..

fotoğraf kesildi..
çantaya konuldu..
kadiköy antikacılar bölgesine.. gidildi..
minicik dolap var.. çb'nin annesinin dolabı..
tornalıayna ayna ve camlı köşe dolapçık yaptırılacak..
tuhaf açılar.. ölçüler güven veren bir ustaya verildi..
eski evlerin tavan tahtalarından yüz elli yıllık ahşaplardan üretilmek üzere..
yeniden yapım..

köşe dolap ayna ve dolapçık üçlüsü..
o evde hüküm sürdüler altı yıl.. çok güzeldiler.. anıları ve iki kadını saime hanımı ve çbnin annesi leman hanımı hatta bazı başka eski zaman kadınlarını anan minik objelerle doldular..

köşedolapçık o evden bu eve gelince yer bulamadı kendine bir depo alana tıkıldı kaldı.. orda da kapağının camı kırlmış..
toz cilasının içine işlemiş bir yaşama mahkum kaldı..

geçenlerde yazı takımlarımı sergileme derdine düştüm ben..
araya araya hal oldum.. uygun bir dolapçık..
beğenmediğim bazı dolapların fiyatını sorduğumda..aldığım cevaplar  karşısında gözlerim büyümüşken
aklıma geldi..
dolapçık..
depodan çıkarıldı.. marangoza götürüldü.. "şunun arkasını kes" denildi..

kesildi geldi..
ilk halinin fotoğrafını çekmeyi unuttum ama eski evde köşede asılı haldeki fotoğrafı vardır eminim bir yerlerde.. bulunca eklerim...

şimdilerde açık renge takıldığım için..
patin patin patine her daim sevgilim olduğu için..
işte böyle güzelleştirildi..

beyaz  "kireç boyası" ile patine hali..
ben hep söylediğim gibi.. kolaycı bir el emekçiyim..
istediğim dekoru oluşturmak benim amacım arzum..
o yüzden duvar boyası kullanıyorum..
su bazlı duvar boyaları o silikon katkıları yüzünden çok iyi patine edilemiyor..
ama tavan boyası denilen boya.. muhteşem..

burada bir girdi yapmam gerekiyor..
önemli bir girdi..
geçen yıl karatahta boyası öğrenmiş ve şurda anlattığım gibi.. bir tane üretmiştim..
işte bu boya abedede artık..
satılıyor..
bir de marka var.. annie sloan.. boyacı kadınların martha stewart'ı..
o kim diyorsan gugl'anıma sor sayın el emekçi..
bu iki kadın el emekçilerin piri zira..
ilham verici insanlar..
derken geçen gün.. bir cümle ile kendime geldim..
"chalk paint" ile "chalkboard paint"sözcüklerini karıştırmayın diyordu yazıda..
ve ben hep karıştırıyordum..
hata onlarda ..

biz karatahta diyoruz.. onlar üzerine tebeşirle yazıldığı için olsa gerek..
kireç tahtası diyorlar.. diğerine de kireç boyası ..
aradan bir board düşünce.. benim dikkatimden kaçmış..
gerçi boyanın vasfında bir değişiklik yok..
teknik aynı üretim aynı..
ama terminolojide hata olmasın ki..
yarın öbür gün..
bu tip malzemeler satan bir yere girdiğinizde.. yanlış bilgilenmeyin..

daha kolay patine için ve fırça izlerinin oluşmaması için..
içine derz katıyorum..
alçı da olabilir..

ölçü şöyle..
bir ölçü.. tavan boyası..
ve kocaman bir kaşık tepeleme alçı ya da derz..
topak kalmayacak şekilde karıştırılacak..
sonra sür dolaba..
zımparaya filan gerek yok..
sür bırak kurusun..
sonra al eline zımparanı..
okşa dolabı..
önce zımparayla..
sonra elinle.. pürüz kalmayana kadar..
hele altından yer yer ahşap görünürse.. daha da hoşuma gidiyor benim..
bu birinci beyaz katı..

gri-bej "kireç boyası" ile patine hali..
bu da ikinci kat.. çekirdeğin odasından artan bir gri-bej ..
yine su ve alçı katılarak..
sürülüyor her yere..
sonra.. zımparalama okşama..
gözüne hoş görünene kadar..
doğal patine olması için .. zaten kullanılırken en çok  sürtülen vurulan çizilen yerlerin yani kenar köşe ve el değen yerleri bir de kulpların takıldığı bölgeleri daha çok zımparala.. yeter..
gri-bej patine yakından
içini tamamen beyaz bıraktım.. rafların kenarlarını patineledim ama..
boyarken camını korumak için fotoğrafın alt köşesinde göründüğü gibi..
flasterledim camı.. menteşelerin etrafını dikkatlice dolaştım içten dıştan ince bir ..fırçayla .. onları flasterlemedim bile..
sonra pudra ponponunu.. ay pardon zımparayı aldım elime..  onu da patineledim..
kapağın açılıp kapanmasına engel olmasın diye temas yerlerini..
boyanın kalınlık yapmaması için iyi kontrol ederek zımparaladım..

vernik de daha önce dediğim gibi..
akrilik vernik.. yani su bazlı..
benim hep kullandığım trimetal gelmişyormuş artık..
başka bir marka geliyormuş..
onu denedim..
sonuç yine süper oldu..
kokusuz..
zehirsiz..
çevre dostu..

pazar günü sabah başladım..
gide gele..
kahve içe..
fön çektire.. iki kat beyaz.. bir kat gri bej iki kat vernik işini bitidim..
akşam yatmadan önce son verniğini de atmıştım..

son hali..
ve dün akşam yerine astım sonunda..
kitaplığın aradında kalan kolona astım..

üzerine.. hokkanın latincesi olan ATREMENTARIUM yazıp..
sonra yazıyı da patine edeceğim..
yani yarın.. mobilyaların üzerine kolayca yazma.. dersi var..
ve içine keyifle yerleştireceğim..
hokkalarımı divitlerimi..

dolabın arkasından çıkan üçgen ahşap ise..
o başka bir yerde değerlenecek..

ne olsa.. yüzyıl başından kalma bir ahşap..
yüzyıl derken yirmincisinden söz ediyorum hem..

canıtın bu işlerde becerikli bir yardımcı.. hem de güzel bir konu mankeni olarak aramızda..







27.05.2012

kitaplık.. kitaplar.. fikirler.. uçmalar .. uçamamalar.. gönlün umduğu yerden kırılması ve martısız olmaz da.. diğerleri de var üstelik....

kitap okumak kadar keyifli ne var..
kitaplık düzenlemek.. elbette..



hele hele..
dönüp dolaşıp bir yere sığamayıp..
sığamama hallerine uyum gösterip..
bi zamanlar sığamadığın yerlere ortamlara..yeniden yerleşme çaaları yorduğunda..

dünyanın döndüğünü..
suların aktığını..
herşeyin değiştiğini..
sadece seni çevreleyen atmosferinyok canım ne atmosferi.. fanusun değişmediğimi..
bilerek.. kitaplık düzenlemek de ayrı bir şey..

psikolog bir analiz yapmıştı..
o masanın üzerine ırakılan kestane..
ben burdayım.. ya da daha doğrusu.. paw.. aslan patisi..
burası benim demek demişti..

kitaplığım öyle çok büyükl değil benim..azıcık da enti püften..
hayatım gibi..idareten..
daha iyi günleri bekliyor..
benim sahip olmadığım öncelikler listesi.. gibi..
onun da indexi yok..

ama orada..
nefes alıp veriyor..
eksiklikleri sindirmiş.. gidenlerin kayıpların arkasından ..
onları çoktan içselleştirdiği içinm..
bir bardak su dökmüş.. ya da içimiş.. ve olanca haliyle orada duvardan duvara yayılıyor..

ona bir kitaplık denemez zaten..
yanyana dizilmiş kitap rafları..
kimi ordan kimi burdan..
ataletçe bir iyiniyetle bir araya getirilmeye çalışılmış..
hani parti verip tüm dostlarını çağırırsın..
hani.. senin iyi niyetine onların da karşılık vereceğini düşünürsün..
hani.. senin hatırına geçmişteki karşılıklı sıkıntılarını..
anlaşmazlıklarını bir parti süresince bırakacaklarını düşünürsün..
ama sonunda.. sıkıntı dışında birşey kalmaz sana..o partiden anı olarak ..
işte benim kütüphane dediğim raf silsilesi de.. öyle duruyor..

yanyana.. aynı kalıba sokulmuş ama ayrı.. farklı..
merdivenin başı ile.. kolon arasındaki duvar yetmiyor..
taiştım sağa sola..
evdeki başka yerlerdeki rafları aldım.. kolon önü..
yandaki girinti uzadı boyu..
bir gün tavandan yere..
boydan boya çalışılacak bu duvar..
bir gün atılacak bazı fazlalıklar..

bir gün.....

kitaplarım da sığamamaktan eksikler zaten..
tüm okuduklarım.. bugüne kadar tüm yediklerim gibi.. beni ben yapanlar..
rafta olmasalar da içimde bir yerdeler.. aklına takılan bir konuyu hatırlamak için..
parmağını kitapların sırtında gezdire gezdire arayıp "o" belirli kitabı bulmak..
rafından alıp..yumoş bir koltuğa yerleşip.. o belirli sayfayı açmak...

öyle bir lüksüm yok işte..
ki söz konusu bensem bu bir lüks değil.. bu bir birincil yaşam gereksinimi..

sen homurdanmazdın atalet..
homurdanmıyorum.. neyse o..
pembe gözlük sevmem.. poliannadan nefret ederim.. o yüzden neyse o..

kitaplık.. kütüphane.. doğduğu günden beri her kitaına sahip olailmenin verdiği doyum..
kitaplığın üst raflarına çıkmak için merdiven kullanmak gerekmesi..
merdiven..
bu işte enim faztezim..
bu kitaplığın önüne bir merdiven..

neresine koyacaksın ki.. dedi geçenlerde biri..
haklısın dedim.. buraya değil..
hayalimdekikitaplığa koyacağım onu..

ama kitaplığıma uyan merdiveni buldum ben sonunda..
hem de dün..

ctesi.. insanlardan bıktığım gün oluyor son zamanlarda..
bir de cumartesi akşamları fazla mesai yapıyorum farklı bir iş dalında..
bu da ilginç oldu atalet..ne o öyle.. akşam mesaisi.. filan..
yok akla geldiği göze görndüğü kadar.. çapkın bişey değil..
ama ne olduğunu da söylemem...
gizem iyidir..

işte o yüzden eve geldim.. akşam üzeri beşe geliyordu saat
ingilizler akşam çaylarini içiyorlardı..
bazıları belki içkilerini demlenmeye başlamıştılar..
ben kahvemi tercih ettim..
oturduğum yerden..
düşünüyordum..
21liğin evindeki tadilat için götürdüklerim.. ortaya döktüklerimi kaldırayım..
biraz okuyayım.. bahçenin lambasını yapayım..
ya da yazlık ince giysileri çıkarayım diye.. birden ..bakınırken iki şey oldu..
gözüm bişeye takıldı kitap raflarında..
ve bugün gördüğüm kitaplık merdiveni geldi aklıma..
ve.. bir yıldız çaktı aklımda..
kahve fincanını bırakıp..
kitap raflarını itip çekmeye başladım..
sonucu ben sevdim sanki..

arada bir kadeh şaraba hayır demedim..
arada.. fazla mesaimi yaptım..

ahha.. bir de aslında ben bugün sofyada olacaktım..
ama..
gün döndü.. olaylar gelişti ve ben istanbuldayım..
şimdilerde kimseyi içine almak istemediğim fanusumdayım..
kader diyorum şimdi..

akıyorum da.. yeni kitap almayı sürdürdükçe benim..
bu yığını eritmeme imkan yok..

atalet bugün..
sarılarını sarartmalı..
odasında biraz vakit geçirmeli..
fanusundan pek çıkmamalı..
ama belki .. bahçe lambasını yapmalı.. belki de gün nereye can nereye istiyorsa öyle salınmalı...
pese: düşüdüm de..
karatahta boyası etiketi de neyin nesi demeyin.. düşüncemin sonucunda..
bunu da yapmaya karar verdim bugün...
ama belli de olmaz.. hani....
pese iki..bu başlangıç halidir..
fotoğraftaki..

pese üç..
çekirdek dediki..
anneeegel..
gittim..
istediğine aktım taöm çıkarken..
gitme..
gidip aşağıda..deli gibi boya filan yapma.. benle kal.......

15.05.2012

kediler kuşlar.. bahçeler.. lambalar hakkında...

yazı yazasım yoktu aslında pek..
daha çok okuyorum.. üretiyorum..

bahçede kedilere kızmaktayım..
tamamsığınacaklar gelecekleranladık amabu kadar kirletip bu kadar kokutmazki insan.. ay kedi ..
yastıklarımın tepesindeler hep.. ikidakikaarkamı dönsem hem de..
neyse gene debu akşam eve geldiğimde..
evin içi soğuk bahçe ılıktı..
içeceğimi, alıp bahçeye çıktım yağmur başladı bir yandasuluk fışırtısı bir yanda yağmur..
kucağımda leptop.. zira tepedeki aydınlatma okumaya yetmiyor..
bahçeye birlamba gerekayaklısından..
üç adet aday var evde..
biri kocaman ayaklı.. iki uçlu..
birisi aşağı doğru kıvrılıyor.. okumaya yarıyor.. diğer, yukarı doğru aydınlatıyor..

diğer ikisi bildiğin masa lambası ayakları.. birisi beyaza bopyalı olarak geldi.. diğeri metal..

bütün ayaklara sadece tek bir şapka alternatifim var şu anda..
siyah ve kare..

ben de ilham peşindeyim..


bundan artık sıkıldım.. fazlası da fazla.. hem sümüklü böcekler..tutkalı yiyorlar pek deseviyorlar.. geçelim..


bu çok güzel bir fikiramaetrafta böyle kabuk yok..böyle ağaç yok..

bunu sevdim.. amaartık fazla kuş da fazlaolmaya başladı..



bunun ayağı benim ayağa benziyor aslında..hoş da..
zor da değil..


en basiti ve kolayı bu aslında..

hem size göstermediğim bir yastığım var.. boyadığım ona da uyar....

bahçeye..
bahçe gardın.. jarden yazılmasından hoşlanmıyorum..belli zaten bahçe olduğu..
çiçek dersen fazlaca var zaten ortada..
yazı seviyorum ama zeki birşey olmalı.. 
hem lambanın bahçeylealakası yok.. okumakla alakası var..
ay deliricem derken..

aklıma bu geldi..


sakin ol bahçende çalış  =)..

ya da..


hmm ... fikrim geliyor..

kara tahta .. boyası..
ve diğerleri birleşince evet fikrim geliyor....=)..

yarın sanırımkeyifli birokuma lambası sahibi olacağım...
=)

şimdi okuyacağım..
ama ..







1.09.2011

yaz tahtaya bir daha...


evdekaratahta çok hoşuma gidiyor..hele bazı yerlerdeantika çerçeve içine koymuyorlarmı??.. 
elimi denemedem duramam diye .. bi tane denemek istemiştim..
gerçek kara tahta boyasının yumurta akı ve soba isi ile yapıldığını öğrendim.. netten.. öğretmenler sitesinden..
ama daha kolayı olmalı elbet.. dedim..
çakmasını buldum.. yanihazırını değil.. yine evdeyapılabilenini..
işin özü akrilik boyaya.. ya da mat yağlı boyaya.. derz eklemek.. derz..fayansların arasında kullanılan toz halinde dolgu.. 
bizim teknisyenden istedim.. bi kavanoz derziniz varmı?? bizde kalmamış dedim..
varmış verdi..
şimdi.. önce ufak bi tane denedim.. cam üzerine..süper oldu.. sevgili bi oğlak kadınında o ..
sonra.. çekirdeğin odasını gene dekore ettik de.. oraya gerekti bir tane..
bu seferki ona hazırladığım.. 
siyah istermiş.. kara tahta namına uygun.. aslında her renkte yapılabiliyor..


belki yapmayı düşünen olur.. 3 kaşık boyaya birkaşık derz kattım..azıcık sulandırdım..
aslında süngerle sürünce daha düzgün oluyor ama unutmuşum.. fırçayla boyadım..


kurumaya bıraktım..


evet evet oraya bisikletin yanına.. =D


keten gibi birdokuması oluyor..biraz pürüzlü..


sonra çalıştırılması gerekiyor.. 
tebeşirle bütün tahtayı boyaman gerekiyor..


sonra da silmen gerekiyor.. tahta silginle..
bu silgiyi öyle heryerde bulamazsınız...
balkonlu kadınımın oğlağımın armağanı.. =)


işte tebeşirlenmiş ve  silinmiş halleri.. =).. 


donra birmenteşe alıyoruz.. ve 60 derece filan açıda sabitlemek için hızlı kuruyan yapıştırıcı damlatıyoruz ..
güzel di mi silgim=)..


bir de ufak askı buluyoruz.. ıvır zıvır çekmecesinden..
yine hızlı kuruyan yapıştırıcı damlatıp tahtamızın alt ucuna yapıştırıyoruz..


eh..tebeşirive silgiyi biryerlere asmak koymak lazım elbet..
ince birtahta parçası da olur.. ama ben bunları buldum..
hayal gücünüz nereye götürürse..


sonra keyifle yazıyorsunuz.. 
hah bi de doktor yazısı kötü olur derler..
hala fransız kaligrafisiyle yazabiliyorum.. karatahtaya..
ama reçetelerime bakmayın..onlar okunmaz.. =)


daha iyisini söyleyeyim mi.. 
bu aslında bir adet ikea magnet metali idi.. yani..
bir taşla iki kuş..
ister yaz ister tuttur tahtaya..=)..

****
pese.. evet kara tahta fotoğraflarını.. bahçede yeşillerin önünde nisbet yapmak için çektim..
peseiki.. eğer bu bir... feysimin kitabı sayfası olsaydı.. bisiklete etiketleyeceğim iriolıurdu kesin =D..
peseüç.. karatahtaya ..ben de seni seviyorum yazdım.. üstüne alınabilirsin sevgili okur..
peseson.. neden asılı olduğu yerde fotoğrafını çekmedim.. çünkü.. sipariş sahibi gelmeden onun odasında nereye asacağıma karar veremem.. mafeder.. =D