beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.09.2013

buduarda sonbahar .. cânım ülkeme geldiğinden daha sakin geldi.. paslar morlar sarılar yeşillerle geldi..




seni bahçe programlarken bırakmıştım sevgili budura.. 
ama malum günlük konforumuzu bile bırakıp.. başka işlere bakmak zorunda kaldık..
neyse mevsim dönümünde..
doğaya gidip neler açmış.. neler sararmış demedim ben..
oturdum buduarı sonbahar havasına soktum..


yazlık hali böyleydi.. beyazlar bejler.. serin..
ketenler.. 

renk gerek sonbahar için..
renk için de fazla bir değişikliğe gerek yok..
renk gerek duygu gerek ısıtmak için ortamı..

açtık yastık yüzleri stoğumuzu..
evet benim öyle bi stoğum var..
el emeği olunca çoğu atamıyoruz..
satamıyorum..
kat kat saklıyorum yüzleri..

başucumdaki tablo bir hastamın armağanı.. benim pencerem o.. buduarda..
manzara yok biliyosunuz..

işte onun renkleri ve çiçek desenleri pek güzel bir ilham kaynağı..
( zaten mevcut bişeyden yola çıkmak em akıllısı bu işlerde)


yastıkların gelmesi bile yetti.. 


ama ben bir de baş ucu sehpasının üzerindekileri değiştirdim.. 
kuş yuvası ki benim kitap desteği olarak kullandığım aksesuar.. gitti.. beyaz vazo gitti..


onların yerine kırmızı vazo ve kırmızı bir saat geldi..
baktım pek yeterli olmadı.. o tonlarda eski bir ciltli kitabı da getirip ekledim..
o da yetmedi..


bir kuş yuvalı baskı resim buldum stoktan..
evet onları da atmam blog..
bir rafta dururlar..
ilk evimden beri hoşuma giden yaptırdığım çerçeveli posterler.. filan..
gitti kuş yuvası.. geldi kuş yuvası..

ve daha dengeli oldu şimdi çiçeklerin boyu ile aksesuarlar..


sonra elime bir de.. kristal çan geçti.. 
bence anlamlı bir vinyet oluşuyor dedim.. vazo annemden önüne de çan..
o da kızımın bir anneler günü armağanı.. 
kırmızı minik kase ise ..
yakın bir kadın dostun armağanı.. 
benim için çok hoş bir dişi sevgi aurası..
(kase neyin nesi demeyin.. kulağımda unuttuğum küpeler canımı yakınca.. hemen çıkarıp içine atıyorum..
kaybetmiyorum artık küpeleri.. yoksa çok düşürüp unutup elektrik süpürgesine kaptırmışlığım var..)

evet eril enerjinin naaptığını hep birlikte izliyoruz.. 
o yüzden dişi enerji ancak dengeler.. ortada dolaşan negatif enerjiyi..


sonbahara uygun.. sığınma sıcaklığına doğru ilerliyoruz.. yatağın baş ucu tamam da ya ayak ucu orası biraz fazla beyaz değil mi sizce de.. 

yatağımın karşısında  bir fiskos takımım var .. 
sevgili kayınvaldemin iki koltuğu bana geldi bu kış.. 
çok severdim kayınvaldemi..
çileli bir kadındı.. 
hemcinsimdi zaten..
aralarına sehpayı yeni aldım.. salondan ay.. evin içinde alışverişi çok severim ben..
çekirdek de sever..
daha dün.. benim salondan alışveriş etti..
türkuaz bi vazo aldı odasına =P..

 kotukların üzerine birer örtü ile  birer goblen yastık yerleşti..
benim işlediklerimdir he.. yanılmayın sakın.. 

evet iki koltuğumuz.. dedikoduya hazır..
benim tek koltuğa yerleşmemem gerekiyor evde iken..
ya kedi kızım ya da çekirdek kızım arada gelip karşıma oturmayı seviyorlar çünkü..
onların da bir yeri olmalı o yüzden..

kayınvalidem deyince aklıma bu örtü geldi..
bu da benzer renklerde kenarları püsküllü bir koltuk şalı o da kayınvaldemindi..
bana vermişti.. 
(kaınvalideme ben hep leman anne derdim.. dümdüz anne diyemedim..
o da gayet anlayışlı davrandı bana.. 
önceleri sizle idare ettim.. ama sonra kısa bir süre leman anne ..
ona bile ısınamayınca da.. leman babaanne ..
evet uzun bir hitaptı ama..
biz aramızda anlaşmıştık o konuda..
bi sorun yaşamadık.. 
benim bu deli dolu işlerime ilham verendir..
bir gün..
gözlerinde hem maküla dejenerasyonu hem de retina dekolmanı olduğu için..
artık kendini oyalayamadığını söylediğinde düşünmüştüm..
nakış örgü film izlemek kitap okumak..
aman kibele.. hepsini yapasım var dedim ve ..
verdim kendimi el işlerine..
sonra fırsat olmayabiliyor hayatta ne istiyorsan.. yapacaksın ertelemeden..

dolap dibinde beklemesin artık bu örtücük de..dedim..
yatağın ayak ucunda pek uygun oldu..
beyazlık gitti.. 

 bu arada vazodaki laleler de çiğ beyaz kalınca onların arasına da başka çiçekler ekledim..
ben sahte çiçekleri bu oda için seviyorum..
vazo boş kalmasın diye..
eğer taze kesilmiş çiçeği düzenli alıyorum filan dersem yalan..
ben hayatını düzene koymakta zorlanan bi kadınken.. nerde her perşembe çiçek alırım filan diyeyim.. yok..
hem kedi suyunu içicem diye..
yıkıyor ortalığı..
ve bu vazomu riske edemem doğrusu..

odada kalan son beyaz şey..

çalışma masamın sandalyesi..

o da kılıfını çıkardı.. 
onun da renkleri paslar morlar yeşiller sarılarla.. sonbahara uygun..


mor mürekkepler.. yazı takımları.. 
bu köşe benim yazı yazma köşem.. 
bahçe kapanınca..
buraya yerleşeceğim..
kahvem konyağım.. mor defterim ya da.. pisim.. 
mesela yarın mor mürekkeple bazı kitapların içine ataletçe dileklerimi yazacağım..
pazartesi günü postaya verilecek kitaplarım var..
ayrıca..
bu kış.. rahat çalışma yeri..
ne olsa çekirdek üniversite sınavına girecek..
bu durumda evi daha çok kullanacağız anne kız.. 


bu oda biliyorsunuz yerin altında.. 
o yüzden genel olarak resimler karanlık..
flaşla çekersem de.. çok keskin oluyor fotoğraflar..

ama.. yine de ..
minicik penceresinden akşam üzerleri göz alıcı bir ışık vuruyor.. hatta..
perdenin desenini bile oraya buraya yansıtabiliyor..


bir yandan da..
bir ayakkabı kutusunu karatahta boyası ile boyadım bu yerleştirme işlerini yaparken..
içinde..
kayınpederin sakladığı evraklar el yazısı notlar yazılar duruyor..
biliyorsunuz..
toplayıcı biriktirici hastalığı olan biriyim ben.. ve ne zaman bişeyleri atsam..
birileri yeni şeyler getiriyor ve onlara yer bulmam gerekiyor..
bu kutu bence..
iyi oldu hem içinde ne var diye aramayacağız.. üzerine tebeşirle yazılabilecek.. diğer kutular gibi..
sahi onları da daha göstermedim neyse yarına belki de onları eklerim..


deli miyim.. evet.. tabii.. hiç inkar etmedim ki ama aşkolsun yani..

siz hepiniz ustasısınızdır ama..
özetle..
doku..
koku..
ve duygu..
bunlardır odalara evlere hayat veren..

dokularım sıcak..
etrafım dişi enerjilerle dolu..
bir de karamelalı mum yakarsam..
içim sıcacık..
olur..

ya okuyo musunuz hala..
ben sizin fotoğraflara bakıp..
onları da pek karanlık çıkmılar diye çabucak kapatıp gittiğinizi sanmıştım... =)



6.11.2012

buduarın otuzundan iki üç dört ve beş....



tamam ..
iki üç dört beş altıncı gündeyim..
yaptım bişeyler yaptıklarım da var.. demiştim..
o yüzden ara günlere önce yapmış olduklarımı yazayım o arada bişeyler üretirim naslsa..

bi kere saime hnımdan kalan bir gül büfem var..
ince ve zarif kendisi gibi..
bir vitrin büfe değil..
içinde üç cam rafı var..
toplam dört raf ediyor.. dibiyle beraber..
benim evim karanlık.
hep söylüyorum.. verandamsı yer ve ağaçlar yüzünden öyle parıl parıl aydınlık olmuyor o yüzden ışığı yansıtan açık renkler istiyorum etrafımda ama saime hanımdan kalanları boyayamıyorum..
gül ağacı da çok güzel bir dokuya sahip..
o zaman nasıl açacağım rengini derken..

duvar kağıdı ile kapladım içini ama tam kaplama değil..
sadece incecik zımbaladım.. çıkardığımda pek bi hasar vermeyecek.. ama duvar kağıdı tek bşına pek sırıttı kenar köşelerde..
ben de.. güzel bir kordone buldum ..
onu kağıda silikon tabancası ile yapıştırdım..
dikişten anlayanlar .. bilir..
iyi terzilik.. budur..
önemlidir.
sağlam silinebilir ve şık üstelik açık renkli oldu.. aydınlandı..





bu dolap saime hanım bir taşınma döneminde iken eve giren ustalar tarafından devrilmiş..
içinde ne var ne yok kırılmış..
anlatırken pek üzülürdü.. ben de dinlerken sanki ali baba hazinelerini kaybetmişiz gibi üzülüdrüm...
bizim evde.. ellenmesini istemediği herşey.. ve nakışlı örtüler sergilenirdi.. ben sergilemeden ziyade..bildiğin kullanıyorum..
yani doğrudan servis için kullanılıyor.. günde kırk kere kapağı açılıp kapanıyor....
çay takımları peçeteler ve içki servisleri var içinde..


kaynak


üçüncü güne.. tekerlekli salon dolabı imalatını koyalım..
ne yaptım.. evde boy boy çeşit çeşit kitap rafı var..
benim de kanapenin arkasında kalacak üzerine iki lamba konulacak bir dolaba ihtiyacım..
ölçtüm kanapenin arkasını enini boyunu..
ve eldeki fazla rafları bir tanesi tam oldu..
onu marangozla beraber.. yan yatırdık üzerine bir hoş parça kestik.. ara rafları çakıldı tekerlekleri takıldı.... boyandı.. pek güzel oldu.. ve marangoza verdiğim el harçlığı dışında bir masraf olmadı..
geri kalan herşey evde vardı zaten..
böyle kendimi akıllı hissetmeyi seviyorum.. bu dolap var ya..
ömrümü yedi..
daha çocuks bebe iken evde bulunan bi dolabı.. çestırın arkasına çekivermiştim..
üzerine iki opalin lamba..
daha çb oturur oturmaz kolunu koltuğuna arkasına doğru sallayıp..
abajurlardan biri sallanmaya başlayıp ben uçup yakalamıştım kırılmadan..
gayet sakin..
buraya her oturanla böyle uçmak istemiyorsan bence kaldır dedi..
herkes kolunu kanapenin arkasına atar..

atar mı gerçekten..
niye..
yani ben hiç atmam.
kanapenin ta sırt dayama yerine neden kolumu atayım ki.. kanapenin kol koyma yeri var..

kanape arkası dolap manzarası


gerçi bu seferkine de bir kaza riski oldu bile.. ama hem tekerlekli olduğundan kaçabiliyor dolab-cık.. hem de bu kez abajurlar kumaş.. ayakları metal..
düşürülebilir hasarsızca..
ben hala otururken bu kadar kolu bacağı uzatma durumunu anlayamıyorum..
ha uzanmak yatmak ayakları altımıza toplamak saba melikesi durumları hepsini anlıyorum da..
kolu kanapenin sırt dayama yerine atma gereğini çözemedim..
inceliyorum çözünce yazarım..
kanapenin arka manzarası

kitaplık önü yazılı abajur şapkası =)


fotoğraf evin değil..
sadece pinterestte hoşuma giden görünümleri topladığım
mantar panomdan.. bir tanesi..
diğerleri nasıl diye merak ediyorsan şuraya..

içimde kalan ve para harcamadan ve doğaya zarar vermedem gerçekleştirdiğim ev süslemelerini seviyorum..
gözümün değdiği yeri sevince beğenince huzurum keyfim ve konyak veya merlo tüketimim artıyor.. =)

dördüncü gün için..
çarşaf etiketlenme işini yazayım..
bizim evde çarşaflar nevresimler hep gezer.. özellikle nasıl oluyor bilmiyorum ama aynur hanım tek kişilik lastikli çarşafı çift kişiliğe bile takmayı başaranlardan.. bir bunu bir de.. askılarımızı birbirine katmadan duramıyor.. sırf bu nedenle renkli askılar aldım ahşap askıların sarı ve turuncu olanları çekirdeğe.. mor ve beyaz olanları bana.. düz ahşap olanlar çbye dedim ama başaramadım..
 askılarımı kılıfladım.. sırf bu yüzden..  şimdilik bi onlara dokunamadı..

çarşafları etiketlemek pek kolay bişi..
bir adet altın rengi ispirtolu kalem kalın uçlu edindim.. miştm.. en kaligrafik yazımla..
baş harfleri yazdım.. ütüledim o köşeleri..
sıcak boyayı sabitler..
=)..
denendi başarılı.. tavsiye ederim..
artık sıkıysa karıştırsın..

beşinci güne kahve köşesi projesini koyayım..
bunca kahve seven kadın olarak.. sadece bir kettle durup duruyordu bi köşesinde mutfağın bu böyle olmaz dedim..
bir adet tepsi koydum önce..
sonra içine kettılı.. ve bir şekerlik.. sütlük içine şirin kaşıklar..
coffee time yazan kahve desenli peçeteler.. dantel görüntülü bir peçetelikte..
sonra.. bir de çay kutusu koydum çay severleri de kapsasın tepsim.. kutuyu de ben boyamıştım..
patine beyaz..
bir iki şirinlik daha olacak da.. az vakit.. hepsi bir arada köşe şirin oldu.. işte iki üç dört beş.. =)..
altıyı bari fotoğraflayıp.. anlatayım akşam..
hem bu yazıyı da foto edit ederim belki sonradan..

edit saat 23.den sonra fotoğraf ekledim birkaç tane..
şu tekerlekli kanapearkasıdolap ile ilgili konuşasım var..
o benim okumadığım kitaplar dolabım oldu.. çok da iyi oldu..
leke de çok beğendi..

okunmamış kitaplar dolabı

tekerlekleri sayesinde çekilip itilip devirmeden temizliği yapılabiliyor.. ve 
abajurların .. tüm elektrikli aletlerin yerlerde sürünen kablolarından nefret eden ben için..
süper de saklama fikri geliştirdim.. saklama derleme toplama..

velkro band ile.. hem çiftli prizi hem de kabloların fazala uzunluklarını toplayıp dolabın arkasına sabitledim

kablo düzenleme

pek de düzenliyimdir.. =)



1.11.2012

buduarın otuz günü olsun mu ??

o kadar iddialı değilim ataletin otuz gününü bile yazabileceğimden emin değilim..
ama hani burda da yarım kalmış şeyler var..
belki burayı da bir çeki düzene koymak lazım....

listede otuz madde bulursam bunları da bu ay tamamlayayım diyorum..
* buduarın lambaları..(2 proje) ay hatta üç..
*çocuksa albüm dijital ve gerçek albüm.. iki çarpı iki.. dört..
*21liğin grafik karalamalarını toplamak için bir proje..
*çekirdeğin odasının son birkaç işi.. duvar kağıtlarıyla ilgili.. dvdplayerle ilgili düzenlemeler.. 2-3 de bu eder..
*mutfakta perdesi.. kaşık projesi.. kahve köşesi prjesi.. 3 de buraya.. bi de dolap boy.anması var dört..
tabureyi de koy .. beş etti..
*giyinme odası projesi. bu biraz karışık parmak hesbı ile......bir boya.. bir kağıt kaplama bir aydınlatma.. iki dolap yerleştirme düzenleme.. bir de hobi malzeme kategorizasyonu dersek.. en az yedi proje çıkar..
*çarşafların etiketlenmesi.. =P.. bir de bu..
*ırmağa örgü öğretmek var...
*o maraton zamanında yapılanları fotoğraflamak ve yayınlamak var ki en az beş proje bunlar..
*kitap ciltleri vardı bekleyen onları tamamlamak olsun.. bak yirmidokuz etti sanırım..
*hadi son bir de.. kolaj çalışmalarımı içinde toplamak için bir el çantası imalini koyayım...
otuz..

hergün en az bir şey yapmam anlamına geliyor bu..
günün yoğunluğuna göre.. yapamadığımda da.. hazır bitmiş yayınlanmamışları kullanırım..

oldu bu iş.. =)..



5.08.2012

kesme tahtası.. canıtını eklemeyi unutmak.. suda gezmiş tahtalar.. yenilebilir cilalar




bir kesme tahtası almıştım..
tahta ve kase bir arada.. doğruyorsun bir bıçak kaydırma hareketiyle.. hop kasenin içine..
ben pek mutfağa girmiyorum..
ama çekirdeğim başladı arada birşeyler yapmaya..
pratik göründü bana da..

velakin iğrenç bir turuncumsu renge cilalamışlar..
sahil severim..
beyazla yıkanmış tahtaları severim..
boyadım ben de..
ama üzerinde besin maddesi olacak ya..özel bir vernik gerek..


şu ikeanın balmumu cilası karşılığında..
guglanımda çıkan ciladan almıştım..
balmumu değilmiş..
balık bazlı bişeymiş..
ve ahşap mutfak tezgahları için özel üretilmiş..
üzerinde besin kesilmesi için..
yenilebilir cila..
merak ediyuordum .. fiyatı da uygun on9 lira.. aldım..

ama kullanımı biraz karışık..
sürüyorsun..
dört saat sonra ..
parlatıyorsun..
fazla cilalarsan yapışkanlık yapıyor..
pek benim tarzım değil..
ben kolaycacık yapılan işleri severim..
o yüzden büyük bir yüzeyde denemek istemedim..


tahtam bu iş için uygun göründü gözüme..
önce..
beyaza boyadım..
sonra zımparaladım..
sonra balık yağladım..
yapışkan oldu..
bezle silmeye çalıştım asla yapışkanlığı gitmedi..
ince zımpara aldım elime..
ıslattım da..
onunla uğraştım biraz..
beyaz boya..
balık yağı cila..
yapışkanlık gitti.. güzel kaygan oldu..
suda gezmiş tahta gibi oldu..
eh ben beğendim..



ama..
dolaplarda filan kullanmam..
durur öyle kenarda..



kullanmış olan memnun kalan  veya denemek isteyen varsa.. hemen gönderebilirim.. =)
ataletbloğun mail adresi köşecikte duruyor..


31.07.2012

köşe dolabın yazı tutkusu.. kireç boyası..kolay patine edebilmenin hafifliği..


bu sadece girizgah.. ister oku ister okuma sevgili okur.. 
el emek bölümüne bakmıştık diyorsan.. doğrudan yıldızların altındaki bölüme gidebilirsin..

şimdi burası kendi halinde bir buduar el emekçisinin bloğu ya..

kendi halindenin anlamı çok büyük..
kendi hali dağınık.. kendi hali.. "prokrastineyşıncı.. kendi hali.. maymun iştahlı..
olan bir log yazanının el emekleri.. de..
kendi gibi sırasız amaçsız keyfe keder olduğundan..
hiçbir zamn yüksek reytingli.. çok tıklı..
ürettiğinden nemalanan bir yer olamıyor bu blog da elbet..

yoksa ben istemez miyim..
bir ucundan başladığım işi..
adımadım fotolayıp..
allayıp pullayıp.. hatta sipariş filan alıp..
ya da üretim fazlasını pazarlayıp.. çalışan kazanan blog olsun burası..

ama hayat kendi akışını nasıl bize hiç danışmadan belirliyorsa..
el emek de aynısını yapıyor..

en son çıt çıt hanımda kalmıştık..

ama çıtçıt hanım..
hala konuşmuyor benimle..
zımparalandı..
renk akmaları kahve marifetiyle düzeltildi..
ve oturuyor öyle..
üzerine bir kat su bazlı vernik attım..
korumak için..

çok mu koyu renk..
çok mu sade..
bilemiyorum..
ama konuşmuyor ve oturuyor öylece..

bu arada başka işler ürettim..

malum evde boya çalışması oldu..
ustam pek muntazam çalıştı..
saatinde geldi..
saatinde gitti..
pazar demedi çalıştı..
bir damla damlatmadı..

ben de.. fotoğraf baktım..
onu buna kattım..

salondaki kitaplık bölümüne ek yapmaya karar verdim..
marangoza sordum.. dörtyüz lira istedi..
eğer istediğim ebatta kitaplıkların piyasada elli altmış liraya satıldığını bilmesem..
yaptırırdım..
sorunum benim istediğim boyutta kitaplığın piyasada geçici olarak bulunmamasıydı..
ama..
sonunda koçtaşta buldum..
eve biri geldi..
kitaplığı duvara çaktı..

bu eve taşınmadan önce içi yapılırken..
ev tek duvara indirildi..
kolonlara bile elden geçirildi..
o kadar uzun sürdü ki ..
sabırlar tükendi..
içini süslemeye sıra geldiğinde..

bir dostumun dostu olan mimarla görüşmüştük..
onunla ilk plan üzerine konuşmamız sonrasında çb..
benim elimi mimara bulama demişti bana..

ve ben de olur demiştim..

her alanı amaca yönelik planlamıştım..
sonuçta benim nasıl yaşadığımı ben bilirim diyerek..
ama gel gör ki..
eve taşındığımız gün..
her duvarın en gösterişli yerinde bir heyula radyatör..
her duvarın orasında burasında şurasında..
kablo ayrıştıran köşe.. sigorta kutusu priz.. onun üç santim üst sağ yanında adsl.çıkışı..
onun üç santim alt sol yanında ıbıdık olduğunu görünce..
başlamıştı kabus..

elde dolap.. o duvara bu duvara dayamaya çalışmış sonunda yer bulamayıp koca güzelim dolabı atmıştım sinirden..

bazı sorunları çözdüm.. ama bazılarına çözüm kısmeti ancak geldi..
çünkü hayat bildiğini okudu..
evi benden beni evden soğuttu.. iki defa ergen sorunu yaşattı bir defa kalıcı ergen nasıl olur.. sempozyumu verdi..

ve şimdi..
eğer hayat sakin durursa..
sıcaklardan etkilenip.. bir yaramazlık etmeden oturursa..
bu görsel sinir bozuculuklardan kurtulma çabalarıma start veriyorum..
bu sefer..

ve en önemlisi..
sinir bozucu..
kahverengi kanape..
gitti..

işte bu ferahlamaların ışığında sana da ilham verecek bazı el emekler de üretilmeye başladı..
öyküsüyle geliyor..

***********

köşe dolabın yazı tutkusu..

duvardan doksanbeş derece açı ile çıkıntı yapan 32 cmlik bir kolon..
bir şişli apartman dairesi..
yüksek tavanlı bir salonun en uzun duvarında.. başladı..

bir fotoğraf.. bir ingiliz dekorasyon dergisinin..
bir sayısında..
minimini bir dolapçık..
üzerinde tornalı çerçeveli bir ayna..
köşede bir üçgen cam kapaklı dolap asılmış..
öyle güzel bir denge.. işte bir fotoğraf köşe dolaba can verdi..

fotoğraf kesildi..
çantaya konuldu..
kadiköy antikacılar bölgesine.. gidildi..
minicik dolap var.. çb'nin annesinin dolabı..
tornalıayna ayna ve camlı köşe dolapçık yaptırılacak..
tuhaf açılar.. ölçüler güven veren bir ustaya verildi..
eski evlerin tavan tahtalarından yüz elli yıllık ahşaplardan üretilmek üzere..
yeniden yapım..

köşe dolap ayna ve dolapçık üçlüsü..
o evde hüküm sürdüler altı yıl.. çok güzeldiler.. anıları ve iki kadını saime hanımı ve çbnin annesi leman hanımı hatta bazı başka eski zaman kadınlarını anan minik objelerle doldular..

köşedolapçık o evden bu eve gelince yer bulamadı kendine bir depo alana tıkıldı kaldı.. orda da kapağının camı kırlmış..
toz cilasının içine işlemiş bir yaşama mahkum kaldı..

geçenlerde yazı takımlarımı sergileme derdine düştüm ben..
araya araya hal oldum.. uygun bir dolapçık..
beğenmediğim bazı dolapların fiyatını sorduğumda..aldığım cevaplar  karşısında gözlerim büyümüşken
aklıma geldi..
dolapçık..
depodan çıkarıldı.. marangoza götürüldü.. "şunun arkasını kes" denildi..

kesildi geldi..
ilk halinin fotoğrafını çekmeyi unuttum ama eski evde köşede asılı haldeki fotoğrafı vardır eminim bir yerlerde.. bulunca eklerim...

şimdilerde açık renge takıldığım için..
patin patin patine her daim sevgilim olduğu için..
işte böyle güzelleştirildi..

beyaz  "kireç boyası" ile patine hali..
ben hep söylediğim gibi.. kolaycı bir el emekçiyim..
istediğim dekoru oluşturmak benim amacım arzum..
o yüzden duvar boyası kullanıyorum..
su bazlı duvar boyaları o silikon katkıları yüzünden çok iyi patine edilemiyor..
ama tavan boyası denilen boya.. muhteşem..

burada bir girdi yapmam gerekiyor..
önemli bir girdi..
geçen yıl karatahta boyası öğrenmiş ve şurda anlattığım gibi.. bir tane üretmiştim..
işte bu boya abedede artık..
satılıyor..
bir de marka var.. annie sloan.. boyacı kadınların martha stewart'ı..
o kim diyorsan gugl'anıma sor sayın el emekçi..
bu iki kadın el emekçilerin piri zira..
ilham verici insanlar..
derken geçen gün.. bir cümle ile kendime geldim..
"chalk paint" ile "chalkboard paint"sözcüklerini karıştırmayın diyordu yazıda..
ve ben hep karıştırıyordum..
hata onlarda ..

biz karatahta diyoruz.. onlar üzerine tebeşirle yazıldığı için olsa gerek..
kireç tahtası diyorlar.. diğerine de kireç boyası ..
aradan bir board düşünce.. benim dikkatimden kaçmış..
gerçi boyanın vasfında bir değişiklik yok..
teknik aynı üretim aynı..
ama terminolojide hata olmasın ki..
yarın öbür gün..
bu tip malzemeler satan bir yere girdiğinizde.. yanlış bilgilenmeyin..

daha kolay patine için ve fırça izlerinin oluşmaması için..
içine derz katıyorum..
alçı da olabilir..

ölçü şöyle..
bir ölçü.. tavan boyası..
ve kocaman bir kaşık tepeleme alçı ya da derz..
topak kalmayacak şekilde karıştırılacak..
sonra sür dolaba..
zımparaya filan gerek yok..
sür bırak kurusun..
sonra al eline zımparanı..
okşa dolabı..
önce zımparayla..
sonra elinle.. pürüz kalmayana kadar..
hele altından yer yer ahşap görünürse.. daha da hoşuma gidiyor benim..
bu birinci beyaz katı..

gri-bej "kireç boyası" ile patine hali..
bu da ikinci kat.. çekirdeğin odasından artan bir gri-bej ..
yine su ve alçı katılarak..
sürülüyor her yere..
sonra.. zımparalama okşama..
gözüne hoş görünene kadar..
doğal patine olması için .. zaten kullanılırken en çok  sürtülen vurulan çizilen yerlerin yani kenar köşe ve el değen yerleri bir de kulpların takıldığı bölgeleri daha çok zımparala.. yeter..
gri-bej patine yakından
içini tamamen beyaz bıraktım.. rafların kenarlarını patineledim ama..
boyarken camını korumak için fotoğrafın alt köşesinde göründüğü gibi..
flasterledim camı.. menteşelerin etrafını dikkatlice dolaştım içten dıştan ince bir ..fırçayla .. onları flasterlemedim bile..
sonra pudra ponponunu.. ay pardon zımparayı aldım elime..  onu da patineledim..
kapağın açılıp kapanmasına engel olmasın diye temas yerlerini..
boyanın kalınlık yapmaması için iyi kontrol ederek zımparaladım..

vernik de daha önce dediğim gibi..
akrilik vernik.. yani su bazlı..
benim hep kullandığım trimetal gelmişyormuş artık..
başka bir marka geliyormuş..
onu denedim..
sonuç yine süper oldu..
kokusuz..
zehirsiz..
çevre dostu..

pazar günü sabah başladım..
gide gele..
kahve içe..
fön çektire.. iki kat beyaz.. bir kat gri bej iki kat vernik işini bitidim..
akşam yatmadan önce son verniğini de atmıştım..

son hali..
ve dün akşam yerine astım sonunda..
kitaplığın aradında kalan kolona astım..

üzerine.. hokkanın latincesi olan ATREMENTARIUM yazıp..
sonra yazıyı da patine edeceğim..
yani yarın.. mobilyaların üzerine kolayca yazma.. dersi var..
ve içine keyifle yerleştireceğim..
hokkalarımı divitlerimi..

dolabın arkasından çıkan üçgen ahşap ise..
o başka bir yerde değerlenecek..

ne olsa.. yüzyıl başından kalma bir ahşap..
yüzyıl derken yirmincisinden söz ediyorum hem..

canıtın bu işlerde becerikli bir yardımcı.. hem de güzel bir konu mankeni olarak aramızda..







22.07.2012

kitaplık merdiveni.. ev yapımı beyaz karatahta boyası ve canıtın

verimsizim bu aralar..
bişeyler yapıyorum ama.. akmıyor fırçamın ucundan.. hayal gücümden..

bu yüzden ondan ona atlıyorum..

çıt çıt dolabın üzerine bir kat vernik sürdüm ama hoşlanmadım vernikte birmatlık vardı..
yenisinialdım zaten kutu çok azalmıştı..

ama sürmedim bi,liyor musunuz..
onun yerine ..
bugün ben hoşbişey yaptım..
yıllardır istediğim ve başınızın etini yediğim bir şeyi oluşturmaya başladım..

şöyle bir şeyim vardı...
hatta  iki şeyim vardı..

sonra bunu gördüm..

http://onegirlinpink.blogspot.com/2012/05/frenchy-table-special-bowl-story.html

ve şu anda..
bununlayım..


farkındaysanız burda birçok durumda birçok malzeme bir arada..
alttaki boyalı..ve vernikli ayaklara sahip..
üstteki vernikli bacaklara sahip..
ve her ikisinin üzerindeki bölümler de parlak bir lamineyle kaplı..
mdf plakları..

önceden suntaydılar ve kumaşla kaplamıştım onları..


artık canıtını boya işlerinde asistan olarak kullanmaya karar verdim..
ataletin imzası olarak..
burnunu .. ay gagasını her yere sokacak..


böyle karışık malzemeleri..
boyamak için ideal malzeme.. karatahta boyası..
rengin beyaz olduğuna bakmayın..
o özel bir boya ..
ama her zamanki gibi ev yapımı ..

bir ölçek boya..(tavan boyası.. benim durumumda bu ama siz plastik boya akrilik boya da kullanabilirsiniz)
bir ölçek su..
ve bir kaşık .. derz..bildiğin fayans derzi..
beyaz kara tahta boyasını seçmemin  amacı ..  not yazmak değil.. 
deli gibi örtüyor.. tam olarak kapatıyor.. kolayca zımparalanıyor eskitmeye çok yakışıyor..
patin patin patine.....

bunu hazırlarken azar azar hazırlamak gerek..
çabuk kuruyor çünkü..


hatta arada domatesli pilav aklınıza düşerse..
yapmaya giderken..
sakın fırçanızı ve boyanızı naylon torbaya koymayı unutmayın...

şu an iki kat attım ..
belki yarın zımparalarım belki çıt çıt dolabı boyarım..
bilmiyorum..
ama sizi haerdar ederim..





16.07.2012

çıtçıt dolap.. boya adana.. yine yeniden boyalar ..

yeni bir harabedeyiz..
yine yeni ufuklara yelken açıyoruz..=)..

bir dostum..
ev aldı.. içini yaptırıyor .. hızlı da olması gerek..
zira içinde oturduğu evi de tadilata girecek..
ama o çok bakar ..
üstüne yatar bir uyur.. düşünür.. vazgeçer..
zor karar verir..
hadi sen de gel dedi bana..son akınma turlarında..
elimizde iki acilen ustaya alınması gereken şey ve onun görüp hayallendiği şeyler listesiyle gittik modokoya..

benim sanıyorum iyi bir görselliğim var..
evi görmüştüm.. daha yeni duvarlar örülmemişti.. kapıdan doğrudan salona girilen bir daire..
bir giriş oluşturuluyor alçıpanlarla..
işte bu duvarları görmemiştim..
seramikleri gördüm ama.. fotoğraf olarak..
yine de..
bana seçmeye çalıştığı duvar kağıtlarını gösterince hemen bildim..
gördüm ben o antreyi..
kağıt budur..
eşya budur.. diye diye gittik..
koltuk yüzlerini seçtim..

sevinerek döndük eve..
o sevindi ben de gördüğüm bazı şeylerle esinlendim de geldimeve..

bu hafta dört gün salonda ve girişte boya vardı yok onu ben yapmıyorum.. muhteşem titiz.. devlet dairesinden emekli olmuş görüntülü bir usta yaptı..
kirletmedi dağıtmadı kırmadı.. süperdi..

bu sefer beni hiç yormadılar..
ev de boştu zaten.. kızdırmadılar da..

ama cumartesi günü..
duvara çakılacak kitaplıklar yüzünden birinci marangoz.. yarım saat sonra eşimi şehir dışına tatile  götüreceğim diyerek..
ikincisi de..ugün montajdayım.. yarın da eşimi pikniğe götüreceğim denizkenarına diyerek.. beni mat ve şoke ettiler..

çb'ye hiç böyle bir cümle kurma ortamı sağlamadığım için biraz aptal hissettim ..

duvar için kum beji seçtim..
seviyorum bu rengi hem sıcak hem serin..

kitaplıklara ek yaptım..

bu ev yapılırken eşyaları koymayı planladığım her yere çb'nin kalorifer peteği çaktırdığını gördüğümde şoka girdiğimi anlatmışmıydım.. bütün güzel duvarlarda.. kalorifer petekleri..
girişte de her biri ayrı yanda sigorta kutusudur.. kablo dağıtım kutusudur eve gereken beni delirten inşaat sorunları var..

bu sefer hepsine çözüm geliştirmeye kararlıyım..

kahve rengi kanape gitti hem biliyor musunuz.. =)

petek üstü iki yeni kitaplıkla başladık..
geçen yıl kitap sayfalarıyla kapladığım kitaplık da yerini aldı..
araya da bir projem var ama şimdilik uykuda..

epeydir "media dolabı" peşindeyim.. karakterli bir şey istiyorum..
meğer evde varmış =)..
cilası ve bir iki ufak tefek değişikliği yapılınca süper bir şey olacak..

ama ben her zamanki gibi.. gereksiz ve acil olmayan irşeyden başladım işe..
saime hanımın çıtçıtlı dolabından..
fotoğraf yok..
sonra ekleyeceğim..
1947den beri cilası değişmemiş.. aslında son ana kadar da iyi görünen dolabın değişmesi gerektiğine karar verdim..
kaplama.. ceviz olduğunu sanıyorum.. kestane de olabilir..
ölçüleri güzeldir onun dışında pek  özelliği yoktur..
bir de kapakları açılırken çıkan çıt sesi..
çıtçıt dolap adlandırması o yüzden..
salonda dururdu.. ben küçükken üzerinde radyo vardı..
sonra dekoratif kullanıldı..
evlenirken ben çaldım onu..
ayakkabılık oldu..
içi kaplanıp minik büfe oldu..
arkası delinip müzik setini üzerine televizyonu koyduğumuz medya kutusu oldu..
şimdilerde içki dolabımsı bir görevi vardı..

parlak vernik gitmeli dedim.. beyaz olsun dedim..
aldım zımparayı..
ama kıyamadım zımpara sonrası görüntüsünün güzelliğine..
lakin yer yer ufak su lekeleri vardı..
su lekesi ahşabın vernik altında hapis kalan su nedeniyle renk değiştirmesidir..
yani vernikte ufak ir çizik varsa dahi oluşur..
masif mobilyalarda derin zımpara ile hallolur ama..
kaplamada.. kaplama kalkabilir çok zımpara yapılırsa..
üstteki lekeler zımpara sonrası umduğumdan geniş..
ama esas kapakta.. önceden hiç belli olmayan bir leke çıktı ki..
bana işi bıraktırdı..
mahvettim güzelim dolabı duygusu ile..

epeyce seyrettim..
gidip bir zımpara daha attıım..
olmadı..
evde şu depo marketlerde satılan kalem şeklinde rötuş kalemleri vardı..
denedim.. çok kötü oldu.. yeniden zımparaladım.. zorlamadım gelmeyince fikir gelmiyor işte..

bu sabah.. gene baktım..
bu sefer konuştu benimle..
ne yapacağımı biliyorum artık..
bu arada..
diğer çözümleri de anlatacağım elbet..
dolabı da fotoğraflayacağım.. şimdilik bu bir rapor özetidir.. =)
gerisi pek yakındadır..

kitap kaplı kitaplık

gümüş rengine boyanacak rürtik korniş ayağı ve buzlu yaseminli yeşil çay..

kum beji.. ve siyah torbanın altındaki çıtçıt dolap..


15.05.2012

kediler kuşlar.. bahçeler.. lambalar hakkında...

yazı yazasım yoktu aslında pek..
daha çok okuyorum.. üretiyorum..

bahçede kedilere kızmaktayım..
tamamsığınacaklar gelecekleranladık amabu kadar kirletip bu kadar kokutmazki insan.. ay kedi ..
yastıklarımın tepesindeler hep.. ikidakikaarkamı dönsem hem de..
neyse gene debu akşam eve geldiğimde..
evin içi soğuk bahçe ılıktı..
içeceğimi, alıp bahçeye çıktım yağmur başladı bir yandasuluk fışırtısı bir yanda yağmur..
kucağımda leptop.. zira tepedeki aydınlatma okumaya yetmiyor..
bahçeye birlamba gerekayaklısından..
üç adet aday var evde..
biri kocaman ayaklı.. iki uçlu..
birisi aşağı doğru kıvrılıyor.. okumaya yarıyor.. diğer, yukarı doğru aydınlatıyor..

diğer ikisi bildiğin masa lambası ayakları.. birisi beyaza bopyalı olarak geldi.. diğeri metal..

bütün ayaklara sadece tek bir şapka alternatifim var şu anda..
siyah ve kare..

ben de ilham peşindeyim..


bundan artık sıkıldım.. fazlası da fazla.. hem sümüklü böcekler..tutkalı yiyorlar pek deseviyorlar.. geçelim..


bu çok güzel bir fikiramaetrafta böyle kabuk yok..böyle ağaç yok..

bunu sevdim.. amaartık fazla kuş da fazlaolmaya başladı..



bunun ayağı benim ayağa benziyor aslında..hoş da..
zor da değil..


en basiti ve kolayı bu aslında..

hem size göstermediğim bir yastığım var.. boyadığım ona da uyar....

bahçeye..
bahçe gardın.. jarden yazılmasından hoşlanmıyorum..belli zaten bahçe olduğu..
çiçek dersen fazlaca var zaten ortada..
yazı seviyorum ama zeki birşey olmalı.. 
hem lambanın bahçeylealakası yok.. okumakla alakası var..
ay deliricem derken..

aklıma bu geldi..


sakin ol bahçende çalış  =)..

ya da..


hmm ... fikrim geliyor..

kara tahta .. boyası..
ve diğerleri birleşince evet fikrim geliyor....=)..

yarın sanırımkeyifli birokuma lambası sahibi olacağım...
=)

şimdi okuyacağım..
ama ..